
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Paris 2022 yılına oldukça hızlı bir giriş yaptı. Nisan ayında gerçekleştirilmesi planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve AB Konseyi dönem başkanlığı, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u olduğu kadar AB’yi de ilgilendiriyor.
Bir yandan “reformist bir Avrupa gücü” olma misyonunu edinen diğer yandan “Fransız kimliğini arka plana almak” ile suçlanan Macron’un iki zorlu görevi nasıl yürüteceği merakla izleniyor. Özellikle radikal sağ temsilcileri Marine Le Pen ve Eric Zemmour, Macron’un Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında, AB dönem başkanlığının gücünü kullanacağını ima ediyorlar.
- Nedir? Dönem başkanı olan ülkeler, Konsey - Komisyon - Parlamento arası ilişkileri koordine ediyor; ülkeler arası ilişkileri güçlendirmek için çalışıyor ve toplantıları organize ediyor. Lizbon Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği Aralık 2011’den beri, dönem başkanlıkları üçlü (trio) sistemi ile organize edilmekte. 18 aylık bir süreç için üç ülke gündem belirlemek üzere koordinasyon hâlinde çalışıyor. Fransa, Çekya ve İsveç bu dönemin üçlüsünü oluşturuyor. 1 Temmuz 2022’de Çekya dönem başkanlığını Fransa’dan teslim alacak.
Macron’un İddialı Hedefleri
Fransa, dönem başkanlığı için oldukça iddialı bir program hazırladı. Macron “2022 yılı AB için bir dönüm yıldönümü olmalı” sözleri ile bu iddiasını açıkça duyurdu. 2017’de Sorbonne’da yaptığı konuşmasında “bağımsız, demokratik ve birleşik” bir Avrupa’ya vurgu yapan Macron’un bu ajandaya geri döndüğü görülüyor.
Macron hükümeti, geçtiğimiz dört yıl boyunca, AB’yi uluslararası politikada güçlü bir “aktör” konumuna getirmek üzere çalışmalarını sürdürüyordu. Merkel sonrası dönemde, Fransa’nın bu role daha çok önem vereceği görülüyor.
Fransa’nın dönem başkanlığı için “Geri Dönüşüm , Güçlenme ve Aidiyet Duygusu ('Recovery, strength and a sense of belonging') teması belirlendi. Bu kapsamda; iklim, dijital dönüşüm, Avrupa vatandaşları için asgari ücretin belirlenmesi, Avrupa egemenliğinin güçlendirilmesi gibi konulara ağırlık veriliyor.
Mart ayında gerçekleşecek olan AB’nin Zirvesi’nin alışılmışın aksine Brüksel’de değil de Paris’te düzenlenecek olması, Macron’un AB üzerinden seçimlerde güç alacağı yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Bir diğer önemli konu, Schengen Anlaşması ve göç ile ilgili düzenlemelere önem verilmesi. Avrupa’nın daha güçlü bir savunmaya sahip olması gerektiğini düşünen Macron, “sınır güvenliğini” öncelikli tutuyor.
Sınırlar ile ilgili en önemli meydan okumalardan biri de AB’nin Akdeniz komşuları. Fransa’nın tarihsel olarak Kuzey Afrika ile kurduğu ilişkiler, Akdeniz’e bakış açısını şekillendiriyor. 2008 yılında Sarkozy dönemindeki dönem başkanlığında “Akdeniz İçin Birlik”in temellerini atan Fransa, bu dönem başkanlığında AB - Afrika Zirvesi’ni gerçekleştirecek. Macron, 17 - 18 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek olan Zirve’de, Avrupa’yı Afrika’daki “terörle mücadeleye” dâhil edeceğini duyurdu.
Macron Avrupa’nın egemenliğinin yanı sıra hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi değerler bağlamında Avrupa vatandaşlarının korunması hedefini de tekrarlıyor. Avrupa Geleceği Konferansı çıktılarının Fransa dönem başkanlığında paylaşılması bekleniyor.
AB'nin Çin ile Litvanya üzerindeki gerilimi, Fransa'nın harekete geçmek için “ilk fırsatı” olarak ortaya tanımlanıyor. Litvanya ve Tayvan arasındaki diplomatik bağların ısınmasına tepki olarak Çin, Litvanya’ya ve Litvanya tedarik zincirindeki Avrupalı ülkelere karşı sert ticaret önlemleri almıştı. Bu krizin çözümü Paris için “egemen / aktör Avrupa” savını destekler nitelikte olacaktır.
Çin’le mutabakata varılan Ticaret Anlaşması’nın perde arkasında Brüksel ile Şangay arasındaki ilişkiler hâlâ ısınmış değil. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borell, AB ile Çin arasındaki ilişkileri “hem partnerlik, hem ticari rekabet hem de sistemik rekabet” olarak tanımlıyor.
Avrupa Parlamentosu, Beijing’de gerçekleşecek Kış Olimpiyatlarına katılmayı boykot etmeyi tartışmıştır. Fransa’nın ilk adımlarından birinin, 4 Şubat’taki açılış seramonisine Birlik olarak katılım sağlamak olduğu ve ilişkileri yumuşatma yönünde adım atılacağı iddia ediliyor.
Son Not: Macron’un iddialı hedefleri, rakipleri tarafından hoş karşılanmıyor. Yılbaşı akşamı, dönem başkanlığının devralınmasını temsilen Zafer Takı’na asılan AB Bayrağı, muhalefetin ağır eleştirilerinin ardından 2 Ocak’ta kaldırıldı. Her ne kadar hükümet planın en başından beri bu tarihte kaldırmak yönünde olduğunu iddia etse de Avrupa Birliği'ne şüpheyle yaklaşan partiler Fransız kimliği üzerinden yoğun bir propaganda yürüttüler. Macron’un iddialı Avrupa hedeflerini devam ettirmek için tekrar seçilip seçilmeyeceğini zaman gösterecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta protestoların çatışmalara dönüştüğü Kazakistan'ı ve Fransa'nın AB dönem başkanlığını ele alıyoruz.
07 Oca 2022

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



