Dayanışma Deneyimi

Adana’da bir ortaokulda ilköğretim matematik öğretmeni olarak çalışıyorum. Öğretmen Ağı’nın Matematik Öğretimi Topluluğu’nda, Adana, Mersin, Hatay Değişim Elçilerinden oluşan adını Lezzet Ağı koyduğumuz bir toplulukta yer alıyorum ve işbirlikli çalışmalara dahil oluyorum. Lezzet Ağı, 2020 yazından beri, başta Burası Tamamen Bizim Kampı adını verdiğimiz kamp organizasyonu olmak üzere, senelerdir bi arada çalışmalar yapan bir tpluluk. Yani beraber iş yapma, organize olma deneyimini çokça yaşamış öğretmenlerden oluşuyor. Bu deneyimler depremin ilk gününden bize destek oldu. Adana, Hatay yaşanan yıkımlarla, Mersin ise aldığı göç ile depremden doğrudan etkilendi. Depremden doğrudan etkilenen iller olmasına rağmen bu illerdeki Değişim Elçileri olarak ilk günden inanılmaz bir dayanışmanın içerisinde bulduk kendimizi. Lezzet Ağı diye adlandırdığımız grubumuz kocaman bir Hızır Ağı’na dönüştü. İlk 10 gün acil insani ihtiyaçlar için hepimiz sahadaydık. Sonrasında asıl işimiz olan kısma dönmeliyiz dedik ve psikososyal destek kılavuzunu yazıp uygulamak üzere harekete geçtik. Henüz depremin 1 ayı dolmamışken İskenderun’da yaklaşık 150 çocuk, 750 yetişkinin yer aldığı gemide hem çocuklara hem yetişkinlere yönelik ilk psikososyal destek çalışmamızı yapmış olduk. Elbette duygusal yükü olan şeylerle karşılaştık. İyi geldiğimiz insanlar bize de iyi gelen kişiler oldu aynı zamanda. İyi gelmeler bi rezonansa binerek kocaman bi iyi gelme haline dönüştü. Mobil Psikososyal Destek ekibi aktif olarak Hatay’a gidip gelerek varlığını sürdürüyor ve başka illere gitmeye, kılavuzunu revize etmeye dair planlar yapıyor.
Bir de öğretmenlerin okula dönüşü var. Adana ve Mersin’deki öğretmenler başladı. Okula başlayınca öğretmenlere uygulamaları için çokça psikososyal destek programları gönderildi. Fakat okullara başlayınca hiç göz önüne alınmayan bir ihtiyaçla karşılaştık. Önce öğretmenin psikososyal olarak desteklenmesi ihtiyacı. Öğretmenler olarak okula başlayacak hazırbulunuşlukta değildik. Adana, Hatay, Mersin illeri arasında akrabalık ve ahbaplık ilişkileri çok yoğun. Bu sebeple okullarımızda yakınlarından kaybı olan, ailesinin evi yıkılan dolayısıyla psikolojik anlamda epey yıpranmış, hazır olmayan meslektaşlarımız vardı. Psikolojik desteğin haricinde barınma ihtiyacını karşılayamayan meslektaşlarımız da var. Evi hasarlı olduğu için başka ailelerin yanına yerleşenler, çadırdan okula gidip gelenler, KYK yurtlarında kalanlar… Dolayısıyla sağlıklı bir okula dönüş süreci yaşanmadı. En azından Adana adına öyle. Tabi süreç sağlıklı da devam edemedi. Kendi okulumda öğrencilerin okula gelme oranı %1-%5 arası değişiyor. Bunun da anlamı Adana’da okullar açık ama eğitim-öğretim faaliyetleri neredeyse yok.
Bu süreç hepimiz için yeni ihtiyaçlar doğurmaya devam edecek. Birlikteliğe, dayanışmaya, gündemi taze tutmaya ise devamlı ihtiyacımız var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
eğitimde yirmi yedinci hâlimiz: afet döneminde öğretmenlerin hâli.
07 Nis 2023

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

