Bir ‘meta’morfoz hikayesi: Meta sansürden mi, yoksa sorumluluktan mı kaçıyor?

Mark Zuckerberg, bir sabah yatağında bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini devcileyin bir Donald Trump (MAGA) taraftarına dönüşmüş buldu. Bu bir ‘Meta’morfoz. Meta, yeni dönemin kültürel ve siyasi şartlarına uygun olarak dönüşüyor.
Bir ‘meta’morfoz hikayesi: Meta sansürden mi, yoksa sorumluluktan mı kaçıyor?

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Mark Zuckerberg, bir sabah yatağında bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini devcileyin bir Donald Trump (MAGA) taraftarına dönüşmüş buldu. Köşeli anlatılarla yetinenlerden olsaydım muhtemelen tüm yazıyı bu ilk cümlenin etrafına kurabilirdim. O zaman işim çok kolay olurdu. 

Zaten ana akım ABD medyasının Demokrat kanadı da çoğunlukla bunu tercih ediyor. Haklılık payları da var ama hepsi o kadar değil. Tahmin etmişsinizdir. Meta’nın ABD’de Haber Doğrulama Programı’nı sonlandırma kararından söz edeceğim.

Doğruluk Kontrolü Programı neydi?

Öncelikle hatırlayalım. Haber doğrulama programı, Meta’nın platformlarındaki bilgi düzensizliği sorunuyla mücadele için 2016’da başlattığı bir program. Bu programda Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı'na (IFCN) dahil bağımsız doğrulama organizasyonları yer alıyor. 

Bu organizasyonlar, platformdaki şüpheli haberleri doğrulama kriterleriyle inceliyor. Meta ise onların incelemesini baz alarak yanlış bilgi içeren paylaşımları etiketliyor ve erişimini azaltıyor. Türkiye’den de Doğruluk Payı ve Teyit․org bu programın partnerleri.

Meta bu sorumluluğu niye hissetti?

Meta, böyle bir sorumluluğu durup dururken almadı. 8 Kasım 2016’da yapılan ABD Başkanlık seçimleri sırasındaki tartışmalar bunda en önemli etken. Kaldı ki program da seçimden bir ay sonra, 2016 Aralık ayında başladı. 

2016 seçimiyle başlayan, 2018 yılında eski bir çalışanının ifşasıyla zirveye ulaşan Cambridge Analytica veri ihlali skandalından sonra bu konuda bilinçlenme başladı. 

Bu skandal, Facebook kurucusu ve günümüzün Meta CEO’su Mark Zuckerberg’i, ABD Senatosu önünde ifade vermeye ve nihayetinde 2018 yılında gazetelere ilan vererek özür dilemeye kadar götürdü. Zaten o günlerde Zuckerberg, her fırsatta özür diliyordu.

Paradigma nasıl değişti?

5 Kasım 2024'teki ABD seçimiyle birlikte paradigma değişti. Çünkü Donald Trump, bir dönem aranın ardından ezici bir üstünlükle ikinci kez ABD Başkanı seçildi. Bunun elbette bir dizi sonucu olacaktı. 

  • Zuckerberg geçen Salı (7 Ocak) paylaştığı bir videoyla ABD’de Haber Doğrulama Programı’nı sonlandıracağını duyurdu. 

Doğruluk kontrolü için X'te ve kısmen Youtube’ta halihazırda kullanılan “Topluluk Notları” benzeri bir modele geçilecekti. Zuckerberg bu kararı, “İfade özgürlüğü konusunda köklerimize dönmenin zamanı geldi” cümlesiyle açıkladı. Buradaki "ifade özgürlüğü" vurgusunu şimdilik tırnak içine alalım.

Meta’da adım adım Trump dönemine hazırlık

Meta ve Zuckerberg’in, ABD’nin yeni dönemine hazırlık için tek adımı bu değildi. Zuckerberg, Kasım ayında Donald Trump ile yemek yiyerek buzları eritmişti. Bu yemeğin ilk sonucu, Trump’ın Başkanlık devralma töreni için 1 milyon dolar bağış yapması oldu. 

Sonrasında İngiltere'nin eski Başbakan Yardımcısı ve Meta Küresel Politika Şefi Nick Glegg’in yerine şirketin Cumhuriyetçi kanadından Joel Kaplan getirildi. Bu da yetmedi. Şirketin yönetim kuruluna Donald Trump’ın müttefiklerinden Dana White dahil edildi

Meta ayrıca içerik inceleme operasyonlarını da Kaliforniya’dan Teksas’a taşıma kararı almıştı. (Çünkü Teksas yasalarında sosyal medya platformlarındaki içeriklerin denetlenmesini sınırlayan hükümler vardı.)

Bu bir ‘Meta’morfoz

Buraya kadar olanları anlamak güç değil. Başlıkta da vurguladığımız üzere bu bir ‘Meta’morfoz. Meta, yeni dönemin kültürel ve siyasi şartlarına uygun olarak dönüşüyor. Programı sonlandırma kararı şimdilik ABD ile sınırlı. Ancak orada kalmayabilir. Zuckerberg’in "Amerikan şirketlerinin peşine düşen ve daha fazla sansür uygulamaya çalışan dünya çapındaki hükümetlere karşı koymak için Başkan Trump ile birlikte çalışmayı planladığı” vurgusu, geleceğe dair bir işaret.

  • Şimdi söz konusu açıklamadaki "sansür" kelimesini alalım ve daha önce tırnak içinde kullandığımız "ifade özgürlüğü"ne vuralım. Bunlar, ABD’nin iptal kültürü, wokeçuluk (uyanmış zihin) gibi güncel tartışmalarının bir bakiyesi. 

Türkiye özelinde "ifade özgürlüğü" ve "sansür" itirazlarını soldan duymaya alışkınız ama ABD’de bizdekinin aksine yıllardır sağ kesimin ağzından düşmüyorlar. ABD sağı, Meta’nın Haber Doğrulama Programı dahil tüm içerik denetleme mekanizmasının Woke Kültürü çerçevesinde çalıştığına inanmış durumda. Donald Trump’ın 2020 seçimleri sonrasında platformlardan atılması da bu anlatıyı taçlandırıyor. 

2024 seçim sonucunu, bu kültüre karşı da bir zafer olarak yorumlayan muhafazakarlar artık sonuç bekliyor. Meta’nın Nefret Söylemi Politikası’ndaki değişiklikler de bu sonuçlardan biri. Buna göre, platformda örneğin eşcinsel ve trans insanların “akıl hastası” olduğunu söylemek artık serbest. Ordu, kolluk kuvvetleri gibi görevlerde cinsiyete dayalı sınırlamaları savunmak da mümkün.

İptal ve Woke kültürünün bakiyesi

İptal ve Woke kültürü bu yazıya sığmayacak kadar büyük bir tartışma. Bu kültür bir dönem öylesine güçlendi ki sadece bugün değil, geçmişte de söyledikleri veya yaptıkları yüzünden nice kamusal figür iptal edildi, itibarını yitirdi. 

Haklı hesaplaşmalarla birlikte, ambulansın peşine takılıp trafiği atlatan fırsatçılar misali, bu durumu politik veya bireysel avantaj için kullananlar da oldu. ABD ile doğrudan ilgili değil ama Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası, İtalya’da bir üniversitenin Dostoyevski derslerini iptale kalkışması gibi örnekler (tepkiler üzerine geri adım attı) bu kültürün nerelere vardığının komik bir örneğiydi.

Meta’nın Haber Doğrulama Programı’nın bu kültürle organik bir ilişkisi olmasa da ABD Sağı, faturayı onlara kesmiş durumda. Meta CEO’su Mark Zuckerberg de buna itiraz etmiyor. Haber Doğrulama Programı’na son verme açıklamasında "İçeriği denetlemek için çok sayıda karmaşık sistem kurduk, ancak karmaşık sistemlerdeki sorun, hata yapmalarıdır. Gönderilerin sadece %1'ini yanlışlıkla sansürleseler bile, bu milyonlarca insan demektir" diyor ve -geçmişle tam tersi istikamette olsa da yine hatayı kabul ederek, özür moduna geçiyor. 

Zuckerberg, bugün de belki üç-beş yıl sonra yeniden özür dileyeceği kararlar alıyor.

Nedir bu Topluluk Notları?

Burada trajikomik olan şu ki, sosyal medyada sesi çok çıkan bir topluluk içinde yükselen bir kültürün faturası Haber Doğrulama Programı’na kesilirken onun yerine Topluluk Notları adlı bir sistem öneriliyor. 

Elon Musk’ın Twitter’ı satın aldıktan sonra içerik denetimiyle ilgili birimleri lağvedip, mevcut Birdwatch programını dönüştürmesiyle oluşmuş bir sistem bu. Bu iş için gönüllü olan platform kullanıcılarının şüpheli gördükleri paylaşımlara bağlam ve düzeltme eklemesi prensibi üzerine kurulu. 

Bu sistem bir yere kadar da iyi çalışıyor. Öyle ki, kullanıcıların bir doğrulama platformundan gelen etiketten daha çok Topluluk Notları’na güvenme eğiliminde olduğunu gösteren bir araştırma dahi var. Diğer yandan özellikle siyasi kutuplaşma başlıklarında Topluluk Notları hiç güven vermiyor. Çünkü partizanlıkla motive olmuş karşıt gruplar, kendi doğrularını hâkim kılmak için bu alanı kullanabilir. Bununla ilgili araştırma sonuçları da var. 

Ayrıca Topluluk Notları, doğrulama platformlarından daha yavaş devreye giriyor. Çünkü nihayetinde, kitlesel bir şüphe oluşmalı ki topluluk devreye girsin. Oysa kimi durumlarda gerçeğin geç anlaşılması, geri dönülmez sonuçlar yaratabilir. Ayrıca pek çok tartışmalı konuda topluluğun devreye girmeme ya da durumu çözüme ulaştırmama olasılığı da yüksek.

Meta aslen neyi unutturuyor

Yazının ilk cümlesinde selamladığımız Kafka karakteri Gregor Samsa’nın hamamböceğine dönüşümü toplum dışına çıkma cüreti gösteren bireyin, toplum tarafından dışlanmasının bir alegorisiydi. İşte Topluluk Notları da sadece toplumun uzlaştığı örnekleri çözüme kavuşturma yönüyle eksik. 

Bağımsız doğrulama platformları ile çalışma yolu da önyargılar ve zamanın ruhu nedeniyle hatadan azade değil. Yani iki modelin de avantaj ve dezavantajları var. 

Böyle bakınca, iki modelin birbirinin alternatifi ve rakibi olduğunu düşünmek için bir neden göremiyorum. Aslen bu iki yöntemin birbirinin alternatifi gibi gösterilmesinde bir hokkabazlık var. O da bir sosyal medya platformuyla bir yayıncı arasındaki ayrımı unuttumak. 

  • Bir platform, içeriği algoritmalarla önceliklendirme; gösterme, az gösterme, hiç göstermeme kararları almaya başladığında artık yayıncıdır. Bunun yasal düzenlemesinin de yapılması gerekir. Çünkü hiçbir yayıncı, sorumluluğu okur veya izleyiciye yükleyerek sorumluluktan kaçamaz. 

Topluluk Notları, Doğruluk Kontrol Programı, dahili moderatörler ve yapay zeka pekala hep birlikte çalışabilir. Hatta bunlara bugün bilmediğimiz yeni denetim yöntemleri de eklenebilir. Burada unutulmaması gereken tek şey var: Platformlar, hangi yöntemle olursa olsun, algoritmalarla düzenledikleri akışın sorumluluğunu almak zorunda. 

“Eskisi mi iyiydi, yoksa böyle mi iyi, sansür mü yoksa ifade özgürlüğü mü?” tartışması bu sorumluluğu unutturmaya çalışmaktan başka bir şey değil.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Ümit Alan

Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR