Çığır açan Untrue on beş yaşında

Dubstep, 2010’larda Amerika’ya seyahat edip bugün birçok kişinin aklına gelen agresif dropları ve electro-house/heavy metal sentezi tınılarıyla ünlü olan halini almadan önce 80’lerde Jamaica’nın dans müziği sahnesinde tohumları atılmış ve 90’ların sonunda Güney Londralı DJ’lerin stüdyolarında tekrar hayat bulmuş olan bir genre’ydı. Güney Londra’da 2006’da tam 2-step ve garage gibi genre’ların sıkıcılaşmaya başladığı, Four Tet, Bonobo gibi popüler prodüktörlerin 90'ların yorgun akımlarını sürdürmeye devam ettirdiği ve dubstep’in yeni yeni filizlenmeye başladığı sırada anonim bir sanatçı çıkageliyor. Hala ilk dikkate değer tamamen dubstep albümlerden biri sayılan kendi ismini taşıyan albümüyle Burial, dubstep ve genel olarak elektronik müzik sahnesine yeni ferah bir nefes olarak giriyor. Bu albüm Burial ismini duyurmak için yeterli olsa da başardığı en büyük şey bence takipçisi Untrue’nun elektronik müzik sahnesindeki devrimine yol yapmaktı…
Untrue dubstep’in tüm elementlerini taşıyor: üst üste binmiş ritimler, wobbly baslar, karanlık bir hava. Fakat bunun üzerine çok daha fazlasını katıyor, albüm boyunca duyacağınız arka plana karışan, kesilmiş, hızlandırılmış, manipüle edilmiş R&B vokalleri (birkaç yıl kadar sonra Frank Ocean’ın kayıtlarında duyacaklarımızın öncülü), geciken ve düzensiz ritimlerinin (ölçeklendirmesiz bir program kullandığı için) getirdiği kasıtlı işlenmemişlik hissi, bir oyunun giriş sahnesinden, Youtube’da bulunmuş videolara ve filmlerden alınmış kesitlere uzanan ses kalitesini önemsemeyen, pürüzlü, do-it-yourself (James Blake, Mount Kimbie, Grimes gibi isimlere ilham olan) sample’lama stili ve saymakla bitiremeyeceğimiz çok daha fazla yenilikçi müzikal element…
2007 yılında -tam olarak on beş yıl önce- yayımlanmasının hemen ardından Untrue büyük bir ilgi topluyor, Mercury Prize’a aday gösteriliyor ve dubstep’in karanlık Londra club’larından, Amerika’da gösterişli festivallerin headline’larına yolculuğu böylece başlamış oluyor. Albümün ilham verdiği sanatçılar ve sonrasında doğurduğu future bass, post-dubstep gibi akımların yanı sıra albümü hala tamamen sindirmenin mümkün olmaması beni bu albüme en çok çeken şeylerden biri. Yıllardır -belki tam olarak 10 yıldır- bu albüme dönüp birkaç ayda bir dinlerim ve hala her seferinde derin bir roman okuyormuşçasına daha önce fark etmediğim yeni ayrıntılar bulmaya devam ediyorum. İnternetin gösterdiği üzere yalnız da değilim, tamamen Burial’ın bu albümde kullandığı sample'lara adanmış onlarca websitesi, YouTube videosu ve Reddit threadi var. Bambaşka yerlerden toplanmış bu sample’lar sanki birini tanımaya başlıyormuşsunuz, her seferinde hakkında yani bir şey öğreniyormuşsunuz ve bu albüm sanki yaşayan bir şeymiş hissi veriyor.
Nadiren verdiği röportajlardan birinde Burial bu albümün yağmurda ya da fırtınada olmak gibi bir his vermesini istedim diyor ve bunu gerçekten tam olarak başarıyor, Untrue’yu dinlemek soğuk ve yağmurlu gecenin bir vakti karanlık ve bomboş bir sokakta bir club’a doğru yürürken hissettiğin heyecan ve korkunun mükemmel bir simülasyonu…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Turne haberleri, Paptircem ile sohbetimiz ve Burial'ın çığır açan albümü Untrue.
06 Kas 2022

YAZARLAR

Cemre Coşkun
Müzik nereye dokunursa!
İLGİLİ OKUMALAR



