doğurganlık afetten nasıl etkilenir?

Ölüm şoku insanların üreme isteği ve koşullarında değişimler yaratabiliyor. Bununla bağlantılı önemli bir mesele de afet ve kriz sonrasında korunma yöntemlerine ve güvenli kürtaja erişimin zorlaşması sebebiyle gebeliklerde artış gözlemlenmesi.
doğurganlık afetten nasıl etkilenir?

Büyük afetler büyük kayıplar yaratıyor. Bu durum çeşitli politik, ekonomik, sosyokültürel, demografik ve psikolojik sonuçlar doğuruyor. Bu sonuçlar da insanların cinsel davranışlarını ve doğurganlığını etkileyebiliyor. Şubat ayında yaşanan depremlerin bu bakımdan ne tür etkileri olabileceğini bilmiyoruz ama daha önce yapılmış araştırmaların ne söylediğine bakabiliriz.

Bu konuda referans gösterilen en temel araştırmalardan bazıları İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki nüfus artışına dikkat çeken araştırmalar. Bunlar 1946-1964 yılları arasında doğan ve “baby boomer” olarak bilinen kuşağın ortaya çıkışında, İkinci Dünya Savaşı sonrası atmofesterinin etkili olduğunu söylüyor. Savaş sonrası yaşanan bu “bebek patlaması” aslında doğurganlığın sandığımızdan daha karışık dinamikleri olduğunu gösteriyor. 

Afet sonrası nüfus dinamikleri üzerine yapılan daha güncel araştırmalar da farklı teorik bakış açılarından benzer sonuçlara işaret ediyor; yaşanan büyük ölçekli ölüm ve kayıpların insanlarda davranışsal olarak üreme eğilimi yaratabileceğini ve bunun da doğurganlık oranlarını artırabileceğini söylüyor. 2004 yılı Hint Okyanusu depremi ve tsunamisine odaklanan bu araştırma iki sonuçtan bahsediyor. Birinci sonuç, afette bir veya daha fazla çocuğunu kaybeden kişilerin afetten sonra kaybettikleri çocuk sayısından daha fazla çocuk sahibi olma olasılığının yükseldiğini gösteriyor. İkinci sonuç da, afetten önce çocuğu olmayan kişilerin afet sonrasında aile kurmaya daha erken başladığını gösteriyor. Araştırma bunu, “ölüm şokunun ardından nüfusu yeniden inşa etmek için önemli bir yol” olarak yorumluyor. 

Benzer sonucu olan bir araştırma COVID-19 pandemisinde sağlık hizmetlerine erişim kısıtlamalarından dolayı araştırmanın yürütüldüğü 37 ülkede Mart-Ağustos 2020 arasında normale kıyasla 1.3 milyon daha fazla istenmeyen gebelik ve 1.2 milyon güvensiz kürtaj gerçekleştiğini tahmin ediyor. Bu araştırmaların aksine, Japonya’da 2011’de yaşanan deprem sonrası doğum oranlarında %10 azalma gözlemleniyor. Bu trend, birkaç yıl devam ediyor. 

Ölüm şoku insanların üreme isteği ve koşullarında değişimler yaratabiliyor. Bununla bağlantılı önemli bir mesele de afet ve kriz sonrasında korunma yöntemlerine ve güvenli kürtaja erişimin zorlaşması sebebiyle gebeliklerde artış gözlemlenmesi. Gebelikler mi artıyor, yoksa gebelikler sabit kalıp, sadece doğumla sonuçlanan gebeliklerin sayısı mı artıyor? 

Tüm bunların sonucunda afetleri ve felaketleri direkt olarak cinsel istekte ya da istenilen gebeliklerde artışa bağlamak mümkün olmaz. Söz konusu coğrafyada cinsellik eğitimine erişim, gençlerin bedensel hak farkındalıkları, üreme sağlığını ilgilendiren korunma yöntemleri ve kürtaja erişim gibi birçok kritere bağlı olarak doğum oranlarında değişim gözlenebilir. Sonuç ne olursa olsun, kriz anlarında cinsellik düşünmenin, cinsel ve üreme sağlığı ve haklarına dair mücadelemizi devam ettirmenin bencillik ya da yanlış odak noktası olduğunun savunulması asla kabul edilemez. 

Bu konuda tartışılması ve aksiyon alınması gereken en acil meseleler doğum oranları ya da önleyici hizmetlerle sınırlı da değil. UNFPA Türkiye'nin verilerine göre 6 Şubatta gerçekleşen depremlerin etkilediği bölgelerde yaşayan en az 15,8 milyon insanın 4.1 milyonunun üreme çağındaki kadınlar olduğu tahmin ediliyor. Rapora göre 226 bin kişinin hamile olduğunu düşünülüyor ve Mart ayında yaklaşık 25 bin kişinin doğum yapması bekleniyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

müstehcen mecmuamüstehcen mecmua

BÜLTEN SAYISI

afet ve cinsel sağlık

ilk sayımızdan, dayanışmayla...

22 Mar 2023

Müstehcen Mecmua

YAZARLAR

müstehcen mecmua

ayıpsız, tarafsız, tuzaksız, bilime dayalı, yeni nesil cinsellik rehberiniz.

İLGİLİ OKUMALAR