"De facto" parlamenter sistem: Meşruiyet krizi mi çıkış yolu mu?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin tarafından bir televizyon programında açıklanan muhalefetin parlamenter sisteme geçiş süreci bir dizi tartışmanın fitilini ateşledi. “De facto parlamenter sistem” olarak da adlandırılan bu geçiş süreci senaryosu henüz altılı masa tarafından resmi olarak açıklanmamış ve kabul edilmemiş olsa da şimdiden muhalefetin parlamenter sisteme geçiş stratejisi olarak dillendiriliyor.
Söz konusu geçiş stratejisinin temelini aslında muhalefet partilerinin çıkaracağı ortak Cumhurbaşkanı adayının seçimleri kazanması halinde görev ve yetkilerinin bir kısmını devretmesi ve sembolik bir Cumhurbaşkanı gibi hareket etmesi oluşturuyor. Habertürk’ten Kübra Par bu stratejiyi şu şekilde özetliyor:
- Muhalefet partileri TBMM seçimlerinde 360’dan fazla milletvekili çıkarmayı başarırlarsa referandumla, 400’den fazla vekil çıkarırlarsa referanduma gitmeden Cumhurbaşkanlığı sistemini değiştirecek. Fakat yeniden bir genel seçime veya Cumhurbaşkanlığı seçimine gitmeyecekler. 2023 genel seçimlerinde en çok oy alan partinin liderine hükümeti kurma görevi verilecek. Bu kişi, Meclis’te güven oyu alırsa Başbakan olacak. Alamazsa ondan sonra en çok oyu alan partinin genel başkanı hükümet kurma şansını elde edecek. Aynı zamanda, 2023 seçimlerinde seçilen Cumhurbaşkanı parlamenter sisteme geçilse bile Cumhurbaşkanı olmaya devam edecek.
- Muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanıp Meclis’te yeterli çoğunluğu elde edemediği ikinci senaryoda ise “de facto yönetim” formülü devreye girecek. Genel seçimlerde seçilen Cumhurbaşkanı görev ve yetkilerinin tamamını kullanmayacak ve pratikte Cumhurbaşkanı yardımcılarından biri Başbakanlık rolünü üstlenecek.
Yani altılı masa Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması durumunda Meclis’te 360 milletvekili çıkaramasa bile de jure veya de facto olarak parlamenter sisteme geçmeyi planlıyor. Parlamenter sisteme geçiş stratejisinin tüm muhalefet partileri tarafından ortak bir şekilde kamuoyuna açıklanmamış olması ise çeşitli tartışmalara ve spekülasyonlara neden oluyor.
Riskler büyük
Söz konusu strateji ile ilgili en önemli soru ise şu: Muhalefet partileri, seçimleri kazanmaları halinde her halükârda Cumhurbaşkanının yetkilerini devrederek sembolik bir görev üstlenmesini planlıyorlarsa 2023 seçimleri için gösterilecek ortak Cumhurbaşkanı adayı da mı sembolik bir isim olacak? Parlamenter sisteme geçiş stratejisi ile uyumlu bir şekilde sembolik bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarılması durumunda bunun seçmen kitlesinde büyük bir kararsızlık yaratma ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Yapılan birçok kamuoyu anketinde, kararsız seçmenlerin seçimin kaderini değiştirecek çoğunluğa sahip olduğu düşünüldüğünde sembolik bir ismin Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi bu kararsız seçmenlerin oylarını kazanma konusunda olumsuz bir etki yaratabilir. Muhalefetin adayının Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandığı senaryoda ise seçilen Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini en çok oy alan partinin genel başkanına devretmesi ise bir meşruiyet krizi yaratacaktır.
Muhalefet partilerinin 360 milletvekili çıkaramadığı ikinci senaryoda devreye giren “de facto parlamenter sistem” formülü detayları tam olarak açıklanmadığı için büyük bir kafa karışıklığına neden oluyor. Bu senaryoda, muhalefetin Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan ortak adayının yine görev ve yetkilerini kullanmaması ve Cumhurbaşkanı yardımcılarından birinin fiili olarak Başbakan olması öngörülüyor. İlk senaryoda olduğu gibi yine halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanının ülkeyi yönetme ve parlamenter sisteme geçiş sürecini başlatma yetkileri seçim meşruiyeti olmayan bir kişiye devredilmiş oluyor.
Muhalefetin görevi
Parlamenter sisteme geçişi öngören her iki senaryonun da seçmenler nezdinde önemli bir meşruiyet problemi yaratacağını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Özellikle kararsız seçmenlerin seçimin kaderini belirleyebilecek bir oranda olduğu gerçeğiyle yüzleştiğimizde hem muhalefet partilerini destekleyen seçmenlerin hem de kararsızların güvenini kazanacak bir ortak adayın muhalefet partilerinin en önemli stratejisi olması gerekiyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizin en önemli sebeplerinden biri ve 2023 seçimlerinin ardından tekrar parlamenter sisteme geçilmesi 20 yıldır devam eden kurumsal erozyon ve denge-denetleme mekanizmalarının tahrip edilmesi gibi hayati problemlere uzun vadeli çözümler üretebilir. Ancak, Türkiye’nin uzun vadeli kurumsal inşasına yeniden başlayabilmek için muhalefetin seçim stratejisini reelpolitik üzerine kurgulaması ve hem kararsız seçmenlerin hem de tüm muhalefet bloğunun oylarını ve güvenini kazanabilecek ortak bir aday çıkarabilmesi büyük önem taşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK'e güven, asgari ücret zammından memnuniyet, de facto parlamenter sistem uygulamasının riskleri, Brezilya'da Bolsonaro sonrası dönemi için endişeler
06 Tem 2022

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi aldığı için ABD’nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan devletleri ekonomik ve askerî olarak sınırlandıran CAATSA yaptırımlarına Aralık 2020’den beri maruz kalan Türkiye’ye ABD Başkanı Trump’tan müjde geldi. NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen Trump, hediye paketini Erdoğan’a sundu: Yaptırımlar kalkacak, F-35 konusu ele alınacak.




