Cumhuriyet tarihinin rekoru: Tutuklu ve hükümlü sayısı 419 bini geçti

Türkiye’de, 1 Eylül 2025 itibarıyla cezaevlerinde 419.194 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Aposto’ya konuşan Avukat Ali Yıldız, “Cezaevi nüfusu son 25 yıldır düzenli olarak artıyor. Bu istatistikler birçok bakımdan kaygı verici. Her şeyden önce, Türk ceza politikasının yanlış olduğunu gösteriyor" diyor.
Cumhuriyet tarihinin rekoru: Tutuklu ve hükümlü sayısı 419 bini geçti

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile birlikte birçok CHP’li belediye başkanının aylardır tutuklu bulunduğu Türkiye’de cezaevlerindeki tutuklu sayısı Cumhuriyet tarihinin rekor seviyesine çıktı.

  • Adalet Bakanlığı verilerine göre, 1 Eylül 2025 itibarıyla cezaevlerinde 419.194 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Türkiye genelinde 402 cezaevinin toplam kapasitesi 304.964. Mevcut nüfus kapasitenin 114.230 kişi üzerinde seyrediyor.

Ayrıca: Bakanlık verilerine göre, cezaevlerindeki hükümlülerin 339.975’i erkeklerden, 15.465 kadın ve 1.270’i çocuklardan oluşuyor. Tutuklular arasında ise 55. 535 erkek, 3.626 kadın ve 3.323 çocuk bulunuyor.


100 bin kişiden 490’ı cezaevinde

Siyasal iktisatçı İnan Mutlu, sosyal medya hesabından "Tarihimizin en kalabalık cezaevi nüfusuna ulaştık" diyerek cezaevi nüfusu verilerini paylaştı. Buna göre, her 100 bin kişiden 490'ı cezaevinde. Geçen ay ise bu sayı 413 bindi.

İnan Mutlu, X

Son bir ayda cezaevi nüfusu 6 bin kişi arttı. Böylece son 15 yılda cezaevindeki kişi sayısı yaklaşık üç kat artmış oldu. Bu artış oranı, OECD ülkeleri ortalamasının oldukça üzerinde.

CTE verileri ne diyor?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE) verilerine göre, 2 Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’de toplam 304.964 kapasiteli 402 hapishanede 413.780 mahpus bulunuyor.

  • Mahpusların 356.277’si hükümlü, 57.503’ü tutuklu; 200’ü LGBTİ+, 14.276’sı yabancı ve 1.453’ü ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü. 
  • Hapishanelerde dil ve konuşma engelli 19, görme engelli 42, işitme engelli 28, işitme ve konuşma engelli 18 ve ortopedik engelli 162 olmak üzere toplam 269 engelli mahpus bulunuyor.
  • 65 yaş üstü mahpus sayısı 6.433, öğrenimini sürdürebilen mahpus sayısı 77.014 ve sigortalı olarak mesleki faaliyette bulunan mahpus sayısı 58.500.
  • Hapishanelerde 12-18 yaş arası 4.317 çocuk tutulurken, 179’u kız çocuğu. 18.834 kadın mahpusun yanında, annesi ile kalan 0-3 yaş grubu çocuk sayısı 434 ve 4-6 yaş grubu çocuk sayısı 388.

Avukat Ali Yıldız: ‘Cezaevi nüfusu son 25 yıldır düzenli olarak artıyor’

Aposto’ya konuşan Brüksel ve Ankara Barosu üyesi Avukat Ali Yıldız, cezaevi nüfusunun son 25 yıldır düzenli olarak arttığını söylüyor. 2025’te Avrupa Ceza Baroları Birliği tarafından verilen Scott Crosby İnsan Hakları Ödülü’ne layık görülen Yıldız, cezaevlerindeki tutuklu sayısının artışının nedenlerini ise şöyle açıklıyor:

“2016, 2020, 2023 ve 2025’te çıkarılan ve erken/şartlı tahliye koşullarını hafifleterek toplu tahliyelere neden olan yasalara rağmen artış devam ediyor. Bu istatistikler birçok bakımdan kaygı verici. Her şeyden önce, Türk ceza politikasının yanlış olduğunu gösteriyor. 2004 yılında ceza kanunlarını yenilerken, Türk yasa koyucular cezaların ağırlığının caydırıcılığın temel unsuru olduğu varsayımında bulunarak bir hata yaptılar.

2004’te yapılan düzenlemelerle hapis cezaları artırıldı, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik süreleri uzatıldı. Önceden cezanın beşte ikisini çekmek yeterliyken bu oran üçte ikiye, bazı suçlarda dörtte üçe yükseltildi. Ancak Türk yasa koyucuları, İtalyan kriminolog Cesare Beccaria’nın 1764 yılında söylediği şu sözdeki hikmeti göz ardı ettiler: ‘Suçu dizginleyen en büyük etkenlerden biri cezaların acımasızlığı değil, kaçınılmazlığıdır. Ölçülü de olsa cezanın kesinliği, daima daha korkunç ama cezasız kalma ümidiyle birleşmiş bir diğerinden daha güçlü bir etki bırakır’.”

Bakanlığın istatistiklerine göre, kadın ve çocuk tutuklu sayılarının da ciddi boyutta olduğu görülüyor. Yıldız, “Birleşmiş Milletler’in ‘Tokyo ve Bangkok Kuralları’ çocuklu kadınlar ve çocuklar için hapis yerine alternatif yaptırımların öncelenmesini tavsiye ediyor. Ancak Türkiye’nin bu kurallarla uyum içinde olduğunu söylemek mümkün değil” diyor.

‘Cezaevleri kapasitesinin en az %137’si oranında dolu’

“Cezaevleri kapasitesinin en az %137’si oranında doludur” diyen Yıldız, bu sorunun ciddi problemlere yol açtığını söylüyor ve ekliyor:

“Bu kalabalık sorunu, hijyen, beslenme, temiz hava, sağlık hizmetlerine erişim, ısıtma ve soğutma alanlarında ciddi problemlere yol açıyor. AİHM, biri de avukat olan başvurucuların bulunduğu (İlerde ve Diğerleri / Türkiye) davasında, kalabalık nedeniyle Türkiye’nin insanlık dışı muamele yasağını ihlal ettiğine karar verdi. Yeni ihlal kararlarının verilmesi de sürpriz olmayacaktır. Sayısız rapor, kalabalık nedeniyle mahpusların hastanelere çok gecikmeli olarak götürüldüklerini ortaya koyuyor.”

OECD’nin 2021 raporuna göre, Türk halkının yargıya olan güveni 2010-2020 yılları arasında 22 puan düşerek %38’e geriledi. Ekim 2021’de yapılan bir ankete göre ise Türklerin %78’i yargıya güvenmiyor.

  • Peki, bu istatistikler de göz önüne alındığında Türkiye’de ceza politikası nasıl değişmeli? Reform için öncelikli adımlar neler olmalı?

Yıldız’a göre bu anketler bu veriler, Türk yargısının düzgün işlemediğini gösteriyor:

“Ceza adalet sistemi, yasaları çiğneyen bireyleri yakalayarak, yargılayarak ve cezalandırarak adaleti yerine getirir. Bu sisteme duyulan güven de caydırıcılık açısından hayati öneme sahiptir. Yargı mensuplarının bizzat dahil oldukları suç ve yolsuzluk dosyaları da son günlerde sıklıkla gündeme gelmektedir. Bunlar ışığında, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tesis edilmeden yargıya güven artmayacaktır. Bu olmadığı sürece de suç oranları artmaya devam edecek.”

Yıldız: Ceza yargılamalarının artmasının nedeni korku yoluyla yönetme stratejisi

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve diğer CHP’li belediye başkanları 23 Mart'tan beri tutuklu. CHP'li belediye ile belediye başkanlarına yönelik operasyonlar, gözaltı ve tutuklamalar ise aylardır devam ediyor.

Peki, siyasi davalar ve ifade özgürlüğü kapsamında açılan soruşturmalar, cezaevi nüfusunu nasıl etkiliyor?

Yıldız, “Ceza yargılamalarının artmasının ve hapishane nüfusunun büyümesinin bir diğer nedeni, AK Parti hükümetinin korku yoluyla yönetme stratejisidir. Türk Ceza Kanunu’nun sırasıyla 'cumhurbaşkanına hakaret' ve 'terör örgütü üyeliği' suçlarını düzenleyen 299 ve 314. maddeleri ile ilgili kovuşturmalar bu bakımdan sembol niteliğinde” diyor.

  • 2020 yılı yargı istatistiklerine göre, 2014–2020 yılları arasında cumhurbaşkanına hakaretle ilgili yürütülen soruşturma sayısı 160.169. Bugüne kadar toplam 12.881 kişi mahkûm edildi.

2023’te ise, Türk Ceza Kanunu’nun sırasıyla Cumhurbaşkanına hakareti ve Türklüğü aşağılama suçlarını düzenleyen 299 ve 301. maddeleri kapsamında 25.520 yeni dava açıldığını söyleyen Yıldız, ”Bu sayı, uluslararası denetime rağmen söz konusu kanunların uygulanmasında bir tırmanışı gösteren rekor düzeye işaret etmektedir” diyor.

‘673 dosyada 552 çocuk yargılandı’

“Raporlar ayrıca, bu davaların küçükleri de yoğun biçimde kapsadığını ortaya koymuş, 673 dosyada 552 çocuğun yargılandığı kaydedilmiştir. 2019–2023 yılları arasında bu hükümler uyarınca toplam 68.139 kişi hakkında dava açılmıştır” diye konuşan Yıldız, şöyle devam ediyor:

“Benzer şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (Demirtaş II, Yüksel Yalçınkaya) ve BM İnsan Hakları Komitesi’nin (Mukadder Alakuş) TCK 314. maddenin 'kanunsuz suç ve ceza olmaz' ilkesini ihlal ettiğine dair tespitlerine rağmen, Türkiye bu hüküm kapsamında 300.000’den fazla kişiyi tutuklamaya ve mahkûm etmeye devam etmiştir.”

Türkiye’nin bugüne kadar AİHM kararlarını dikkate almadığını söyleyen Yıldız, “Terör örgütü üyeliğine ilişkin kovuşturmalarla ilgili istatistikler ise çok daha çarpıcı. Muhalefet milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun eski başkanı Mustafa Yeneroğlu tarafından yayımlanan bir rapora göre, 2016’dan bu yana TCK’nın 314. maddesi kapsamında 1,5 milyondan fazla soruşturma başlatılmıştır” ifadelerini kullanıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta