
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
AK Parti'nin temel haklara bakışı
Temel insan hak ve özgürlüklerinin “insanlığın yüzyıllar boyu süren boyu süren mücadeleleri sonucu elde edilmiş kazanımı” olduğunu ifade eden AK Parti programı, medeni toplum olmanın göstergesini de bu özgürlüklerin düzeyine endeksliyor. Özgürlüklerin demokrasinin de temeli olduğunu savunuyor. “Toplumun en önemli güven unsurunun toplum içinde yaşayan bireylerin kendi hak ve özgürlüklerine saygı duyulduğuna dair inançları” olduğunu, bu saygının demokratik rejimin toplum tarafından benimsenmesini, toplumsal barışın korunmasını sağladığını ifade ediyor.
Parti temel haklar alanında “Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartlar uygulamaya geçirileceği” sözünü veriyor. Sivil toplumun görüşlerinin dikkate alınacağı, basın, düşünce ve ifade özgürlüklerinin uluslararası standartlar temelinde inşa edileceği, laikliğin din düşmanlığı şeklinde yorumlanmayacağı vaatlerinde bulunuyor. Dindarların hassasiyetlerine vurgu yaparken dinin farklı yaşayan insanlar üzerinde baskı kurma aracı olamayacağını belirtiyor.
Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının sağlanacağı, işkence, kaybedilme gibi konularda şeffaf bir ortam yaratılacağı, kadın, çocuk ve çalışma hayatı hak ve özgürlüklerinin de uluslararası standartlar temeline oturtulacağı öne sürülüyor. Tüm bunlarla devlet kurumlarına güvenin artacağı ifade ediliyor.
Uygulamadaki problemler
AK Parti’nin programında temel hakların ele alınış biçiminin iktidarındaki uygulamalarıyla çeliştiğini söylemek yanlış olmaz. 2002 yılında “muhafazakâr demokrat” bir çizgiyi benimseyerek ve liberallerin de desteğini alarak tek başına iktidara gelen AK Parti, “3Y” (yasaklar, yoksulluk, yolsuzluk) ile mücadele edeceğinin vaadini vermişti. O dönemlerde kimi çevrelerin 28 Şubat döneminin anti-tezi olarak özgürlükçü bulduğu, kimilerininse her daim yasakçı zihniyet taşıdığını savunduğu AK Parti hükümetinin temel haklara dair yaklaşımı 2013’teki Gezi protestolarının ardından belirgin şekilde değişti. Mart 2021’de “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” vizyonuyla açıklanan, hukukun üstünlüğüne vurgu yapılan reformist İnsan Hakları Eylem Planı da uygulamaya geçmedi.

AA
Bugün gözle görülen en büyük çelişkinin programda AİHM standartlarına uyulacağı belirtilmesine rağmen bazı AİHM kararlarının uygulanmaması olduğu söylenebilir. Beş yılı aşkın süredir tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala veya altı yılı aşkın süredir hapiste tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’nin verdiği tahliye kararları yürürlüğe konmuyor. Hükümet yetkililerinin en üst tondan suçladığı bu insanlar, AİHM kararlarının etrafından dolaşma amacıyla yazılmış başka iddianamelerle hapiste tutuluyor. Bu davalar, yargı bağımsızlığının yok edilmesinin net örnekleri olarak gösteriliyor. AK Parti iktidarında Türkiye’nin başlatılan ihlal süreci sonucunda Avrupa Konseyi’nden çıkarılmasının mümkün olduğu ifade ediliyor.
Partiyle ilişkili insanların yer aldığı sivil toplum kuruluşları haricindeki sivil inisiyatiflerle düzenli bir ilişki kurmayan AK Parti'nin geçtiğimiz günlerde yasalaşan ve “sansür yasası” olarak da bilinen dezenformasyon kanunuyla ifade ve haber alma özgürlüğünü kısıtladığı da değerlendiriliyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in basın özgürlüğü endeksinde Türkiye, 180 ülke içinde 149'uncu sırada yer alıyor.
“Dinin bir baskı unsuru olamayacağı” ifade edilse de LGBTİ+’ların talepleri, dinî hassasiyetler gerekçe gösterilerek göz ardı ediliyor. “İşkence ve kaybedilme gibi konularda şeffaf olunacağı” söylense de 1980’lerden bu yana kayıp evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin eylemlerine izin verilmiyor. Üstelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2011’de başbakanken Cumartesi Anneleri ile buluşmasına rağmen..
Kadın haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılırken çalışma hayatına dair sözlere rağmen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporu, 2022’nin ilk dokuz ayında iş cinayetinde hayatını kaybeden işçilerin sayısının 1359’a ulaştığını gösteriyor.
Parti programında yer alan devletin temel haklara yaklaşımının toplumun kurumlara güveniyle doğrudan ilişkili olduğu tespiti oldukça makul. Öte yandan araştırma şirketlerinin düzenli olarak yürüttüğü çalışmalar, Türk Silahlı Kuvvetleri haricindeki kamu kurumlarına güvenin giderek azaldığını gösteriyor. Yani AK Parti’nin programı, hükümetin temel haklara yaklaşımının vadedilene ters olduğunu doğruluyor.
Yanıtsız kalan sorular
Çeşitli AK Parti yetkililerine ve kurullarına, program metniyle uygulamadaki çelişkilere dair aşağıda sıraladığım üç soruyu göndermeme rağmen herhangi bir yanıt alamadım. Partiden bu sorulara cevap gönderilirse olduğu gibi yayımlayacağımızı belirtmek isterim.
- AK Parti programında insan hakları, “demokrasinin ön koşulu” olarak tanımlanıyor. Öte yandan, muhalefet çevrelerinden AK Parti’nin demokrasiyi “sandığa” endekslediği, demokrasinin oy verme dışındaki temel ilkelerinin yok sayıldığı eleştirileri yapılıyor. Benzer şekilde programda “Düşünce ve ifade özgürlükleri uluslararası standartlar temelinde inşa edilecek, düşünceler özgürce açıklanabilecek, farklılıklar birer zenginlik olarak görülecektir.” deniyor. Öte yandan, dezenformasyon yasası ile “yanıltıcı bilgiyi yayma” suçunun hapisle cezalandırılmasının ve yanıltıcı bilginin ne olduğuna yargı tarafından karar verilecek olmasının ifade hürriyetini kısıtladığı eleştirileri yapılıyor. Bu örnek üzerinden ya da ilkesel düzlemde, bu eleştirilere nasıl yanıt verirsiniz?
- Parti programında, “Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartlar uygulamaya geçirilecektir.” ifadesi yer alıyor. Bildiğiniz üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin denetleyici yargı yetkisini tesis ediyor. Türkiye’ye Avrupa’dan Kavala ve Demirtaş davalarında AİHM kararlarına uygun davranmadığı eleştirileri yapılıyor. Bu eleştirilere nasıl yanıt verirsiniz?
- Parti programınızda “İnsan hakları alanında faaliyet gösteren gönüllü kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin görüş ve önerileri dikkate alınacak, devlet organları ile bu kuruluşlar arasında sıkı bir işbirliği oluşturulacaktır.” ifadeleri yer alıyor. Bu alanda atılan adımları açıklayabilir misiniz?
MHP’nin temel haklara bakışı
MHP ise programında “her insanın insan olmaktan kaynaklanan hak ve özgürlükleri olduğunu” belirtirken devlete “başta yaşama hakkı olmak üzere, insanın dokunulamaz, devredilemez, vazgeçilemez temel hak ve özgürlüklerini koruma ve geliştirme” görevini yüklüyor.
MHP programında temel haklar kişi dokunulmazlığı, düşünce ve kanaat özgürlüğü, hak arama özgürlüğü ve kanun önünde eşitlik, özel hayatın gizliliği ve dokunulmazlığı, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim ve öğretim hakkı, örgütlenme, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, kadın ve çocuk hakları ile basın hürriyeti ve basın ahlakı olarak tanımlanıyor.
Öte yandan program, temel haklara kısıtlama getirilmesini meşrulaştırırken bunun ancak “Millî güvenliğe, Cumhuriyetin temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, kamu düzenine, genel ahlaka, genel sağlığa ve başkalarının temel haklarını kullanmasına tehdit oluşturmamak kaydıyla” yapılabileceğini savunuyor.

AA
Muğlak tanımlarla hak kısıtlamak
MHP, temel haklar konusunda Cumhur İttifakı’nın uygulama ile programı en çok örtüşen parti olarak öne çıkıyor. Temel hakların önemi vurgulanırken devlete hem görev tanımlanıyor hem de tıpkı bugün olduğu gibi en temel hakların dahi yeri geldiğinde kısıtlanabileceği savunuluyor. Öte yandan, “genel ahlak ve kamu düzeni” gibi tanımı kişiden kişiye değişebilen, hukuki tanımı çok farklı şekillerde yapılabilen kavramlarla temel hakların kısıtlanması, otoriterleşmenin önünü açıyor. Dahası, bugün hakları kısıtlanan toplumsal kesimlerde rövanşist duyguları körüklüyor.
BBP’nin temel haklara bakışı
Büyük Birlik Partisi programında da temel hakların düşünce, ifade, mülk edinme gibi medeni haklar, ekonomik refah ve güvenlik gibi sosyal haklar ve karar alma süreçlerine katılım gibi siyasi haklar eksenlerinin toplamı olduğu belirtiliyor. Partinin “temel hakların çiğnenmesine ya da yıkıcılığa alet edilmesine karşı olduğu” vurgulanıyor. Yeni anayasanın temel hak ve özgürlük anlayışını esas alması öneriliyor. Parti, siyasi anlayışının temelinde “uluslararası standartlara uygun, millî duyarlılıklara saygılı özgür bir Türkiye” olduğunu beyan ediyor.
BBP programında haklar konusunda eleştirel bir dil kullanılıyor. Temel haklardan olan toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının kısıtlamalar sebebiyle tam olarak kullanılamadığı savunuluyor. Uzun veya gereksiz tutukluluğun adalet sisteminin “kanayan yarası” olduğu belirtiliyor. Bu konularda “vatandaş odaklı” bir anlayışın sözü veriliyor. “İnsanların temel hak ve özgürlüklerinin korunması ve genel güvenlik anlayışı” gereğiyle terör olaylarına izin verilemeyeceğinin de altı çiziliyor.

DHA
Programla çelişen söylem
BBP de programı itibarıyla MHP’nin aksine, tıpkı AK Parti gibi temel haklar konusunda özgürlükçü bir perspektife sahip. Öte yandan programda kullanılan eleştirel dil, günlük siyasete yansımıyor. Parti, kendi programıyla da çelişen AK Parti’nin temel hakları kısıtlayan uygulamalarını özgürlükçü bir perspektifle eleştirmek yerine Cumhur İttifakı’na desteğini sürdürüyor. Ayrıca partinin sosyal konulardaki muhafazakar tavrı da temel haklar konusundaki özgürlükçülüğünün inandırıcılığını azaltıyor.
Örneğin parti lideri Mustafa Destici’nin 2016’da LGBTİ+ Onur Yürüyüşü için "Gitsinler yürüyüşü nerede yapacaklarsa yapsınlar, benim memleketimde yapamazlar. Benim memleketim bir sapıklar ülkesi gibi gösterilemez." sözleri, partinin toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının kısıtlanmasına yönelik eleştirileriyle çelişiyor, yasakçı pratiklerle örtüşüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
AK Parti, MHP ve BBP programlarında temel haklar, programlarla pratikler arasındaki çelişkiler
17 Kas 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



