cinsellik ve kesişimsellik

Var olan güç sistemleri, makbul olduğu sayılan Türklük, Sünnilik, engelsizlik, erkeklik, cisgenderlık ve heteroseksüellik gibi kimlik özelliklerinin daha fazla görünürleşmesi ve sesini duyurması için alan açarken, bazı kimliklerin görünmezleştirilmesine sebep olabiliyor.
cinsellik ve kesişimsellik

Cisnormativite ve heteronormativitenin insanlar üzerindeki dışlayıcı ve yıkıcı etkilerini anlayabilmek için önce toplumda var olan diğer güç sistemlerinin neler olduğuna bakmak gerekiyor. Bu noktada kesişimsel yaklaşım, ayrıcalık ve ayrımcılıkların cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime ek olarak sınıf, etnik köken, din, dil gibi çeşitli kimlik özellikleriyle de iç içe olduğunu gösteriyor. 

İki insan hayal edelim. İkisi de trans ve genç olsun. Bu iki insan, güç sistemleri nezdinde benzer ayrımcılıklara, yani bu durumda transfobiye ve yaşa bağlı ayrımcılığa maruz bırakılıyor olabilir. Mesela bazı insanlar cinsiyet kimlikleri ile alakalı olarak, sırf genç oldukları için onlara “senin kafan karışık ileride geçer bunlar” diyebilir. Ya da okulda, işte, sokakta veya bir kurumda, trans oldukları için aşağılanabilir, dışlanabilir, etiketlenebilirler. Bu iki insan, bu ayrımcılıklara karşı aynı eylemde, mücadelede buluşabilir. 

Bununla birlikte, biri eğitimli, orta-üst sınıf bir aileden geliyor ve örneğin büyük bir şehirde yaşıyor olabilir. Diğeri ise alt-orta sınıf bir aile evinde, geleneksel bir köy ya da kasabada yaşıyor olsun. Kesişimsel bakış açısı, bu iki insanın söz konusu güç sistemlerinden ve kurumlardan etkilenme şekillerinin farklı olacağını varsayıyor. Çünkü coğrafi konum, bu konumun politik, ekonomik ve hukuki sistemleri, bu sistemlerle ilişkili olan aile yapısı, gelir durumu ve kültür de birbirinden farklı. Yani biri, bir trans olarak açılmak, sağlık sigortasına, cinsel sağlık hizmetlerine ve uyum sürecine erişmek, sosyal destek görmek ya da ev ve iş bulmak bakımından daha çeşitli engellerle karşılaşabilir. 

Kesişimsellik, birbirinden kültürel, coğrafi veya sınıfsal anlamda uzak görünen durumlar kadar aynı coğrafyada ve toplumda yaşayan insanlar özelinde de örneklendirilebilir. Örneğin, Burcu Karakaş’ın Kıvılcım Arat’la söyleşisinde Arat şöyle söylüyor: “Kürdüm, Aleviyim, trans kadınım, muhalifim. İstemeden politik oluyorsun. Birden fazla yara aldığın yer oluyor. Türk, Müslüman, Sünni, erkek olma hâlinin dışındasın.” Aslında bir sorun da çeşitli kimlikler arasında yaratılan hiyerarşi ile alakalı. Hiyerarşinin tepesinde makbul bir insan var ve diğerleri ikinci, üçüncü plana atılanlar oluyorlar. Engelli Kadın Derneği’nden Bahar Turan bunu şöyle örneklendiriyor: “Engelli olmayan erkek, engelli olmayan kadın, engelli erkek, engelli kadın diye bir sıralama var ve sen dezavantajın da dezavantajındasın, ama kendini anlatmak için alanın yok.”

Bu çerçevede Türkiye’yi de homojen bir yapıya sahip bir yermiş gibi düşünme eğilimi var. Türkiye denilince akla cinsiyet, etnik köken, sınıf, dil ve din bakımından tek bir insan profili gelmesi gerekiyormuş ve bu profil; toplum ve kurumlar nezdinde makbul olanmış gibi düşünülebiliyor. Bu düşünce biçiminin arkasındaki sebepler bizi yine ayrıcalıklara götürüyor aslında. Var olan güç sistemleri, makbul olduğu sayılan Türklük, Sünnilik, engelsizlik, erkeklik, cisgenderlık ve heteroseksüellik gibi kimlik özelliklerinin daha fazla görünürleşmesi ve sesini duyurması için alan açarken, bazı kimliklerin görünmezleştirilmesine sebep olabiliyor. Oysa görülmek istenenin aksine Türkiye’de o kadar çok çeşitli kimlikten insan var ki… Ve bütün kimlikleriyle barış ve kardeşlik içinde yaşadığını iddia eden bu toplumda birileri hala, mesela televizyonda el ele tutuşan iki erkeği gördüğünde, “siz de çok oldunuz ama, bizi azınlık yapacak bunlar” diyor. 

Hak mücadelesi, başkalarının hakkını elinden almak, birilerini azınlık yapmak için değil, eşit olmak için veriliyor. Eşit haklar, özgürlükler, görünürlük ve ifade alanları için. Bunlar sağlanmadıkça eşitsizlik kendiliğinden ortadan kalkmıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

müstehcen mecmuamüstehcen mecmua

BÜLTEN SAYISI

ayrıcalık ve güç

Dahil edilmediğimiz toplantıların masalarını tersine çevirmek gerek.

19 Nis 2023

Beril Ateş

YAZARLAR

Tuğba Gökduman

Fransa EHESS'te Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları alanında yaptığı yüksek lisansının ardından aynı okulda başladığı doktora araştırmalarına devam ediyor. Cinsellik ve ilişkiler hakkında araştırıyor, okuyor, yazıyor; tabukamu'nun araştırma ve editoryal süreçleriyle ilgileniyor.

müstehcen mecmua

ayıpsız, tarafsız, tuzaksız, bilime dayalı, yeni nesil cinsellik rehberiniz.

İLGİLİ OKUMALAR