
Kanada, futbol tarihi dev zaferlerle dolu bir Kuzey Amerika ülkesi değil. Elle tutulur başarılarını “tek tük” olarak nitelemek dahi hatalı olmaz. Ancak bunların hiçbiri iyi bir hikayeleri olmadığı anlamına gelmiyor.
Toronto’da, tıklım tıklım dolu tribünlerin önünde Jamaika’yı dört golle mağlup eden Kanada, Dünya Kupası biletini cebine koydu. Bu, Kuzey Amerika temsilcisinin ikinci Dünya Kupası deneyimi olacak. İlki içinse 36 yıl öncesine gitmemiz gerek.
1985 Eylül’ü 2022 Mart’ından farklı değildi Kanadalı futbolseverler için. Yine bir iç saha maçı, yine hınca hınç dolu tribünler ve birbiriyle uyumlu bir Kanada kadrosu. O dönemler takımın defansında yer alan Bob Lenarduzzi, “Jamaika maçının son düdüğü çaldığında 85 Eylül’üne geri döndüm.” diye anlatıyordu hislerini.
Kanadalı futbolseverlerin takımı sahiplenişi 2022’de neyse, 1985 yılında da aynıydı. Tıpkı pazar günkü gibi tribünlerde herkes kırmızı beyazdı, taraftarlar adeta oyuncularla bütünleşip takıma pozitif bir enerji yüklüyordu. Kanada’nın Atlantik kıyısındaki Newfoundland eyaletinin St John’s kenti, Honduras ile 1986 Meksika Dünya Kupası’na katılmak için final gibi bir maça çıkacak Kanadalı futbolculara, bir hafta önce geldikleri şehirde büyük bir sevgi gösterisinde bulunmuştu.
13 bin kişinin doldurduğu King George V Park’ta oynanan maça hızlı başlayan kırmızı beyazlılar, 1-0 öne geçse de ikinci yarının başında Honduras eşitliği yakalamayı başardı. Kanada ilk golde olduğu gibi ikinci golde de kornerden ağları sarsmayı bildi ve karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı. Meksika’nın ev sahibi olması nedeniyle sadece bir takımın Dünya Kupası bileti alabildiği CONCACAF’ta sekiz takımı geride bırakan Kanada, tarihinde ilk kez Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandı.
Kadrosunda amatör ve salon futbolcuları da bulunan takım, futbolun en büyük sahnesinde boy gösterecekti. Ne var ki, kura şansı yanlarında değildi. Grubunda son Avrupa Şampiyonu Fransa, kadrosunun büyük bölümünü Valeri Lobanovsky’nin Dinamo Kiev “makinasının” oluşturduğu SSCB ve güçlü Macaristan vardı. Öyle ki; bahisçiler Kanada’nın kupayı kazanmasına 1’e 1000, gol atmasına ise 1’e 10 veriyordu.
Güçlü Fransa karşısında ilk maçta Kanada Teknik Direktörü Tony Waiters, günün şartlarına göre sürpriz sayılabilecek yoğun bir pres futbolu oynattı. 79 dakika Fransa’yı durdurmayı başaran Kuzey Amerika temsilcisinin bu dakikada yediği gol kalp kırıcıydı. 1-0 kaybetmelerine rağmen Fransa Teknik Direktörü Henri Michel, “Oyunlarına bayıldım, önemli fırsatlar da yakaladılar.” diyordu. Takımın yıldızı Michel Platini ise, ”Takımıma kızdığım bir maç oldu ama onlar da bizim iyi oynamamıza izin vermediler.” ifadesiyle Kanada’nın oyununa saygısını göstermişti.
Kanada’nın Macaristan maçında aklı belli ki Fransa maçında kalmıştı. Yüksek konsantrasyonları dağılmış, maçın başı ve son 15 dakikasında gelen birer gol ile Macaristan’a 2-0 mağlup olmuşlardı. Artık final maçına geldiklerinde gruptan çıkmaları mümkün değildi. Rakip, onlar için fazlasıyla sistemli ve makina intizamıyla oynayan Sovyetler Birliği’ydi. Fransa maçında olduğu gibi iyi bir ilk yarı geçirmelerine rağmen iki Oleg; Blokhin ve Protasov kalitelerini gösterip SSCB’ye 2-0’lık galibiyeti getirdi.
36 yıl önce Avrupa’nın büyüklerine direnen bir Kanada vardı. Belki tek bir gol dahi atamamışlardı ama tarih onları halen Kanada’nın Dünya Kupası’na giden “ilk” takımı olarak yazıyor ve bunu onların elinden kimse alamayacak. 2022 Dünya Kupası’na gidecek bu takımın ise kendi ilklerini başarmak için önünde güçlü fırsatlar var ve Katar’da bu ilklerin peşinde olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


