Gaita Çeşitliliği, Bakteriler ve Dünyanın Geleceği
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
Kasım 2022’de, İsviçreli bilim insanları Etiyopya kırsalından merakla beklenen bir paketi açtılar. İçi bok doluydu.
Halk sağlığı araştırmacısı Abdifatah Muhummed, insan bağırsağı bakterilerinin çeşitliliğini korumaya yönelik küresel bir çabanın parçası olarak iki aydır Etiyopya'nın Somali Bölgesi'ndeki ücra, çobanlık yapan bir topluluktaki çocuklardan dışkı örnekleri topluyordu. Her örneği dört tüpe ayırdı, -80 santigrat derecede dondurdu ve ikisini Avrupa'ya gönderdi.
Trilyonlarca bakteri, mantar ve diğer mikroplar sindirim sisteminde yaşar. Birçoğu insan sağlığı için faydalıdır- örneğin metabolizmamız ve bağışıklık sistemimiz üzerinde olumlu etkileri vardır. Ancak çeşitlilikleri sanayileşme, kentleşme ve çevresel değişimlerin tehdidi altındadır.
Bu satırlar, Wired dergisinin Ocak-Şubat 2023 sayısında yayınlanan “İnsan Bağırsaklarında Kitlesel Bir Yok Oluş Gerçekleşiyor” başlıklı yazının girişinden. Sabrina Weiss’a ait bu yazı, bakteri çeşitliliğindeki kitlesel yok oluş tehdidine/riskine karşı dünyanın dört bir yanından toplanan, dondurulan ve depolanan kakaları merkezine alan Mikrobiyota Bankası Projesi (Microbiota Vault Project) ile ilgili. Bu proje kapsamında yukarıdaki alıntıda ismi geçen Abdifatah Muhummed gibi araştırmacıların farklı ülkelerden ve coğrafyalardan gönderdikleri insan dışkısı örneklerinin gelecekte yapılacak bilimsel araştırmalar için muhafaza edileceği bir “Biyobank” kurulması hedefleniyor. Çünkü giderek azalan bu bakteri çeşitliliğin korunması ilerde farklı hastalıklara karşı çözümlerin üretilebilmesi için hayati öneme sahip.
İki sene içinde faaliyetlerine başlaması öngörülen bu Biyobank’ın dünyada modernleşmenin etkilerinin daha az hissedildiği yerlerden gönderilecek kakalara özellikle ihtiyacı olacakmış. Bunun sebebi de gayet basit. Çünkü bu bölgelerde yaşayan insanların beslenme alışkanlıkları (daha az makarna, şeker, pirinç, et, margarin, antibiyotik! Ve daha çok lifli besin yemek!) hâlâ dünyanın birçok yerine göre daha fazla farklılık gösterdiği için mikrobiyotalarındaki ve dolayısıyla kakalarındaki bakteri çeşitliliği çok daha fazlaymış.

Mikrobiyota Bankası Projesi kapsamında analiz için hazırlanan gaita örnekleri
Fekal mikrobiyota transplantasyonu (sağlıklı gaitanın bağırsak hastalığı olan bir diğer kişiye nakli) başta olmak üzere insan dışkısının tıbbi araştırmalar ve operasyonlar için giderek artan önemi hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, size Emily Eakin’in 2014’te New Yorker’da yayımlanan “Dışkı Deneyi” başlıklı yazısını tavsiye ederiz. İnsan dışkısının son yıllarda tıp alanında nasıl değerli bir meta hâline geldiğini anlatan bu yazıda ayrıca MIT’li doktora öğrencilerinin kurduğu ve bugün de kâr amacı gütmeden faaliyet gösteren OpenBiome gaita bankasının öyküsünü bulabilirsiniz. Giderek büyüyen ve küreselleşen bu banka aracılığıyla temin edilen kakalar sayesinde bugüne kadar 65.000’den fazla hasta fekal mikrobiyota transplantasyonu yoluyla tedavi olmuş.

Openbiome projesinin websitesinden
Bu arada kurulması planlanan Biyobank için uygun mekân arayışlarında Kuzey Kutbu yakınlarındaki Svalbard Dünya Tohum Bankası örnek olarak alınan kuruluşlar arasındaymış. Biliyorsunuz binlerce tohumun muhafaza edildiği dünyanın en büyük tohum bankası, iklim değişikliği, çevre krizi ve bunların sebebiyet verdiği türlü afetlerle büyük tehdit altındaki genetik çeşitliliğin korunması için dünyadaki en önemli inisiyatiflerden.
Modernliği şekillendiren doğa ve kültür ayrımı modern bilimi de biçimlendirdi. Doğa bilimleri ile sosyal bilimleri birbirinden kopardı. Dilbilimciler kendi koridorlarında bitkileri çalışırken botanikçiler onlardan çok ayrı binalardaki laboratuvarlarında bitkileri çalıştılar. İki bilgi biçiminin birbiriyle bağlantılı olacağı kimsenin aklına gelmedi. Çok kültürlülük eleştirel sosyal bilimcilerin post yapısalcı aşırı teorik dillerinin içine gömülü bir kavramdı ve bu kavramı biyolojide kullanmak kimsenin aklına gelmedi. Aklımıza gelmeyen başımıza gelince, yani başkasının kakasına muhtaç hâle gelince, dünyanın ücra bir köşesinde çok az sayıda hiç de modern olmayan bir topluluğun konuştuğu dilin kaybolması bize zarar vermeye başlayınca, devran değişir mi acaba yavaş yavaş?
[Son bir not: Zappa Zamanlar’da daha önce “Sindiremediklerimize Dair” başlıklı yazımızla bokun sosyal ve kültürel tarihini değerlendirmiştik. Henüz okumadıysanız ve konu ilginizi çekiyorsa yazıya buradan ulaşabilirsiniz.]
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Zappa Zamanlar“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bruno Latour, bitki körlüğünde artış ve kaka çeşitliliğinde azalma
29 Oca 2023

YAZARLAR

Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla: Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…
İLGİLİ OKUMALAR
Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.
26 Nis 2026

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.
12 Nis 2026

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.
29 Mar 2026

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.
08 Mar 2026

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.
15 Şub 2026



