Fransa’da seçime doğru

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçen hafta Spektrum’da Nisan 2022'de gerçekleşecek Fransa seçimlerine dair yayımladığımız anket, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un %25, aşırı sağcı Marine Le Pen’in %19-20, Le Pen'i "ılımlılıkla" suçlayan bir başka aşırı sağcı Eric Zemmour’un %14-15, merkez sağcı Cumhuriyetçilerin adayı olacağı düşünülen Xavier Bertrand’ın %13, sosyalist Jean-Luc Melenchon %8,5 oy oranına sahip olduğunu gösteriyordu.
Aşırı sağın toplam oyunun %35’lere dayandığı, solun ise çok etkisiz kaldığı görülüyordu. Ben de editörün yorumu kısmına “merkez sağ ve soldaki partilerin ve Yeşillerin seçimden önce halkın problemlerine çözüm önerileri getirerek alternatif seçenekler yaratabilmeleri, demokrasinin geleceği için önem kazanıyor” notunu düşmüştüm.
Daha sonra sürpriz bir gelişme yaşandı ve Cumhuriyetçilerin ön seçimini Paris'i de içine alan İle de France bölgesinin yöneticisi, partinin muhtemel diğer adaylarına göre daha ılımlı görülen, “Fransa’nın Merkel’i olmak istediğini” söyleyen Valerie Pecresse kazandı.
Pecresse’nin adaylığının kesinleşmesinin ardından Ifop-Fudicial şirketi tarafından yapılan ilk anket, Cumhuriyetçilerin doğru bir seçim yapmış olabileceğini düşündürdü. Anket, Macron’u %25, Pecresse’yi %17, Le Pen’i %16 ve Zemmour’u %13 oy oranında gösteriyordu.
Hazirandaki yerel seçimlerde ülke genelinde birinci olarak geri dönüş sinyali veren Cumhuriyetçiler için özellikle en çok oyu alan iki adayı ikinci turda yarıştıran seçim sistemi sayesinde yeniden bir umut doğmuş oldu.
Aşırı sağın tırmanışı, Macron’un gelişi
2007’deki başkanlık seçiminin ilk turunda “bildiğimiz” Le Pen’in babası Jean-Marie Le Pen’in oy oranı %10,4’te kalmış, ikinci turda merkez sol ve merkez sağ birbiriyle yarışmıştı. Marine Le Pen ise ilk kez yarıştığı 2012’de ilk turda aşırı sağın oy oranını %18’in üzerine taşımıştı. İkinci tur ise yine merkez sol ve merkez sağ arasında geçmişti.
2017’deki ilk turda ise Le Pen oylarını %21’in üstüne çıkararak aşırı sağı ikinci tura taşımıştı. İkinci turda oy oranı %33,9’a ulaşsa da merkez sağ ve merkez solun liberal söylemli Macron’un arkasında birleşmesi, Macron’u %66 oy oranı ile kolayca zafere taşımıştı.
Macron, siyasete merkez soldaki Sosyalist Parti’de başlamış ancak her daim partinin merkeze yakın kanadında yer almıştı. 2009’da partiden ayrılan Macron bağımsız olarak merkez sol hükümetlerde Ekonomi Bakanlığı gibi önemli görevler almıştı. 2016’da adının baş harflerini taşıyan En Marche! (Yürüyüş) hareketini kurmuştu.
2017 tarihe, Fransa’da merkez sağ ve merkez sol partilerin eridiği, dünyadaki sağ popülist dalganın ivmelendiği, Macron gibi bağımsız liberal figürlerin popülizme çare olabileceği yorumlarının sıkça yapıldığı bir seçim olarak geçmişti.
Macron’un liberal popülizmi
Macron dönemine tanıklık etmek, dünyada popülizmi bir ideolojiden çok bir siyaset yapma biçimi olarak görenlerin sayısını artırdı. Sadece aşırı sağcı ya da aşırı solcuların değil, herhangi başka bir ideolojiye sahip siyasetçilerin de popülist olabileceğini düşünenler çoğaldı.
Göreve gelmeden önce anti-popülist söylemle öne çıkan Macron’un anti-popülist kaldığını söylemek zor. Aşırı sağın kendisini sıkıştırdığı dönemlerde İslamofobiyi körükleyecek açıklamalarda bulunan, zaman zaman siz-biz dilini kullanarak toplumda ayrışma yaratan Macron, Sarı Yelekliler protestolarına karşı orduyu göreve çağırmıştı. Her kesimin hoşuna gidecek hamleleri aynı anda yapmaya çalışan, örneğin Çevre Bakanlığı görevine ünlü bir çevreci sosyalisti, Ekonomi Bakanlığı görevine ise merkez sağcı bir piyasa yanlısını getiren Macron’un siyaseti “liberal popülizm” olarak adlandırılır olmuştu.
Ifop-Fudicial’in anketi, şimdilik Macron’un ikinci turda Pecresse’ye karşı %52, Le Pen’e karşı %54, Zemmour’a karşı da %63 oy alarak kazandığını gösteriyor. Çünkü alternatifsiz kalan sol seçmen, sağcı adaylara karşı “bari Macron’la devam” diyor. Sol seçmen, ikinci turda Macron'un karşısına Pecresse çıkarsa %63, Le Pen çıkarsa %80'i, Zemmour çıkarsa da %85 oranında Macron’a oy veriyor. Bu da, popülizmi iyi bilen Macron’un seçime doğru merkez sola doğru kayabileceğini gösteriyor.
Dengeleri değiştirecek senaryolar
Henüz çok az ismin adaylığı kesin, seçime de çok zaman var. Hâliyle tüm dengeler değişebilir ve bu yorumlar geçerliliğini yitirebilir. Tüm dengeleri değiştireceği kesin olan bir senaryo, çok parçalı solun birleşmesi, Macron’daki emanet oyları da alarak güçlü bir adayla bunca sağ adayın birbirinin oyunu bölmesini avantaja çevirmesi ve ikinci turu zorlaması olacaktır. Bu, Macron’u da oldukça çaresiz bırakabilir ve sanıldığından uzak bir ihtimal olmayabilir.
Bir diğer senaryoysa aşırı sağda bir birleşme olabilir. Le Pen, babasından kalan ve ırkçılık gibi kötü bir ünü olan partisinin ismini değiştirmiş, uzun süredir de kendi tabanından daha ılımlı kitlelere açılma çabası göstermişti. Bu oylarını biraz artırsa da beklenmedik şekilde Zemmour’un ortaya çıkışı, aşırı sağ oyları böldü ve ikinci turu riske attı. Le Pen ile Zemmour’un ortak bir programda birleşmesi, aşırı sağın yeniden ikinci turda kendini göstermesiyle sonuçlanabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta yazımızda merkez sağ ve merkez solun "geri dönmeye" çalıştığı, aşırı sağın ikinci turu zorladığı Nisan 2022'de gerçekleşecek Fransa seçimlerini ele alıyoruz.
10 Ara 2021

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




