Nedir bu compliance?

(Çizim: Bilge Alpay)
Anglosakson kökenli bir kavram, kurum ve ilke olan compliance (uyum) sözcüğü, İngilizcede "uymak, razı olmak, itaat etmek" anlamlarına gelen "to comply" fiilinden türetilmiştir. Türkçede ise "uyma, uyum, itaat, uygunluk" gibi anlamları karşılamaktadır. "Kabul edilmiş belirli standartlara göre hareket etmek" şeklinde tanımlayabileceğimiz bu kavramın, yalnızca hukuk alanında değil; medikal, telekomünikasyon, ticaret, bilişim, çevre gibi pek çok başlıkta uygulaması ve terminolojik karşılığı bulunmaktadır.
Hemen akla geleceği üzere, hukuk alanından bir örnek vermek gerekirse; compliance ifadesinin karşılığı mevzuat uyum yani hukuka uygunluktur. Diğer bir ifadeyle kanun koyucunun belirlediği hükümlere uyularak bu hükümlerin her koşulda uygulanmasıdır. Dolayısıyla kanunlara, tüzüklere, yönetmeliklere, tebliğlere ve düzenleyici nitelikteki diğer mevzuata, yani pozitif hukukta veya evrensel hukukta yer alan düzenlemeler ile ahlak ve etik kurallarına uymaktır. Bu yükümlülükler kapsamına girenlerin listesi elbette gerçek kişilerle sınırlı değildir. Kamu ya da özel tüzel kişilikler de bu kapsama girer. Yine, yasama ve yürütme organları, hatta yargı organları da buna dahildir. Bu bağlamda, ilgili kurum ve kuruluşların tamamı uygulama alanı içinde bulundukları yasal düzenlemelerin tamamına uymak; tüm eylem ve işlemlerini ilgili mevzuat hükümlerine, yanı sıra hukukun evrensel kurallarına, ahlak ve etik ilkelerine uygun biçimde yapmak zorundadırlar. Ek olarak, compliance denildiğinde kastedilen bir diğer olgu şüphesiz kurumsal uyum ifadesidir. Adıyla müsemma bu ifade, bir kuruluşun iç politikalara ve prosedürlere veya otoritelerce kabul edilen kurallar ve dış düzenlemelere uyumunu sağlamak için izlediği eylem ve programları işaret eder. Zira kurumsallık, bir şirketin tüm paydaşları arasındaki ilişkilere dayanır. Basitçe kurumsal bir yönetim anlayışı ile yönergeler tanımlanır ve kimlerin karar alma ve kuruluşu yönetme yetkisine sahip olduğu belirlenir. Kurumsal uyum noktasında, sağlıklı bir kurumsal yönetim yapısı esastır.
Compliance kavramı, gerek ifade gerek hukuki bir araç olarak ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) telaffuz edilmiştir. Hukuki ve/veya ticari hayat bağlamında, kavramın etrafında henüz tam anlamıyla bir fikir birliği mevcut olmamakla birlikte; compliance denildiğinde, yöneticileri ve çalışanlarıyla birlikte bir tüzel kişi olarak şirketlerin her türlü işlemlerinde hukuk kurallarına ya da ahlak ve etik ilkelerine göre hareket etmesi şeklinde bir ortak kabul mevcuttur. Bu itibarla, artan sayıda yasal düzenlemeler ve şeffaflık ihtiyacı nedeniyle, şirketler ve hatta devlet kurumları Etik ve Uyum Politikası ya da Uyum Programı gibi konsolide kontrol setlerinin kullanımını giderek daha fazla benimsemektedir. Ancak uyum olgusu yalnızca sektöre göre değil, çoğu zaman uygulandığı yere göre bile değişir. Bu durum genellikle farklı ülkelerde, endüstrilerde ve politika bağlamlarında değişen hedeflere ve gereksinimlere verilen tepkilerin bir neticesidir. Öte yandan Uluslararası Standartlar Teşkilatı'nın (ISO) geçtiğimiz aylarda yayımladığı ISO 37301:2021 başlıklı standart, hem uyum ve risk yöneticilerinin nasıl çalışması gerektiğinin altını önemle çizmekte hem de uyum yönetim sistemlerini standartlaştırma noktasında çok önemli bir boşluğu doldurmaktadır.
Compliance, yerel hukukumuzca henüz içselleştirilmemiş bir kavram olmakla birlikte, giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu kavram genel anlamda yürürlükte olan tüm kurallara uygun hareket etmek anlamına gelse de, özel olarak Türkiye'nin de taraf olduğu Yolsuzluğa Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalara uygun hareket edilmesi gerektiğini de ifade etmektedir. Bu nedenle Türkiye, uluslararası itibarını korumak adına, gerçek ve tüzel kişilerin yaptığı ihlallerin denetlenmesini ve bunlara yaptırım uygulanmasını temin etmek zorundadır.
Compliance kavramının en temel amacı insan haklarının korunmasıdır. Bu bağlamda çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, ayrımcılık, cinsel taciz, mobbing gibi hukuk ve ahlak dışı eylemlerin önüne geçilmesi adına compliance kurumunun caydırıcı şekilde kullanılmasıdır. Paralel şekilde ticaret hukuku bağlamında compliance ile kastedilen husus, şirketler ile bunların yöneticilerinin veya çalışanlarının yasal düzenlemeler hakkında bilgilendirilmiş ve yetişmiş olmalarının, söz konusu kurallara uygun davranmalarının sağlanmasıdır. Compliance kavramının uygulama bulduğu bir diğer ana dal iş hukukudur. Bu bağlamda geliştirilen teoriler; işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi, iş kazalarının önlenmesi amacıyla tedbirlerin alınması, işçilerin maddi ve manevi menfaatlerinin ve diğer haklarının korunması gibi türlü hukuki ve yasal kurallara uyulması anlamına gelmektedir. Dahası bu konularda işverenlere ödev ve sorumluluklar yüklemektedir. Compliance kavramının vücut bulduğu bir diğer temel disiplin ise ceza hukukudur. Compliance olgusunun bu bağlamda temel amacı başta rüşvet, karapara aklama, terörizmin finansmanı, vergi kaçakçılığı, kartel ve diğer rekabet ihlalleri, ticari sırların ifşa edilmesi, içerden bilgi ticareti gibi suçlar ile çevreye karşı işlenen suçların önlenmesidir.
Compliance kavramının benzeştiği bir diğer ilke, Anglosakson düşüncesindeki due process of law olarak isimlendirilen kurumdur. Türkçede "gerekli hukuki süreç" ya da "uygun hukuki usul" şeklinde çevirebileceğimiz bu ilkenin kaynağı 1215 tarihli Magna Carta bildirisidir. Öyle ki siyasal iktidarların, güçlerini kötüye kullanmasının önüne geçmeyi ve dolayısıyla yurttaşların hak ve özgürlüklerini korumayı amaçlayan bu ilke, bir anayasal güvence niteliği taşır. Benzer şekilde ABD Anayasası'nın Ek Beşinci Maddesi, siyasal iktidarın gerekli hukuki usullere uygun olmayan bir şekilde, hiç kimseyi hayatından, özgürlüğünden ve mallarından yoksun bırakamayacağını ifade eder. Bu ilke yalnızca siyasal iktidarlar bakımından değil, aynı zamanda adaleti yöneten ve dağıtan yargı organları açısından da bağlayıcı niteliktedir. Özetle bu ilke, compliance kavramının siyasi ve idari alana yönelik bir yansımasıdır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ersin Şenel
Çıkarların değil, etik ilkelerin yaşama egemen olması için...
İLGİLİ OKUMALAR



