
Eğitim hakkına ilişkin olarak düşünmemiz gereken ilk şey olumsuz çağrışımı olan disiplin cezaları da değil. Bu gibi cezalar gerekli dahi olsa, Devletin odak noktasının öğrenci cezalandırmak değil de eğitime erişimi sağlamak olması gerektiği unutulmamalı. Zira, eğitim hakkının Anayasal olarak tanınması bu hakkın layıkıyla yerine getirildiği anlamını maalesef ki taşımıyor. OECD’nin PISA olarak bilinen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (Programme for International Student Assessment) verilerine sosyal medyada sıkça denk gelmişsinizdir. Ben de en son 2018 yılında yayınlanan bu verilere göz gezdirdim. Malum, ülke sınırındaki istatistik otoritelerine bu aralar güven olmuyor. Esas olarak 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen bilimleri yetkinliklerinin değerlendirildiği Türkiye’den yaklaşık 7000 öğrencinin katıldığı PİSA 2018 sonuçlarına göre Türkiye okuma, matematik ve fen bilimlerinde OECD ortalamalarının altında kalmış durumda. Bu da birçok açıdan rekabet etmemiz gereken dünya ülkelerinin henüz eğitim aşamasında gerisine düştüğümüzü gösteriyor. Üstelik bu verilerin, 2009 ve 2012 yılındaki verilerine benzer olduğu da raporda yer alıyor. Yani yeteri kadar öğrenememişiz. PISA değerledirmelerinde en üzüldüğüm noktalarından biri ise sosyo ekonomik durumun öğrenci başarıları ile ilişkisinin kurulabilmesi. Yani ailesinin maddi imkanları görece iyi olan çocuklar kendilerini bir nebze kurtarabiliyor (!) ve bize de fırsat eşitliği nasıl sağlanmalı sorgulamasını yapmak düşüyor.
Bu istatistiklere de gerek yok aslında karnemizi anlamamız için. Eğitim ve sınav sisteminin bakan değiştikçe değişiyor olması bile tek başına eğitim konusundaki eksikliğimize işaret ediyordu. Maalesef ki pandemi dönemine baktığımızda geri kaldığımızı görebiliyoruz. Planlama eksikliği yüzünden bir açılıp bir kapanan okullar ya da kapanma döneminde internete/bilgisayara erişimi olmayan öğrencilerin bilgiye erişememesi bunun örneklerinden biri. Babası, oğlu EBA’ya girebilsin diye internet çekmeye çalışırken onun peşinden giden 8 yaşındaki öğrencinin çatıdan düşüp ölmesini ben hala atlatamıyorum. Eğitimin gerek birey gerekse toplum açısından önemine ek olarak eğitim hakkına erişememenin yaşam hakkı üzerinde bile sonuç doğurması da bizleri (daha doğrusu siyasileri) artık doğru yerden bakmaya itmeli. Umarım söz sahibi olanlar/olacaklar öğrencileri orantısız bir şekilde eğitimden dışlamak yerine kaliteli eğitimi erişilebilir kılmak için gereken “somut” adımlar üzerine düşünmeye başlamışlardır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Geçtiğimiz ay Kur'an-ı Kerim'e tekme atan üç lise öğrencisinin örgün eğitimden çıkarılma cezası aldığı haberi önüme düştüğünde ben de eğitim hakkı yazmaya karar verdim.
10 Tem 2022

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


