Çadır ve gıda satan Kızılay

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçtiğimiz hafta Hatalar Silsilesi dosyasının ilk sayısında, Kızılay’ın yönetim kadrosundaki liyakatsizliğe, kurum hakkında ortaya çıkan yolsuzluk ve usulsüzlük haberlerine, kurumun deprem bölgesindeki ilk yardım eğitim merkezlerini henüz bu sene başında kapatmasına, depremzedelere bazı bölgelerde dört gün boyunca yemek ulaştıramamasına, ulaştırdığı bazı yiyeceklerin son kullanma tarihinin geçmiş olmasına ve de yeterince çadır stoklamamasına değinmiştik.
Daha sonra ise Cumhuriyet’ten Murat Ağırel, Kızılay’ın depremin 3'üncü gününde AHBAP’a 46 milyon lira değerinde 2 bin 50 adet çadır sattığını (tanesi 22 bin 439 lira), “vakıf ve dernek görünümlü kuruluşlara” ise Kızılay’ın stoklarındaki çadırların kullandırıldığını ortaya çıkardı. AHBAP’ın kurucusu Haluk Levent de, AFAD’ın da çadırları Kızılay’dan satın aldığını, ayrıca Kızılay Lojistik A.Ş den 30 bin adet 4 kişilik ailenin 3 öğünlük yemeğini karşılayan ve 1 yıl bozulmayan gıda da satın aldıklarını da açıkladı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da depremin ilk günü Hatay’a 35 kamyon gönderdiklerini, kamyonların boş gitmesi yerine Kızılay’ın çadırlarını yüklemeyi teklif ettiklerini ancak kendilerine dönüş yapılmadığını, kamyonların da boş gitmek zorunda kaldığını anlattı.
Türk Eczacılar Birliği Başkanı Arman Üney de depremzedelerin ilaç ihtiyaçlarının giderilmesi için bölgeye yerleşmek üzere Kızılay’dan çadır talep ettiklerini, tanesi yaklaşık 140 bin liradan 76 metrekare büyüklüğünde 5 adet çadırı Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’den satın aldıklarını duyurdu.
Yani 155 yıllık Kızılay, afet anında elindeki stokları seferber etmek yerine ticarete girişmiş, çadırları sayın alacak şirketleri veya sivil toplum kuruluşlarını beklemişti. Kurum, kamu kaynakları kullanılarak üretilen yardım malzemelerini, yine kamunun bağış için topladığı paralar karşılığında sivil topluma satmıştı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kızılay yetkililerine sesleniyorum; deponuzda satılmadık kaç çadırınız kaldıysa, getirin hepsini alacağız ve deprem bölgesine göndereceğiz.” sözleriyle Kızılay’a tepki gösterdi.
Kızılay Başkanı Kerem Kınık, "AHBAP çadır ithal etseydi, bizim maliyetine verdiğimizin 2 katına almak durumunda kalacaktı. Büyütülecek bir hadise değil.” sözleriyle kendisini savundu. Olayın "ahlaki, akılcı ve yasal" olduğunu ileri sürdü, sattıkları çadırların parasını yine çadır imal etmek ve diğer yardımlar için kullandıklarını ifade etti. Eleştiriler artınca ise satıştan haberi olmadığını, öğrenince ilgili kişileri "eleştirdiğini" söyledi.
Bölgeye yardım ulaştırmak isteyen pek çok firmanın da Kızılay’dan çadır satın aldığını yazan Ağırel ise, yazılarında ayrıca Kızılay’ın 2021 faaliyet raporuna göre 2019’da 1 milyon 2020 yılında 759 bin adet kuruma bağışlanan ikinci el eşyayı sattığını ortaya çıkardı.
Dahası, yine Cumhuriyet’ten Miyase İlknur’un haberi, iki yıl önce %95 oranında dolu olan Hatay’daki Kızılay lojistik deposunun özellikle depremin ilk günlerinde depremzedelerin çadır ve battaniye gibi ihtiyaçlarını karşılayamamasının nedeninin depodan Suriye’ye gönderilen yardımlar olduğunu gösterdi. Habere göre Kızılay, geçtiğimiz yıllarda Suriye’nin İdlib kentine 200 bin çadır gönderdiği için stoklarını tüketmişti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ordunun mobilize edilmemesi, koordinasyon eksikleri, Kızılay skandalları, hükümetin tehditkâr iletişim dili, ulaşım altyapısının çökmesi
01 Mar 2023

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




