Biz Ne Gün Tükeneceğiz?

Tükenmişlik sendromu meselesine bir bakış.
Biz Ne Gün Tükeneceğiz?

Gün içinde telefonum acı acı bipledi (hep bunu kullanmak istemiştim, bir telefon nasıl acı acı çalar söyler misiniz?). Hollanda’daki arkadaşımdan bir mesaj: İşte aynen böyle hissediyorum! Gönderdiği sosyal medya yazısını okuyorum, tükenmişliğe dair bir takım söylemler. Tükeniyoruz, tükendik,… Peki biz gerçekten Sezen Aksu’nun dediği gibi işte o gün mü tükeneceğiz? O gün geldi de farkında mı değiliz?

Geçen senenin mutluluk abideleri, içe dönük, ben evde müthiş iyiyim şeklinde dolanan insanları bile havlu atmaya başlamışken bakalım gerçek bir tükenmişlik sendromu nasıl ortaya çıkıyor? Size bunun için 4 soruluk bir test hazırladım (kaynak tamamen kendim):

1. Sabahları uyandığında ilk olarak ne yapıyorsun? 

A. Müziği açıp dans ederek tuvalete gidiyorum.

B. Yatakta doğrulup meditasyon yapıyorum.

C. Yorganı kafama doğru usulca çekip alarmı öteliyorum.

D. Sabahları kalkmıyorum.

2. Günde kaç öğün besleniyorsun?

A. Sabah - Öğle - Akşam düzenli bir şekilde yemek yapıp yiyorum. 

B. Intermittent fasting - Hem cep hem mide dostu.

C. Alkolün yanında bir şeyler yiyorum. 

D. Öğlen pizza, gece hamburger, yatmadan önce buzdolabında kalanlar.

3. Pandemi sona erip dışarı rahatça çıkabildiğimizde ilk yapacağın şey nedir?

A. Ver elini Ege kıyıları, sabahtan akşama gez-gör-eğlen. 

B. En sevdiğim arkadaşlarımla öğlen oturup sabahlara kadar devam edeceğimiz bir rakı-balık seansı. 

C. Biraz da dışarda içeriz. 

D. Mutasyonun mutasyonunun mutasyonu gelmeden pandemi bitmez.

4. Sevgi neydi?

A. Emekle, açıklıkla, coşkuyla yaşama tutunma hali. 

B. Seni mutlu eden şeyleri, sevdiğin kişilerle paylaşmak.

C. Masada yan yana duran rakı ve balık. 

D. Kim?

Evet bu noktaya kadar geldiyseniz, iç dünyanıza müthiş kısa bir yolculuk yaptınız diyebiliriz. Hangisi çoğunluktaysa durumunuz nedir’i geçiyor, doğrudan sadede geliyorum. C’ler çoğunluktaysa okumaya devam edin, belki sizi kurtarırız. D’ler çoğunluktaysa ee, hmm, oooo. 

Şaka bir yana, gerçekten günden güne artan belirsizlik ve geçen zamana rağmen önümüzdeki sis perdesinin bir nebze olsun açılmaması, sinirleri zorlamaya başlamış olabilir. Peki aslında tükendik mi? Dilimize çokça dolanan bu tükenmişlik sendromunu yaşamak bu kadar kolay mı? Ya da düştüğümüz her umutsuzluk anı bir tükenmişlik sendromuna mı işaret ediyor? 

Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi, tükenmişliğin daha çok iş ve sorumluluk alanında oluştuğunu ve tükenmişlik sendromunun belirtisi olarak üç semptomun öne çıktığını belirtiyor: 

1. Bitkinlik: Tükenmişlik sendromundan etkilenen insanlar bitkin ve duygusal olarak tükenmiş hissetmeye başlarlar. Duygu durumlarıyla baş etmeleri zorlanır, yorgun olurlar. Herhangi bir şey için yeterli enerjiye sahip değillerdir. Fiziksel semptomlar arasında ağrı ve gastrointestinal (mide veya bağırsak) problemler bulunur.

2. İşle alakalı faaliyetlere yabancılaşma: Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler işlerini giderek daha stresli ve sinir bozucu bulmaya başlarlar. Çalışma koşulları ve meslektaşları hakkında alaycı olmaya başlayabilirler. Aynı zamanda, kendilerini giderek duygusal olarak daha fazla uzaklaştırabilir ve işleriyle ilgili uyuşuk hissetmeye başlayabilirler. Aslında baktığımızda burda bahsedilen iş için illa ki bir ofis hayatınız olması şart değil. Günlük olarak düzenli yaptığınız her işte bu gibi yabancılaşma alametleri gözlemlenebilir.

3. Düşük performans: Tükenmişlik sendromu öncelikle işte, evde veya aile üyeleriyle ilgili günlük işleri etkiler. Tükenmişlik sendromu yaşayan kişiler, görevleri konusunda çok olumsuz olmaya başlar, konsantre olmakta zorlanır, etrafına kayıtsız kalır ve gittikçe yaratıcılıktan uzaklaşırlar.

Tükenmişlik sendromunda olan bazı semptomlar, depresyonda da ortaya çıkabiliyor ve bu durumda profesyonel bir yardım almak kaçınılmaz hale gelebiliyor. Bu ortak semptomlar genellikle, aşırı yorgunluk, sürekli üzgün hissetmek ve düşük performans. 

Yine de tükenmişliğin bazı özellikleri çok kendine has. Örneğin tükenmişlikte sorunların çoğu meşgul olunan işle ilgilidir. Depresyonda ise, olumsuz düşünceler ve duygular sadece işle ilgili değil, hayatın her alanına yayılmıştır. Diğer bir deyişle aslında dilimize pelesenk olmuş tükenmişlik sendromunda kendine güvensizlik, umutsuzluk, intihar eğilimleri gibi daha geniş çaplı ve yoğun semptomlar bulunmaz. Ancak tükenmişlik sendromu yaşayan biri, bu semptomları yaşamaya da daha yakın olabilir. 

Tüm bu sayılanların yanı sıra, tükenmişlik sendromunun iş dünyasının yanı sıra duygusal yaşantımızda ya da belki ilişkilerimizde ortaya çıkması da mümkün olabilir. Neticede sorumluluk olan her alanda, tükenebilmek de mümkün. Çünkü kendimize sorumluluk yaratan her şey, enerjimizi belli bir alana kanalize etmemizi gerektiriyor ve sonsuz bir enerji kaynağımız da olmadığı için, Duracell pili gibi olsak dahi bir noktada her pil tükenebiliyor. 

Bu noktada önemli olan belki de bu pil niye bitti, nasıl bitti diye pili daha fazla sarsmak, aşağıdan yukardan sıkarak daha fazla zorlamaktan ziyade, onu nasıl şarj edeceğimizi düşünmek. Yani baktın yukarıdaki testte tüm cevapların ve tabii günlük hayatta hissettiklerin seni endişelendiren bir noktada, neden şöyle bir arkana yaslanıp nefes almıyorsun?

Sadece işler ve sorumluluklarla ilgili değil, duygusal yaşantın ve ilişkilerinde de tükenme süreni arttırmak ya da tükendiğini düşünüyorsan sakince kendini şarj etmek için yavaş yavaş hayatına katmanda fayda olabilecek bazı şeyler: 

  1. Kendine bir amaç edinmek. Bu içinde bulunduğumuz sürecin ne zaman biteceğini hiç birimiz tam olarak bilmiyoruz. Zamandan bağımsız, bu pandemi ne zaman bitecek olursa olsun, sürecin sonu için kendine bir amaç edinebilir misin? 
  2. Paylaşımcı olmak. Gerek işinde, gerekse özel hayatında, biraz daha paylaşımcı olabilir  misin? Yüklerini, görevlerini paylaşıp, başkalarının sorumluluklarına yardımcı olabilir misin
  3. Zaman yönetimi. Zaman konusunda sıkışıklık yaşamak bizi hızla tüketen etkenlerden biri olabiliyor. Belki bir kaç hafta yapılacaklarının listesini tutarak, seni sıkıştıran şeyleri farklı bir zaman planıyla düzenlemen mümkün olabilir mi?
  4. Düzenli egzersizi hayatına katmak. Çok büyük hedeflerle değil, günde belki 1 saat değil ama 10 dakika da olsa düzenli bir şekilde egzersiz yaptığında stresinin de hızla azalacağını bilsen bunu planların arasına almayı düşünmez miydin? 
  5. Kendin için bazı sınırlar belirlemek. Belki dijital dünyada geçirdiğin zaman için, belki etrafındakilerle ilişikin için. Nelerin sana fazla geldiğini hissediyorsa, önceliklerini belirleyerek bazı sınırlar çizmek mümkün mü? 
  6. Mindfulness pratikleri. Hayatına bugüne kadar hiç katmadıysan da bu zamanda şans verebileceğin bilinçli farkındalık/mindfulness pratikleri. Belki sadece günde 5 dakika ile başlayacağın bir nefes egzersizi senin için kendine bir alan açmanda yardımcı olacaktır. 

Haydi şimdi birlikte burnumuzdan derin bir nefes alalım ve gözlerimizi hafifçe kapatarak sırtımızı bizi destekleyen bir yere, bir kişiye dayadığımızı hissedelim. Ve güçlü bir şekilde bırakalım nefesi ağzımızdan. Bu günlerden beraber geçeceğiz, işse de, virüsse de, çevreyse de, ilişkiyse de, her neyse. Unutmayalım ki, her şey bir anda anlamını yitirdiği gibi, bir anda anlam da kazanabilir, kalbimiz bu ihtimale açık olsun yeter. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İçimdeki Dünyaİçimdeki Dünya

BÜLTEN SAYISI

NİSAN ' 2

İçimdeki Dünya'nın 2. sayısı dünyanızla buluşmaya geldi.

21 Nis 2021

NİSAN ' 2

YAZARLAR

İçimdeki Dünya

İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR