Eğitimden Dışlamanın Hukukiliği

Eğitimden Dışlamanın Hukukiliği

Eğitim hakkı mutlak bir hak değil ve disiplin cezaları yoluyla sınırlanması söz konusu olabilir. Bu gibi cezaların eğitimin amacına ulaşmasını sağlamak veya diğer eğitim alanların eğitime erişimi önündeki engelleri kaldırmak bakımından gerekli olduğu da söylenebilecektir. Fakat söz konusu temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması olduğunda Anayasa daha önceki yazılarımda da referans yaptığım üzere kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük şartlarının sağlanmasını arıyor (Not: bu şartlar Anayasa md. 13 ve AİHS/AİHM doğrultusunda AYM tarafından değerlendirilen üst başlıklar; zira Anayasa md. 13 yalnızca bu üç şarttan bahsetmiyor. İlgili maddeye bakabilirsiniz. İç ses: doğrudan maddeyi paylaşsan daha az yer kaplardı). Dini kitaba tekme atılması sebebiyle (herkesin dini hassasiyetine sonsuz saygı duymakla birlikte) örgün eğitimden çıkarılma gibi ağır bir ceza verilmesi de ister istemez bu cezayı öngören düzenlemenin ve kararın hukukiliğini sorgulatıyor.

Birçoğunuz bir kanun olduğunu söyleyeceğimi ve meşru amaç ya da ölçülülük değerlendirmesi ile başlayacağımı düşünüyor olabilirsiniz. Ama gelin görün ki ortada bu disiplin cezasının öngörüldüğü bir kanun bile yok (iç ses: bu konudan akademik çalışma olurdu, bülten yerine makale mi yazsaydın acaba?). Disiplin cezalarının öngörüldüğü Milli Eğitim Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin dayanak gösterdiği kanunlara baktığınızda da (ör. Milli Eğitim Temel Kanunu veya İlköğretim ve Eğitim Kanunu) disiplin cezalarının açıkça düzenlenmediğini fark ediyorsunuz. Yani aslında öğrencilerin eğitim hakkına müdahalede bulunulurken yalnızca yönetmeliğe dayanılıyor.

Bu cezaların kanuni olduğu varsayımında bile (daha doğrusu olur da kanuni dayanağa kavuşturulursa) cezaların amacını ve müdahalenin ölçülülüğü üzerine düşünmemiz elzem. İlgili yönetmeliğe baktığınızda öngörülen en ağır ceza olan örgün eğitim dışına çıkarma cezası gerektiren davranışlar arasında Türk Bayrağına hakaret etmek; Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğüne aykırı miting, forum, direniş …gibi eylemler düzenlemek; kişi veya grupları dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi ve dini inançlarına göre ayırmayı amaçlayan eylemler düzenlemek; kurul/komisyon çalışmasını zor kullanarak engellemek; bağımlı maddelerin ticaretini yapmak; eğitim ortamını işgal etmek; okul taşınır veya taşınmaz mallarını kasıtlı olarak tahrip etmek; okul personeline saldırıda bulunmak; bir kimseyi yaralamaya teşebbüs etmek, öldürmek… gibi birçok davranışı görebiliyorsunuz. Burada yalnızca örneklemeye gidebildim. Genel olarak baktığınızda söz konusu ceza ile Anayasal değerlerin, diğer kişilerin yaşam, sağlık veya eğitim haklarının, inanç özgürlüklerinin ya da Devlet’in mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığını görebilirsiniz. Bu doğrultuda eğitim hakkının sınırlanmasının meşru amaca dayandığını söyleyebilirsiniz (tabii ki de -özellikle eylem düzenlemek fiilleri açısından- bu amaçların meşruluğu da tartışılabilir). Fakat ölçülülük bakımından benzer bir tespiti rahatça yapamıyorum. Nitekim, cezanın sonucu öğrencilerin eğitimlerine yalnızca açık öğretimde devam edilebileceği anlamına geliyor. Hala sürdürülebilecekleri bir eğitimin olması bu yaptırımları ölçülü kılmaya yetmez, zira örgün eğitim ile açık öğretim arasında eğitime erişim açısından önemli farklar var. Bu sebeple örgün eğitimin dışına çıkarılmasının öğrenciler üzerinde büyük bir yük oluştuğunu kabul etmek gerek. Bazı eylemler bakımından korunan değerler (ör. yaşam hakkı) karşısında bu yaptırımın öngörülmesinin ölçülü olduğunu kabul etsek bile, kamu malını tahrip etmek fiili gibi fiiller yüzünden fiilin ağırlığına bakılmaksızın örgün eğitimden çıkarılma ihtimalinin bulunmasının ölçülü olduğunu söylemek biraz zor gözüküyor.

Bu arada habere konu olayda hangi gerekçeye dayanarak bu gibi bir ceza verildiğini tespit edemedim; zira bilgiler cezanın kendisiyle sınırlı. Bazı gazetelerde “kitabımıza saygısızlık” gibi gerekçelendirmelere rastladıysam da laik bir ülkenin dini sahiplenemeyeceğini de belirtmeden geçmeyelim. Benim en çok ilişkilendirebildiğim fiil “kişileri veya grupları; dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi ve dini inançlarına göre ayırmayı, kınamayı, kötülemeyi amaçlayan bölücü ve yıkıcı toplu eylemler düzenlemek, katılmak, bu eylemlerin organizasyonunda yer almak” fiili. Bu madde de beni Kur’an-ı Kerim’e tekme atmak bu gibi eylem düzenlemek anlamına gelir mi sorusunu sormaya itiyor. Bu seferlik soruyu cevaplandırmadan bırakıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

GünebakanGünebakan

BÜLTEN SAYISI

Eğitime Yanlış Yerden Bakmak

Geçtiğimiz ay Kur'an-ı Kerim'e tekme atan üç lise öğrencisinin örgün eğitimden çıkarılma cezası aldığı haberi önüme düştüğünde ben de eğitim hakkı yazmaya karar verdim.

10 Tem 2022

https://www.teknokultur.net/tag/kadin-2/

YAZARLAR

Günebakan

Hadi gelin, güne bakalım.

İLGİLİ OKUMALAR