Dayanışan enstrümanlar: Vezirköprü Kadın Orkestrası

Vezirköprü Kadın Orkestrası'nın şefi ve müzisyenleriyle dayanışma üzerine kısa kısa
Dayanışan enstrümanlar: Vezirköprü Kadın Orkestrası

Vezirköprü Orta Karadeniz Bölgesi'nde Samsun iline bağlı. Haberimize konu olasının çok özel bir sebebi var. Hititlerden beri medeniyetlerin uğrak yeri olması sebebiyle bünyesinde birçok kültürü barındırarak günümüze kadar getiren bu küçük ilçe, bugünlerde önemli bir projeyle ülke sınırlarını aşarak Avrupa'ya açılmaya hazırlanıyor.

Vezirköprü’de Reşat Gümüş adında bir öğretmenin sahibi olduğu Sonat Müzik Evi'nde faaliyete başlayan ve ardından uluslararası bir projeye dönüşerek İtalya’ya ardından, Avrupa’ya uzanmayı planlayan kadın hareketinin adı “Vezirköprü Kadın Orkestrası.” Projenin Avrupa ayağında, yine Vezirköprülü olan ve İtalya’da yaşayan mühendis ve müzisyen Sıtkı Taşkayalı var.

Bu orkestrayı özel yapan nedir?

Kadın Orkestrası, daha önce hiç enstrüman çalmamış, farklı yaş ve meslek gruplarından oluşan yaklaşık on beş kadının bir araya gelerek oluşturdukları bir orkestra. Bir yandan enstrüman çalmayı öğrenirken diğer yandan küçük bir ilçede yaşamanın verdiği kısıtlayıcı hayattan uzaklaşıyorlar. Haftanın birkaç günü bir araya geldikleri zaman diliminde kendilerine ait özgür bir alan açıyorlar. Aynı zamanda kendilerinden sonra gelecek nesillere önemli bir miras bırakıyorlar.

Orkestranın şefi, İtalya’da konservatuvar eğitimi görmüş, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde müzik faaliyetlerine katılmış. Vezirköprü’de müzik öğretmeni olarak görev yapan Burçin Aria Buğur. Kız kardeş geleneğinden gelen, dayanışma ruhunu besleyen böyle bir projede yer almaktan ve kadınlar adına elinden geleni yapmaktan çok mutlu olduğunu, ayrıca projenin uluslararası düzeyde olmasını çok önemsediğini ifade ediyor.

Uğur'a göre “Kadın duyguların ifadesidir. Müzik de bu ifadenin dilidir. Kadın aracılığıyla ortaya çıkan bu sanatsal faaliyet sayesinde kadın müziğe anlam katarken müzik de kadını besliyor. Böylece doğadaki üretimin kaynağı kadın müzikle bir araya gelerek mükemmel bir eser ortaya çıkarıyor.”  Bu yaratıcı sürece ortak olmanın kendisi için çok kıymetli olduğunu ifade ediyor.

Hayatın kendi içinde bir ritmi olduğunu ve bu yönüyle müziğin hayatın kendisine çok benzer olduğunu söylüyor. Bu açıdan bakınca bu proje aracılığı ile orkestradaki kadınların prova için bir araya geldikleri bu zaman dilimlerinde eğlendikleri kadar dertleştiklerini de anlatıyor. Kısaca müzik aracılığıyla hayatı paylaştıklarını böylece kızkardeşlik bağını pekiştirdiklerini ifade ediyor.

Uğur son olarak “İnsan yaşarken heybesinde birçok şey biriktiriyor ve bundan besleniyor.  Bu projedeki dayanışma ruhu ve topluma kattığı değer benim için çok önemli. Çünkü duygu ve düşüncelerini özgürce ifade eden kadınların yaşadığı toplumlar hızlı kalkınıyor. Bizim toplumumuzun da kalkınmasına bu proje yoluyla katkıda bulunmak beni çok mutlu ediyor ve besliyor” diyor.

Ortak heyecanda buluşarak

Orkestrada yer alan diğer kadınlar da projenin kendileri için ne kadar önemli olduğunu ifade ediyorlar. Her birinin projeye dahil olma sebepleri farklı, ancak hissettikleri heyecan hep aynı.

Örneğin iki çocuk annesi olan matematik öğretmeni Nesrin Tahtalı Kocakoç, projeye kızı Nehir için dahil olduğunu, ancak sonra enstrüman çalmayı öğrendikçe müziğin kendi ruhuna da iyi geldiğini ifade ediyor. Liseye giriş sınavı, öğrenciler, özel dersler, denklemler, problemler derken mesleğin içinde boğulmak üzere olan bir öğretmenken bu proje sayesinde mesleğinin, evininin, okulunun sınırlarını aştığını ve müziğin evrensel dilini çözmek için kolları nasıl sıvadığını anlatıyor. Enstürman olarak bateriyi seçmesinin sebebini de asi ruhuna uygun bulması. Bateri çalarken günlük yaşamın bütün sorunlarından uzaklaştığını, içindeki asi kızın sakinleştiğini ifade ediyor. Gün geçtikçe değerli olduğunu daha çok hissettiğini söylüyor ve ekliyor; “Yaşadığım coğrafya şartlarını düşündükçe, önce kendi duvarlarımı aştığımı hissediyorum. Bütün kadınlara bu yolla örnek olmak benim için çok önemli.” Vezirköprü Kadın Orkestrası aracılığıyla dünyaya açılma düşüncesinin motivasyonunu ve heyecanını fazlasıyla yükselttiğini ifade ediyor.

Görüştüğüm bir başka kadın Havanur Yaman Suna. Enstrüman olarak uzun zamandır çalmayı çok istediği yan flütü seçmiş. Çok eskiden beri yan flütün tınısının onu rahatlattığını, yorgun olduğu zamanlarda yan flüt sesiyle dinlendiğini ifade ediyor. Ancak bu enstrümanı ona öğretecek yetkin biri olmadığı için internetten indirdiği program yardımıyla çalmayı öğrenmiş. İki çocuk annesi bir öğretmen olan Suna bu proje sayesinde hem hayali gerçekleştiği için hem de toplumsal bir değere vesile olduğu için mutlu olduğunu ifade ediyor. Aynı zamanda günlük hayatın koşturmacasından uzaklaştığını, provalar sayesinde kendine ait bir alan yarattığını söylüyor ve günü ne kadar yorucu geçerse geçsin provalara katılmaya gayret ettiğini anlatıyor. Çünkü kadınlarla bir arada müzik çalışmanın kendisini dinlendirdiğini ve bu yolla stres attığını ifade ediyor.

Vezirköprü Kadın Orkestrası büyük bir dayanışma örneği. Hayata sanatla, müzikle anlam katarak hem kendilerini hem de yaşadıkları toplumu geliştiriyorlar. Aralarında anne olanlar çocuklarına öncülük ediyor, müziğin gücünü gösteriyor ve küçük müzisyenlere alan açıyorlar. Hem iş hem arkadaş çevrelerinde örnek olarak takip ediliyorlar ve özendirici etki yaratıyorlar. Bu yolla gelecekte kadınların yaşayacakları bu toprakları huzurlu bir yuvaya dönüştürüyorlar.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Kolektif Yastan Özgür Anlatılara, Kadınların Sanatı

Fotoğraf, belgesel ve müziğin içinden kadınlarla kısa kısa

14 Haz 2023

Kolektif Yastan Özgür Anlatılara, Kadınların Sanatı

YAZARLAR

Derya Böğrü

Yazar @ Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

İLGİLİ OKUMALAR