Dünyayı çocuklara verebildik mi?

TBMM’nin açılışının 103. yılında; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ardından aklımda şu soru belirdi: “Türkiye’de çocuk olmak” ne demek? Türkiye’de çocuklar neler yaşıyor? Durumları ne? Nasıl hissediyor? Tüm bu soruların içinde ilkini okurlarımıza da yönlendirdik.
Dünyayı çocuklara verebildik mi?

24 Nisan - Otokoç
Otokoç 2. El ile birlikte

Her adımda güven: Otokoç 2. El Otokoç 2. El ’in profesyonel ikinci el araç hizmetleriyle her adımda güveni hissedersiniz. Nasıl? Hayalinizdeki her marka ve model ikinci el araca Otokoç güvencesiyle şubelerden veya otokocikinciel.com adresinden kolayca sahip olabilir; satmak istediğiniz aracınızın değerini kolayca öğrenip şubelerden ücretsiz ekspertiz randevusu alarak satış işlemini gerçekleştirebilirsiniz. İkinci el araç satın alırken; ekspertizi profesyonel ekipler tarafından yapılmış araçları inceleyebilir, tüm ödemeleri yine Otokoç 2. El’le gerçekleştirerek dilediğiniz aracı güvenle satın alabilirsiniz. Satın aldığınız aracın mekanik ve kozmetik durumunu şeffaf bir şekilde öğrenip emin olduktan sonra iç rahatlığıyla teslim alabilirsiniz. Aracınızı satarken; markası, modeli ve yaşı ne olursa olsun aracınızın değerini piyasa koşullarına göre hızlı, doğru ve şeffaf bir şekilde sitedeki online değerleme aracından tespit edilmesini sağlayabilir; anlaştığınız durumda araç bedelini gün içerisinde nakit ödeme alarak Otokoç 2. El’e satabilirsiniz. Otokoç aracılığıyla aracınızın adınıza satılmasını isterseniz alıcısıyla en güvenilir şekilde buluşmasını yine Otokoç 2. El’in hizmetleri aracılığıyla sağlayabilirsiniz. Neler var? Araç satış, araç alım, takas, adınıza satış, online satış, sigorta, ekspertiz ve adrese teslimat gibi ikinci el araç konusunda ihtiyaç duyacağınız her adımda Otokoç 2. El’in şeffaf, güvenilir ve profesyonel hizmetleri yanınızda. İhtiyacınız olan tüm hizmetler için 7/24 açık şubeyi ziyaret edebilirsiniz: otokocikinciel.com

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

TBMM’nin açılışının 103. yılında; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ardından aklımda şu soru belirdi: “Türkiye’de çocuk olmak” ne demek? Türkiye’de çocuklar neler yaşıyor? Durumları ne? Nasıl hissediyor? Tüm bu soruların içinde ilkini okurlarımıza da yönlendirdik. “Türkiye’de çocuk olmak” kavramının herkes için farklı tanımlamaları olduğunu gördüm. Örneğin, okurlarımızdan Onur bey bize şu cevabı verdi: 

“Coğrafyadan bağımsız bir duygudur çocuk olmak…
Yeter ki saf duygularımın coşkusunu besleyen yuvam olsun…
Yine Türkiye'de olsun,
Yeter ki o yuvayı sevgiyle kucaklasın ve çocukluğum güvende olsun…
İşte o zaman çocuğum ben...”

Ali Can bey ise  Türkiye’de çocuk olmayı “Önce etimolojik olarak çocuk kelimesinin kökenine değinmek isterim, sözcüğe anlam katan nitelediği durum ya da hissettirdiği durumdur. Çocuk zihinsel ve bedensel olarak gelişimini devam ettiren reşit olmayan insan anlamına gelir bu durum onun yetişkin insanlara ihtiyacının olduğu adeta bir çiçek gibi büyütülmesi özenilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Türkiye’de çocuk olmak erken sorumluluk almak maddi ve manevi zorluklara küçük yaşta göğüs germek anlamına geliyor. Türkiye’de çocuk olmak zor zanaat azizim” ifadeleriyle anlatıyor. 

Benim yuvam kurucusu Funda Alkaya Dicle ise, “Türkiye’de çocuk olmak” sorumu şu ifadelerle yanıtladı: 

“Çocuk her yerde çocuk. Aslında insan her yerde insan. Insanın yaşam koşulları değiştirilip, yaşam kalitesinin artırılması var olan hükümetlerin, var olan yönetimlerin birinci vazifesi; çünkü mutlu insan mutlu çocuk yetiştirir. Mutlu çocuklar da geleceğin mutlu yetişkin insanları olur. Dolayısıyla bu aslında birbirine bağlı zincir ve ilk adımı çocuklar olarak kabul edeceksek o zaman iyileştirme anlamında MEB’e büyük iş düşüyor.”

Peki ya veriler ne diyor? 

TÜİK’in, 2022 yılının İstatistiklerle Çocuk verilerine göre, Türkiye'de nüfusun 22 milyon 578 bin 378'i çocuklardan oluşuyor. Bu Türkiye nüfusunun %26,5’ini oluşturuyor. Verilere göre en yüksek çocuk nüfus oranına sahip olan il %44,9 ile Şanlıurfa, en düşük çocuk nüfus oranına sahip olan il de %16,9 ile Tunceli.

Nüfus oranının gelecek yıllarda azalması bekleniyor. Nüfus projeksiyonlarına göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında %25,6, 2040 yılında %23,3, 2060 yılında %20,4 ve 2080 yılında da %19 olacağı öngörülüyor. 

  • Neden? Araştırmalara göre bu değişim, küresel doğum oranının zamanla azalması ile bağlantılı. Daha çok kadının eğitime ve çalışmaya yönelmesi, aynı zamanda doğum kontrol yöntemlerine daha rahat erişebilmesi ile birlikte kadınlar bu değişikliklerin sonucu olarak daha az sayıda çocuk sahibi olmayı seçiyorlar.

TÜİK verilerinde ayrıca çocuk işçiliği, çocuk evlilikleri gibi Türkiye’nin büyük sorunlarına ilişkin veriler de yer alıyor. 

Çocuk işçiliği arttı: Hanehalkı İşgücü Araştırması 2022 yılı sonuçlarına göre, 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %18,7 oldu. Bu oran 2021 yılında 16,4'tü. 

  • İşgücüne katılma oranı erkek çocuklar için %27,0 kız çocuklar için %10,0 olduğu görüldü.

Çocuk evlilikleri: Evlenme istatistiklerine göre, 16-17 yaşındaki kız çocuklarının resmî evliliklerinin, toplam resmî evliliklere oranı 2022 yılında %2,0 olarak kaydedildi. Bu oran, 2002 yılında %7,3'tü. 

Çocuklar nasıl "resmî" olarak evlenebiliyor? Türk Medeni Kanunu'na göre, 16 yaşını dolduran bir kişinin, olağanüstü bir durumun ve pek önemli bir sebebin mevcut olması halinde evlenmesine hakim tarafından izin verilebilir. 

  • Kanuna göre, "Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar. Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir"

Okullaşma oranı: Okul öncesi eğitim seviyesinde beş yaş net okullaşma oranının, 2020-2021 öğretim yılında %56,9 iken 2021-2022 öğretim yılında %81,6 olduğu görüldü. Beş yaş net okullaşma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran oğlan çocuklar için %81,9, kız çocuklar için %81,4 oldu.

  • İlkokul seviyesinde net okullaşma oranı 2021-2022 öğretim yılında %93,2, ortaokul seviyesinde net okullaşma oranı %89,8 ve ortaöğretim seviyesinde net okullaşma oranı %89,7 oldu.

Gıda tüketimi: Verilerde 6 ay-17 yaş aralığındaki çocukların her gün tükettikleri yiyecekler arasında en yüksek oranın, %62,4 ile ekmek veya makarna gibi tahıl içeren yiyecekler olduğu görülüyor. Et, tavuk veya balığı her gün tükettiği belirtilen çocukların oranı %12,7 oldu. Peynir, yoğurt gibi süt ürünlerini her gün tükettiği belirtilen 6 ay-17 yaş aralığındaki çocukların oranı %57,8 oldu.

Ya verilerde yer almayanlar?

Türkiye’de yaşanan birçok krizin, çocukların hayatında büyük bir etkisi bulunuyor. Ekonomik yetersizlik, alım gücünün düşmesi, eğitimin niteliksizliği, yoksulluk, şiddet ve taciz, ayrımcılık gibi birçok toplumsal sorun; çocukların hayatında birincil derecede öneme sahip.

Yoksulluk, alım gücünün düşmesi, buna bağlı etkiler: Türkiye’de yıllardır devam eden ekonomik kriz, öncelikle hane içini etkiledi. Öyle ki orta sınıf neredeyse yok oldu, yoksulluk öngörüldüğü şekilde hızla arttı. Hane içinde bu durumdan en çok etkilenenlerden biri de çocuklar oldu. Gıda fiyatlarındaki büyük artış, çocukların yeterli şekilde beslenememesi, ihtiyaç duyduğu gıdalara erişememesi gibi sorunları da beraberinde getirdi. Bu yetersiz beslenmenin en büyük etkisi de sağlık sorunları oldu. 

Derin Yoksulluk Ağı kurucusu Hacer Foggo, geçtiğimiz yıl verdiği bir röportajda duruma ilişkin “Yetersiz beslenme aynı zamanda hem çocuğun bedenini hem de zihinsel olarak gelişimini engelleyen bir duruma yol açıyor. Ama bu aynı zamanda ömrü de kısaltan bir şey ve yetişkin olduğu zaman da birçok aslında hastalıklarla da boğuşmasına neden olan bir durum. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları Merkezi’nin 2013 verilerine göre Türkiye'de 5 yaş altı her 10 çocuktan biri bodur. Bu çocukların üçte birinden fazlası ciddi bodur. Zaten bu aslında yetersiz beslenme sorunlarını gösteriyor. Ve bu aynı zamanda kronik enfeksiyonların da yani kronik hastalıkların da bir işareti. 2018 yılında ise 5 yaş altı çocuklarda bodurluk oranı %7.” ifadelerini kullanıyor. 

Eğitimin niteliksizliği: Türkiye’de, son 20 yılda neredeyse 5 yılda bir yeni bir eğitim sistemi hayatımıza girdi. 4+4+4 olarak bilinen, yeni eğitim ve sınav sistemi; eğitimcilere göre olması gerekenden çok daha erken bir zamanda çocukların eğitim görmeye başlamasına, açık öğretim gibi niteliği daha düşük olan eğitim kurumlarına daha fazla öğrencinin kaydolmasına yol açtı. Tüm bunların yanında eğitimde fırsat eşitliği de azaldı. Neredeyse her yıl tartışmalara konu olan müfredatta yapılan değişiklikler verilen eğitimin kalitesini düşürdü. Devlette eğitim vermek için yıllarca kadro bekleyen öğretmenlerin herhangi bir kadroda yer alamaması özel okullardaki eğitim seviyesini de yükseltirken fiyatlarında yapılan zamlar da velileri ve buna bağlı olarak çocukları içinden çıkılmaz bir “eğitimsizlik çemberine” soktu.  

Şiddet, taciz, istismar: Türkiye’deki en büyük sorunlardan biri olan şiddet ve istismarın mağduru hatta kurbanı olan gruplardan biri de çocuklar. Sosyal medyanın yaygınlığı, şiddet türünü artırırken hâlihazırda Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan çocuk evliliği de istismarın boyutunu gösteriyor. Adalet Bakanlığı 2021 İstatistiklerine göre çocukların cinsel istismarına ilişkin suç sayısı 44 bin 880. Reşit olmayanla cinsel ilişkiye ilişkin suç sayısı 26 bin 324. Çocuğa karşı işlenen cinsel suç sayısı toplam 71 bin 124. Yani her gün en az 195 çocuk cinsel istismara, cinsel saldırılara maruz kalıyor. Bu durumun önüne geçebilmek içinse öncelikle caydırıcı cezaların uygulanması gerekiyor. 

Ya veliler ne diyor? 

Türkiye’de çocukların yaşadığı sorunlar, yalnızca onları değil; başlangıçta ebeveynlerini de etkiliyor. Biz de bu kapsamda ebeveynlerle birçok alanda krizlerin yaşandığı dönemde anne-baba olmayı konuştuk. Bir kız çocuğu sahibi Nesrin, kızına karşı yaşadığı en büyük zorluğun “geleceğini güvenceye alamamak olduğunu” anlatıyor. Çocuğu için yaptığı harcamaların günümüzde ne gibi zorluklar doğurduğunu sorduğumuzda Nesrin “Bir pastaneye veya kafeye oturduğumuzda kızım ne isterse onu alıyorum. ‘Anne sen neden yemiyorsun?’ diye sorduğunda ise ‘Tokum’ veya ‘Diyetteyim’ diyorum.” diyor. Nesrin ayrıca çocuğunu tatile götürmeyi “bir mucize” olarak tanımlıyor. 3 bin liralık bir spor ayakkabıya 6 taksit yaptırdığını anlatan Nesrin tüm bu durumlara rağmen günümüzdeki en büyük sorunun tarikat yapılanmaları olduğunu söylüyor. 

“Dünyayı çocuklara verebildik mi?” diye sorduğumda Nesrin, “Ne vermesi! Dar ettik. Nefes alamayacakları bir çöplük hâline getirdik!” diyor. 

İki çocuk sahibi, ismini vermek istemeyen bir anne, 23 Nisan’ı nasıl kutladıkları sorusuna “Atatürk'ün bu bayramı tüm Dünya çocuklarına nasıl hediye ettiğini anlattık, güzel kıyafetlerini giyindi, hediyesini verdik. Evin camlarına kendi yaptığı bayrakları astı ve resim çizdi. Tam anlamıyla olmasa da bu anlamlı günde onun dileklerini yerine getirmek bizi de mutlu etti” diye cevap veriyor. Çocukların günümüzde yaşadığı sorunları sorduğumuz anne, “Bizim zamanımızda eğitimde hepimiz eşittik. Siyaseti çocuklar bilmezdi çocuklar sabahtan akşama kadar dışarıda oyun oynar, mahalleli sahip çıkar, ötekileştirme, ayrıştırma neydi biz bilmezdik en azından bunların hiçbiri çocuklara hissettirilmezdi” cevabını veriyor. 

Tek çocuk sahibi bir anne ise çocuğuna “dolu ve doğru” bir eğitim verilmesini sağlamakta zorlandığını vurguluyor. “Çocuğumu devlet okuluna gönderiyorum ve diğer masraflarını da bu şekilde karşılayabiliyorum. Küçük şeylerden mutlu olmaya çalışıyoruz. Vapur yolculuğunda martılara simit atmak, deniz kenarında kayaların üzerinden yürümek gibi az masraflı mutluluklar” diyen anne, “Keşke daha gelişmiş bir ülke olabilseydik, keşke daha duyarlı insanlar olabilseydik. Daha güzel bir dünya sunmak isterdim çocuğuma” diyor.

Editörün notu: Aynı sorular yalnızca annelere değil, babalara da yönlendirilmiştir; cevaplar yalnızca annelerden gelmiştir. 

Dünyayı çocuklara verebildik mi?

Genel kanı veremediğimiz yönünde. Vermek ister miyiz? Kimi sorunlar 20 yıldan uzun süredir kimi ise 20 yıldan daha az zamandır hayatımızda; ancak belli ki değişmesi gereken bir şeyler mevcut. Bunun için öncelikle sistemden başlamak gerekiyor. 

23 Nisan’da Türkiye’den beklentilerini sorduğumuz 10 yaşındaki Bahar ise “Sokakta veya okulda daha sevgi dolu bakan insanlar görmek isterdim. Okulumda sosyal etkinlik çok az geziler çok az. Spor yarışmaları konserler kütüphane laboratuvar bilim etkinlikleri yok. Bunlar olsun isterdim.” diyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

YSK reddi, Sudan tahliyesi

Ekşi Sözlük’ün kapatılması kararına itiraz eden iki hakim görevinden alındı. YSK, AK Parti'nin "oy pusulasından Millet İttifakı çıkarılsın" talebini reddetti. Kılıçdaroğlu'nun 'Alevi' videosu dünyanın en çok izlenen Twitter videosu oldu.

24 Nis 2023

Otokoç 2. El ile birlikte
YouTube

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

Tartışmasız zafer: İspanya, Dünya Kupası şampiyonu

İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

Tartışmasız zafer: İspanya, Dünya Kupası şampiyonu
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.

Suha Çalkıvik

·

19 Tem 2026

Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta