Bir: Seda Yılmaz

İsmim Alara, yazılışı böyle ama okunuşu Alâra olacak. 24 yaşındayım, tam zamanlı hayatımda Aposto!’dayım ve sosyal farkındalık yayınımız ANGST’ın editörlüğünü üstleniyorum. Soru sormayı sevdiğim gibi, minik hikâyeler toplamaya ve ilham aldığım 20’lik olmayan 20’liklere “20’li yaşlarına dönsen kendine nasıl bir öneride bulunurdun?” merakını yöneltmeye bayılıyorum. Kaygı bozukluğumla yaşadığıma emin olduğum 19 yıllık hayat serüvenim — ömrümün ilk 5 yılını nörotipik bir beyinle geçirdiğimi düşünmek mutlu ediyor — beni buraya taşıdı.
Pandemi gerçekliğiyle ayyuka çıkan kaygı seviyem, toplumsal cinsiyet rejimi kaynaklı eşitsizlik, Türkiye’nin güncel politik durumları, iklim aciliyeti kaynaklı felaketleri artık beynim kaldıramıyor. Mücadele etmek için tutunacak dallar, ilham alacak durumlar ve umudu kestirmeyecek eski topraklar arıyorum! Yaşçı bir noktadan yaklaşmadan, biz 20’liklerin kaygılarını taşıyan ve sorgulayan isimlere hiç olmadığı kadar ihtiyacım var. Belki sizin de vardır. Ayda bir, sizlerle bana umut olan ve It Gets Better projesinin bir parçasıymışım gibi hissettirebilen insanlarla 20’lik okuyucularını buluşturacağım, bir başka ilhamım Irmak Hacımusaoğlu illüstrasyonlarıyla bize eşlik edecek, Yasmin, perde arkasından bizleri alkışlayıp tempo tutacak.

İllüstrasyon: Irmak Hacımusaoğlu
Boomer’lık müessesine oldukça uzak, paylaşımlarından aldığım keyfi yorumlarına bıraktığım binbir kalple ifade etmeye çalıştığım Seda Yılmaz’layız bugün. Seda, Giysiler Ne Anlatır?’ın yazarı. Okur-yazar, harika tweet’ler üretici, bir dönem T24 ve Vogue Türkiye’den hatırlayabileceğimiz bir isim. Benim için tweet’lerimi like’ladığında doğru bir şey yaptığımı hissettiren, bir gün kahve içme ihtimaliyle gelecek günleri çekebildiğim, olaylara bakış açısıyla feminist kalbimi fetheden biri. İyi ki var.
Kaç yaşındasın? Kaç yaşında hissediyorsun?
Otuz dokuz yaşındayım. Otuz dokuz yaşında gibi hissetmiyorum.
Bi’ 20’lik açsak ve sorsak: 20’li yaşlarındaki insanlara önerin nedir?
Bugünün dünyasında fikirler, akımlar, toplumsal ve politik eğilimler çok keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış gibi görünüyor. Siyah ve beyazın dışında ara tonların, nüansların olabileceğini gözden kaçırmamak önemli bence. Bunu sık sık kendime de hatırlatıyorum.
20’li yaşlarına dair bir “keşke” ve bir “iyi ki” nedir?
Keşke dış görünüşüm konusunda o kadar takıntılı olmasaydım. İyi ki yetiştiğim çevredekinden farklı insanlarla tanışmış, onlarla fikir alışverişinde bulunmuş ve değişime açık olmuşum.

İllüstrasyon: Irmak Hacımusaoğlu
O zamanlar kendinle ilgili sevmediğin, şimdi bayıldığın bir özelliğin var mı?
Hiçbir şey gelmedi aklıma!
O zamanlar bugünleri nasıl öngörüyordun? Haklı çıktın mı — yoksa her şey çok mu farklı?
Yirmili yaşlarımda, bugün olduğu gibi politik bir çerçeveden bakmıyordum hayata. Boş bir iyimserliğe kapılmıştım. Belki de bu yüzden geleceğe dair umutluydum. Her şeyin daha iyiye gideceğini düşünüyordum. Bugünse gerçekçiyim. Gerçekçi bir umudun hem bireysel hem kolektif anlamda dönüştürücü olduğuna inanıyorum.
20’li yaşlarının Türkiyesi nasıl bir yerdi? Özledin mi?
Bugüne nazaran daha canlı ve renkli bir yerdi. Özlediğim yanları var tabii fakat nostaljik düşüncelere saplanıp kalmaktan yana değilim. Bugünün gerçeklerini görerek ona göre yol almaya çalışıyorum. Umutsuzluğa kapıldığım, tökezlediğim zamanlar olsa da özellikle kadın dayanışmasına tutunarak ayakta kalıyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




