… Dergisi Geldi mi Abi?

Dergiler, kâğıt yığınları, Cd ve Kaset kapakları hep yeni bir soru hep bir kurtçuk içimizde…
… Dergisi Geldi mi Abi?

Bültenimizin bu sayısında biraz müzik dergileri ya da diğer bir söyleyişle müzik magazinleri üzerine düşünelim istiyorum. İlk düşüncem, acaba bu satırları okuyan sizlerin müzik dergisi dendiğinde aklına neler geliyor? …

Geride bıraktığımız eski günümüzde, bizden bir duyuru bülteni aldınız ve orada sizlere elimizde avucumuzda olanlardan bir hatırlatma geçtik. Bu bana başka bir şeyi hatırlattı bir yanıyla… Dijitalleşmeyle birlikte, müzik yayımlarının özel / toplu sayılarla bizlerin dikkatini yeniden çekme arzusu ya da bu dergilerde yazmış yazarların (edebiyatta da sık karşıma çıkıyor) bir zaman sonra yazılarını kitaplarda toplaması, okuyucuya- hatta yeni okuyucusuna – yeniden ulaştırması… Neden bu ihtiyaç dersiniz? Bugünlerde performansla buluşma halimizi de benzeri bir dönüşüm ve kaygıyla sorguladığımızı düşünerek; bu yeniden toparlama, süreli olanda kaybolmama, bilgisayar ya da telefonlarımızda değil de evlerimizde, kitaplıklarımızda yer almak ihtiyacı bana çok haklı geliyor. 

Süreli yayın dediğimiz dünyanın da anlık yayına dönüşmesi belki işin içinde olanları böylesi bir yerden etkiledi ve endişelendirdi… Hem de uzun süredir! 

Türkiye özelinde, bu haklı bulduğum tedirginliği düşündüğümde birkaç sene evvel Hey Dergisi örneğinde yapılmış bir çalışma ve Tolga Akyıldız’la yapılmış görüşmeden bir not geliyor aklıma. Akyıldız bu görüşmede “doğru bir çatıyla kurulursa” çevrimiçi dergiciliğin avantaja bile dönebileceğini söylemiş*.  Bu, beni okuduğum vakitte de düşündürtmüştü, şimdi de günün genel ruh hâline bakınca yeniden düşündürtüyor. Yani tıpkı bugün, çevrimiçi mi yüz yüze / orada bulunarak mı ikilemini düşünmemiz gibi… Ya da instagram canlı yayınları profillerde kalsa bile birebir o an iletişilen de bir yer olduğundan ne kadarıyla bağ kurabiliyoruz? Günün sonunda etkisi budanmış bir şey kalmıyor mu elimizde?

Müzik dergilerinin, müzik endüstrisinin önemli basamaklarından biri olması (erken dönemler düşünülerek haline gelişi belki) ve ardından değişen medya düzeninin içinde konumunun değişmesi, bana özellikle yaygın çemberin dışında kalarak bir söylem geliştirmeyi hedefleyen müzik türlerinin iktidar ayağınca eritilip müzik endüstrisinin kurallarına dahil oluşunu anımsatıyor. Rock müzik tarihi en azından bunun örnekleriyle dolu diyebiliriz. Müzik dergileriyle ilgili kısmında, üretimlerin bilinirliği ve tüketilirliğinde belirleyici olmak, dinleri ve okuru şekillendirmeyi de hedefleyen örnekleri düşündüğümde bu kelamı ediyorum. Şimdilerde hangimizin evine kaç müzik dergisi giriyor, kaçımız çevrimiçinde ödeme yaparak bu kanalları okuyoruz ya da buralardan keşiflere devam ediyoruz meraktayım. Zira müzik dergilerini şöyle bir düşündüğümde dünyada ve Türkiye’de öyle üç ya da beş tane değil kendi kulvarında epey mesai harcamış, oralardan müzik endüstrisi ve akademileri hatta edebiyat dünyasını beslemiş birçok örnek geliyor aklıma (GençLik, Roll, Laneth, Blue Jean, Ekspress, Makam, Hey bunların çok azı…). Burada belki Herkes için Etnomüzikoloji serimizin son bölümündeki sohbetimizi de hatırlamak yerinde olur.  

Türkiye örneklerini masaya yatırabilecek takipte değilim son yedi yıldır. Ancak son on yıldır evimize Prog Magazine giriyor. Takip edenlerinin malumudur, dergi progressive rock / metal dünyasında yazdıkları, yazdırdıkları, listeleri, her sayıda verdiği albümleri ve organize ettikleriyle müzik dünyasında önemli bir yere sahip. Efsanevi grupları ve müzisyenleri hafızalarda tutmak için elinden geleni yapan Prog Magazine’in bizim eve girmesi de aslında derginin ekonomik anlamda zor durumda olduğunu açıklamasıyla ve sevdiğimiz müzik dünyalarını yayınlarını takip ederek desteklemek ve kaybetmemek dürtüsüyle oldu. Üç sene evvel Eindhoven’da yapılan Prognosis Festivali kapsamında müzik yazarları ve müzik endüstrisinin söz sahipleri bir araya gelip paneller düzenlediğinde, Prog Magazine’nin editörü Jerry Ewing hâlâ işin bu yanına dikkat çekmeye çalışıyordu. Pandeminin ilk dalgasında basım meselesinin dünyanın her yerinde sıkıntıya düştüğünü hatırlarsak, dijitale kaymış hayatlarımızın arasında kendini hatırlatmaya çalışan müzik dergilerinin bir darbe daha aldığını hatırlamakta fayda var. Prog Magazine’yi tam içerikle web sayfalarından okumak da mümkün. Her makalenin altında yeni sayıyı satın almak isteyip istemeyeceğinizi soran bir çaresizlikte… 

Başka bir örnekle, Hollanda’daki müzik dünyasını koklayabilmek üzere takip ettiklerimden Oor’dan (Ear-Kulak kelime anlamında) bahsetmek istiyorum. Ben, dergiye dil bariyeri gibi bir sebepten üye olmadan, internet sitelerinden takip etmeye çalışanlardanım. Ama bu dergi, bir önceki örneğimin aksine içeriklerinin çoğunu okuyabilmek için internet sitesine de üyelik istiyor. Yani bir müzik yazarını gerçekten okumak, tanımak isterseniz bu siteye ödeme yapmalısınız. Bir yandan da yine basılı kopyaları ister toplu ister abone olma yoluyla edinmek mümkün. Aslında, her şeye üyelik almanın büyük bir yükü olduğunu düşünsem de bu tavrı da tuhaf görmüyorum. Hele de geçmişte takip ettiğim; içinde yazar olan arkadaşlarımdan da tanık olduğum, telif, baskı, satın alınma gibi faktörlerin getirdikleriyle önce sayıların arasındaki zamanın uzatıldığı sonra başka çarelerin işe yaramadığı anlaşıldığında kapanan köklü örnekleri hatırladığımda…  

Son örneğim, iki Hollandalı müzik meraklısı; Double Bass ve Paul Royal’in kurduğu Europopmusic online dergisi. Aslında ikilinin müzik merakı ve bakış açısını tam anlamıyla yansıtan ve üzerine bazı sosyal bilim araştırmacılarının akademik mecrada da göz attığı, yazıp çizdiği ansiklopedik bir “bilgi” kaynağı. Öyle ki, bu ikili hem müzik dinleme ve müzik takibinde insanlara bir şeyler öğretmeyi, şekil vermeyi hedeflemiş hem de bunu yalnız “Avrupalı olan” müziklere odaklı yapmak istemiş. Ben bu siteyi ziyaret ettiğimde güzel, merak uyandıran başlıklar bulsam da o pek de hoşlanmadığım Avrupalı tavrı ve yaklaşımı her seferinde geçirdiğim zamanı kısıtlı tutmama sebep oluyor. Zira sitedeki bazı tanım ve sınıflandırmalara dair bu eleştirim. Okuduklarında, özellikle beslendikleri kaynaklarda, neyin nasıl isimlendirildiği ve buradan hareketle kimliklendirdiğini önemseyenlere bu notum. 

Nihayetinde, yeniden sorarak bu sayının mevzusu kafamızı kurcalasın istiyorum. Müzik dergisi denildiğinde ne anlıyor ne bekliyoruz? Müzik dünyanızı dinç ve zinde tutmak için kimleri okuyup takip ediyorsunuz? Dahası kimlerin zevkine, gözlemine, inceleme ve analizine güveniyorsunuz? Sanıyorum, büyük bir kalabalık içinde her açıdan yönümüzü bulmaya çalıştığımız bugünlerde okuduklarımızın güvenilirliği de ayrı bir başlık… 

Prog Magazine’den bir haber ve Yes’ten bir parçayla kapayayım. 

İyi dinlemeler, düşünmeler olsun! 

*: Mihalis Kuyucu’nun 2013 yılında yayımlanan “ Türkiye’de Müzik Basını Tarihi ve Hey Dergisi Örneği” başlıklı makalesinde geçmektedir. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Müziği Okumak

Kitaplar, dergiler, kağıt yığınları ve kartonetler...

06 Nis 2021

Baroque Library Hall, Czech Republic (https://www.klementinum.com/prohlidky/baroque-library/)

YAZARLAR

Tuğçe Hakarar

Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR