Şartlı Tahliye Olan Bir Yapım: Black Site

-Spoiler yok.-
Black Site filminde, üst düzey suçluların tutulduğu çok gizli askeri bir üstte hücresinden kaçan zeki ve tehlikeli mahkum Hatchet (Jason Clarke), herkesi birer birer öldürmeye başlar. CIA ajanı Abby (Michelle Monaghan) ve üstteki diğer görevliler, Hatchet'a karşı giriştikleri kedi-fare oyununda hayatta kalmak için ellerinden geleni yapmak zorundadır.
"Beklentiler Chico, sadece üzer demişlerdi."
Öncelikle filme gitmeden evvelki beklentimden bahsedeyim. Basın gösterimi davetiyesi geldiğinde daha evvel filmin ismini bile duymadığım için hemen IMDB sayfasına girip puanı ve bu puanlar doğrultusunda yapılan yorumları inceledim. Puanı 4.4'tü. Bildiğiniz, 10 üzerinden dört nokta dört. Yorumlara baktığımda da tutarlı bazı negatif eleştiriler ile karşılaştım. E haliyle beklentim önce düşmeye, ardından da yok olmaya başlamıştı. İşim olduğu için davete icabet etmem gerektiğini düşündüm.

Sabah 08.00 civarı uyanır, güzel bir kahvaltı yapar ve yola çıkarım, sinemaya vardığımda da ikram kahvemi kapar, kötü filme diş sıkar ve güne başlarım demiştim. Film başlayana kadar her şey plana göre ilerliyordu.
"Sonra bir ışık gördüm."
Yerimi aldım, film başladı, çok klasik bir hikayeye çok basit bir açılış. Call of Duty isimli oyun serisindeki sinematik kısımlarda yer alan sahneler gibi düşünün, teknolojik bir ekran, bombanın patladığı bölgeler gösteriliyor, uydu kamerasından bakıyoruz, gazete küpürleri gelip gidiyor ekrana, bir yandan haber spikerinin sesi var arkada. Israrlı bir şekilde İstanbul ve Ankara isimleri geçiyor. Tabii bayrağı her daim cebinde hazır olan Sinemacı Adam'ın ilgisini cezbetmeyi başardı.
Şakası bir yana sıkılacağıma emin olduğum bir film, ilk yarım saatin ardından kalite açısında birçok fire vermesine rağmen, beni kendine bağlamayı başardı. Peki nasıl?
"Bir film nasıl incelenmeli?"

Kaynak: Variety
Filmi izlerken ne oldu bilmiyorum, bir anda empati damarım kabardı ve filmin senaryosunu yazmamış, yalnızca yönetmenliğini üstlenmiş Sophia Banks'in yerine koydum kendimi. Sahneleri izlerken "Bu sahneyi ben olsam nasıl çekerdim?" diye sordum kendime. Büyük birçoğunluğunu farklı çekmeyeceğim yönünde oldu cevabım. Çünkü senaryonun ederi o kadar. Yani o senaryoya ne yaparsanız yapın, kuşa bindirip koştursanız da ata bindirip uçursanız da çok farklı bir noktaya gitmeyecek. Hatta sanat departmanı ile yönetmenin işbirliğinin sonucu olarak, çekmesi çok zor olan birkaç sahnede de oldukça iyi şeyler de gördüğümü söyleyebilirim. Aynı zamanda bazı dövüş sahnelerinin kareografileri de gayet iyi yazılmış.
Öte yandan senaryonun zayıf birçok yönü olsa da yazar tembelliği yoktu diyebilirim. Yani, "Şu da tam oturmadı; ama olsun ya böyle izleyiversinler." diyerek yazılmamış kendisi. Karakterlere aksiyonları adına motivasyon sağlayan meseleler, ideal olmasalar da oldukça makuller. Sahne geçişleri için kullanılan klişe replikler bile oldukça doğru yerde, doğru zamanda kullanılmış. Birden fazla "salaklık" durumuna şahit olsanız da büyük bir çoğunluğu inandırıcı bu sahnelerin.
Oyunculuk performansı da kötü olmayınca şahsen mutlu ayrıldım salondan. Fakat...
"Bunları neye göre söylüyorsun Sinemacı Adam?"

Kaynak: NY Times
Bütçe. Filmin bütçesi, reklam giderleri de dahil olmak üzere, toplamda 15 milyon dolar. İnanın, tek mekanda geçen ortalama bir film için bile oldukça düşük bir bütçe. Bunu göz önünde bulundurduğumda iyi bir film bile diyebilirim. Fakat şimdi gerçeklerle yüzleşelim.
"Örtmesi zor kusurlar da sevdaya dahil mi?"

Kaynak: Entertainment Tonight
Aslında nereden baktığınıza bağlıdır. En iyisi, filmin kusurlarını sizinle de paylaşayım; kendiniz karar verin. Daha evvel setlerde sesçilik yapmış biri olarak söyleyebilirim ki, ses gerçekten büyük bir sorun olmuş. Aynı sahneyi arka arkaya iki farklı açıdan izliyorsunuz, sürekli git-gel yapıyor kurgucumuz. Birinde ses pürüzsüzken, diğerinde çapak sorunu var, bir nevi boğuk diyebiliriz. Bunun sebebi ise mikrofonun yanlış yerleştirilmiş olması veya ses asistanının elektronik aksamda parazit yapmaya sebep olacak hatası. Her ne sebeple olursa olsun herhangi bir filmde ses kötü olamaz. Bakın, yıllardır kendini geliştirmeye çalışan ve sinemaya adamış bir yazar-yönetmen olarak söylüyorum, bir filmde görüntü kötü olabilir; fakat ses... Ses asla kötü olamaz.
Gelelim görsel meselelere. Filmin bütçesi göz önünde bulundurulduğunda mümkün olduğu kadar görsel efekt kullanımından da kaçmaya çalışmışlar. Anlaşılabilir bir durum. Fakat böyle bir aksiyon filminde ister-istemez mecbur kalıyorsunuz. İşte o mecbur kalınan anlarda, özellikle bombanın patlama efektlerinde, maalesef şaşırtıcı derecede kötü bir iş çıkarılmış. Ama bu işte ne kadar ekmek o kadar köfte. İzlerken yüzümü ekşitsem de kızamadım.
Bunların dışında çok çiğ duran bazı sahneler de var, özellikle filmin sonlarına doğru. Fakat bu inceleme spoilersız olduğu için kendilerinden bahsedemiyorum.
"Velhasıl..."
En ufak bir beklenti ile gitseydim yerden yere vuracağım bir filmden, beklentilerimi yok ederek gittiğimde nötr+1 şeklinde ayrıldım. Öyle bayılmadım, alkışlara boğmadan veya tebessümle ayrılmadım belki salondan; fakat hüsran da yoktu bu bedende. Filmi bir cümle ile puan verecek olursam, "Netflix'te yer alsa Top 10'dan haftalarca inmezdi." diyebilirim. Bilirsiniz o tip filmleri, uyusanız da kalkıp kaldığınız yerden devam eder, geri almaya tenezzül dahi etmezsiniz, hatta bazen sadece uykuya hazırlık için bile açarsınız bu filmleri. Black Site, onlardan biriydi. İncelememi buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Basın gösterimine davet ettikleri için TME Films'e teşekkürler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Netflix - Microsoft ortaklığı, Vizyonda bu hafta "Black Site" spoilersız incelemesi, haberler ve öneriler ve daha fazlası.
20 Tem 2022

YAZARLAR

Oğuz Altınöz
Yazar - Show Business

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



