Birinin Çöpü, Diğerinin Hazinesi: Kentsel Biyo-Döngüler

Şehirlerin yüksek potansiyelini, biyolojik döngüler ile değerlendiriyoruz
Birinin Çöpü, Diğerinin Hazinesi: Kentsel Biyo-Döngüler

Bugün döngüsel ekonomideki ana döngülerden bir tanesi olan biyolojik döngüleri kent bağlamında ele alacağız. İğne atsalar yere düşmeyecek gibi yoğun nüfuslara ev sahipliği yapan, tüketim kültürünün şahlandığı kentler ortaya çıkardıkları büyük atıklar dolayısıyla döngüsel bir ekonomi için büyük potansiyeller barındırıyor. Bu potansiyeli daha detaylı incelemek isterseniz sizi Şehirler ve Döngüsel Ekonomi başlıklı yazımıza yönlendirebiliriz.

Biyolojik açıdan ortaya çıkan potansiyellere bakmadan hemen önce, daha net bir çerçeve çizmek adına gündemden örneklere bakalım: Tam kapanmada kent pazarlarının kurulamaması üreticilerin ellerindeki tonlarca ürünü çöpe dökmesine sebep oldu. Tonlarca gıda israf oldu; oysa bu atıklar döngüsel ekonomi bağlamında biyolojik/organik atık olarak altın değerine sahip. Döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulandığı bir sistemde organik atıklar enerji ve tarım gibi daha birçok alanda ileri dönüşüm fırsatları sunuyor. Geleneksel olarak organik atık belediyelerin yönetmesi gereken, ekonomik ve çevresel açıdan maliyetli bir sorun olarak görülüyor. Siz de bu algıya sahipseniz yahut bu algıyla savaşıyorsanız doğru yerdesiniz çünkü fikrinizi değiştirmek üzere bu yazıyı yazıyoruz.

Öncelikle atıklarımızın niteliğine bakalım. Tüm dünyada her yıl gıda, enerji, malzeme olarak kullanılmak üzere yaklaşık 13 milyar ton biyokütle toplanıyor. Toplanan biyokütle biyolojik malzemelerle değer zincirinin farklı aşamalarında ilgilenen endüstrilerde kullanılıyor. İlk aşamada tarım, ormancılık ve balıkçılık; işleme aşamasında gıda işleme, tekstil üretimi ve biyoteknoloji; ve tüketim aşamasında perakende ve kaynak yönetimi gibi sektörlerde kullanılan bu malzemeler küresel olarak yaklaşık 12,5 trilyon dolar yani küresel gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 17’sine eşdeğer bir değer üretiyor. Dünya nüfusunun çoğalması gibi demografik trendler de göz önüne alındığında küresel ekonomideki biyokütle hacminin artması kaçınılmaz görünüyor. Yalnızca küresel gıda talebinde dahi 2050 yılına kadar yüzde 55 civarında bir artış yaşanacak. Bu parametreler bizi üretilen biyo atık miktarı ile yüzleştiriyor. Dahası bu miktarlar biyokütlenin daha verimli ve doğa dostu değerlendirilmesi açısından döngüsel ekonominin yaratabileceği fırsatları da ortaya çıkarıyor.

Küresel olarak üretilen tüm gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor ve yalnızca bu küresel gıda atığının ürettiği sera gazı emisyonlarının hacmi Çin ve ABD’nin ardından, adeta kendi bağımsızlığını ilan etmiş bir ülke misali, üçüncü sırada yer alıyor.

Doğal sermaye kayıpları, olumsuz çevresel etkiler, arazi bozulması, doğal kaynakları yıpratan kâr odaklı sanayi uygulamaları gibi birçok zararlı pratiği döngüsel ekonomi ile birlikte tersine çevirmek mümkün. İşe kentlerden başlamak iyi bir fikir olabilir.

Kentler, kabaca yarısı organik olmak üzere yılda yaklaşık 1,3 milyar ton katı atık üretiyor. Bu rakamın 2025 yılına kadar neredeyse iki katına çıkması ve toplam yüzde 70'inin gelişmekte olan piyasalarda üretilmesi bekleniyor. Kentler malzeme ve besin maddelerinin bu denli yoğunlaştığı alanlar fakat harcanan, tüketilen maddelerin çoğu biyosfere geri dönmüyor. Bu hem çöplüklerde biriken metan gazı hem de giderek artan bir şekilde sentetik gübrelere dayanan, bozulan kırsal topraklar ve dolayısıyla besin dengesizlikleri anlamına geliyor.

Döngüsel ekonomi modeli benimsenerek kentteki biyo atıkların biyorafineriler, atık ayırma ve iade lojistiği, kademeli organik akışlar ve atık besinlerin gezi kazanımı sayesinde fayda yaratması sağlanabilir.

Öncelikle biyo-atık dendiğinde akıllara hemen kompost ve gübre geliyor. Teorik olarak küresel ölçekte gıda, hayvan ve insan atıklarından geri kazanılabilecek nitrojen, fosfor ve potasyum içerikli organik gübre mevcut olarak kullanılan kimyasal gübrelerin yaklaşık 2,7 katı kadar değer sahibi. Biyo-döngü ile gübre üretimi organik atıklardan besinleri geri kazanmanın, gelir kaynağı elde etmenin, sera gazı emisyonlarını azaltmanın, yenilenebilir enerjiyi öne çıkartmanın ve en önemlisi ekosistem yenilenmesine katkıda bulunmanın bir yolu olabilir.

Döngüsel ekonomi içinde yer alan teknik ve biyolojik döngüleri detaylı incelediğimiz Döngüsel Ekonomi Akış Şeması yazı dizimize buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca gübre üretimi aynı anda enerji üretimi anlamına da geliyor. Anadolu’nun kışları sert geçen kırsal bölgelerinde evlerin ahırların üst katına inşa edilmesinin bir sebebi var: Isınmanın mimarisi. Tabii döngüsel ekonomi pratikleri, yüzyıllardır köylerdeki evlerin inşa edilme biçiminden çok daha kompleks yerlere taşıyor bu enerji üretimi meselesini. Anaerobik çürüme güncel olarak biyo-döngülerdeki en popüler teknoloji olarak geçiyor. Bu teknoloji sayesinde organik malzemeler oksijensiz ortamda çürütülerek biyogaz üretilebiliyor. Üretilen yakıt ise gaz, elektrik veya termal olarak kullanılabiliyor.

Geleneksel olarak, oluşması binlerce yıl süren fosil yakıtlardan elde edilen kaynakların organik atıklar sayesinde yenilenebilir olarak üretilmesi, küresel ısınmanın olağan şüphelisine döngüsel bir rakip çıkması oldukça heyecan verici. Bu potansiyelin daha geniş çaplı değerlendirilmesi için ise petrokimya rafinelerine benzer biçimde faaliyet gösterecek, organik hammaddeyi ve atıkları değerli kimyasallar ve ürünlere dönüştürecek biyorafineriler kuruluyor.

Bazı şehirler atık gıda ve su akışında bulunan organik materyalleri geri kazanmak ve değerlendirmek için programlar uygulamaya başladı bile. İtalya’nın Milano kenti gübre olarak kullanılan çürümüş organik malzemeden enerji ve kompost üreterek yüksek kazanımlar sağlıyor. İspanya’nın Sevilla kentinde ise belediye 48,000 portakal ağacının bir kısmından topladığı meyvelerden metan elde ederek şehrin su tesisi için temiz enerji üretmeye başladı.

Geleceğe olan umudumuzu arttıran bütün bu gelişmelerin yanında daha yapılacak çok iş var. Her şeyden önce lineer sistemin döngüsel ekonomi ilkeleriyle uyumlu bir sisteme kaydırılması; biyolojik atıkların tüketilmesi yerine türetilmesi için mevcut atık yönetimi politikalarının ve atık ekonomisinin değişmesi gerekiyor. Politika ve ekonomik perspektifteki değişimler gerekli teknolojik ilerlemelere ivme kazandırarak daha çok değer yakalanmasına yardımcı olabilir. Kentsel biyo-döngülerin geleceğine giden yolda kentlerdeki organik peyzajın analizi, fırsatların ölçümü, geri kazanılan besin maddelerinin ekonomik kullanımını sağlayan sistemik çözümlerin belirlenmesi ve son olarak, organik malzemelerde yeni pazarlar geliştirmek için gereken düzenleyici araçların vurgulanması gibi pek çok ihtiyaç göze çarpıyor.

Özellikle kentsel alanlarda yoğunlaşan organik atıkların bir değer kaynağına dönüştürülmesine ve doğal sermayenin farklı teknolojiler ile muhtelif formatlarda geri kazanılmasına değindik. Peki bütün bunların ışığında biz ne yapabiliriz? Belki evde muz kabuğundan elektrik üretemeyiz ama bireysel olarak evde ürettiğimiz gıda atıklarını permakültür bahçeleri ve kent bostanlarındaki komposta katarak soğan kabuğunun boşa gitmeyeceğinden emin olabiliriz.

Onlarca çeşit mezeyle mükellef bir rakı sofrası kurarken ortaya çıkan sebze meyve kabukları, sapları, çürük kısımları ile yapılabilecekleri hafife almayın :)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Döngüsel EkonomiDöngüsel Ekonomi

BÜLTEN SAYISI

Birinin Çöpü, Diğerinin Hazinesi: Kentsel Biyo-Döngüler

Şehirlerin potansiyellerini, biyolojik döngülerle birlikte ortaya çıkarıyoruz

20 May 2021

Birinin Çöpü, Diğerinin Hazinesi: Kentsel Biyo-Döngüler

YAZARLAR

Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonomi Hakkında Her Şey!

İLGİLİ OKUMALAR