Gelelim Şu Regl İzni Meselesine

"Regl izni konusunda ne düşünüyorsun ya?"
Gelelim Şu Regl İzni Meselesine

Yazı: İlayda Eskitaşçıoğlu

Evet, gelelim bakalım şu regl izni meselesine. Regl izni oyun bozan bir uygulama mı? Konuşmamız Gerek Derneği olarak duruşumuz ne? Alkışlıyor muyuz, eleştiriyor muyuz? Özel sektörün de kolları sıvamasıyla yaygınlaşan bu uygulama, aslında tartışmamız gereken başka konuları gölgeliyor mu? Bizim de görüşlerimizi paylaştığımız Pareto’nun Aralık sayısı da bu konuya ışık tuttu ve yeni regl izni haberleriyle münazara sürüyor.

Kısa cevabımız: büyük ve önemli “ama”larla regl izni uygulamalarını alkışlıyoruz. İlkokulda gördüğümüz sayı doğrularını düşünelim. Ortada bir sıfır varsa, biz bu sayı doğrusunda pozitife uzayan, ama sıfıra da yakın duran bir yerine konumlandık. Durumu kısaca özetlemeye çalışacağım:

Regl izni nedir?

Regl izni, regl olan çalışanlara bu dönemde verilen ücretli veya ücretsiz izin hakkı, ve hiç de yeni bir uygulama değil. Kayıtlara geçen en eski regl izni uygulaması, 1912 yılında, Hindistan’ın Kerala eyaletindeki bir okulda kız öğrencilere bu amaçla aylık olarak verilen izin. 1920’li yıllarda Sovyet Rusya’da belli sektörlerde çalışan kadın işçiler için regl izni uygulaması başlıyor. Ancak Melanie Ilic’in araştırmasına göre daha sonra kadın işçiler bu iznin erkek işçileri kendi yerlerine işe almak için gerekçe gösterildiğini belirterek uygulamanın kaldırılmasını talep ediyor. 1947 yılından itibaren Japon Çalışma Standartları Yasası ile ilk defa yasal bir hak olarak tanınıyor.

Bugün Tayvan, Japonya, Zambiya, Güney Kore, Endonezya, Filipinler ve Çin gibi pek çok ülkede ücretli veya ücretsiz regl izni yasal bir hak. Ancak çalışanın seçtiği bir gün, veya ayda birkaç gün olmak üzere, ve çoğunlukla yalnızca kadın çalışanlara yönelik bir uygulama. Örneğin Zambiya’da regl izni hakkı, yalnızca annelik kimliğinin vurgulandığı bir isimle, “Anneler Günü” olarak isimlendiriliyor, ve bu isimle talep edilebiliyor. Avrupa Birliği’nde bu hakkı tanıyan ilk ülke, İspanya oldu. 2022 yılında parlamentonun onayladığı yasa ile, çalışanlara ayda 3 ila 5 gün arasında ücretli regl izni hakkı tanınacak, ancak bu yalnızca kadın çalışanlar için, ve sağlık durumunu  açıklayan medikal bir belge sunulması şartı ile mümkün.

Peki Türkiye’de durum ne?

Aslında regl izni uygulaması, 2004 yılında yalnızca “ağır ve tehlikeli işler” kapsamına giren iş kollarında çalışan kadın işçilere 5 gün olarak tanınmıştı. “Kadın İşçilerin Özel Günleri” başlıklı madde şu şekilde düzenlenmişti: “Kadınlar ay hali günlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamazlar. Bu günlerin sayısı 5 gün olarak hesap edilir. Daha fazlası için hekim raporuna göre hareket edilir.” Ancak 2013 yılında işveren temsilcilerinin girişimiyle Ağır ve Tehlikeli İşler yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.

Son yıllarda Birleşik Metal-İş, Genel-İş, Tüm Bel-Sen ve Tez Koop-İş gibi sendikaların çabalarıyla regl izni yeniden toplu iş sözleşmelerine dahil edildi. Bu uygulamayı Türkiye’de ilk defa başlatan öncü kurumlar Tunceli Belediyesi, İzmir Barosu, Kadıköy Belediyesi ve şirketlerden Zomato oldu. Barolar, medya kuruluşları, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde özel sektörde de uygulama giderek yaygınlaşıyor. 2021 yılında HDP milletvekili Meral Danış Beştaş, 2022 yılında ise CHP milletvekili Mahmut Tanal, regl izni için kanun teklifleri sundu. Tekliflerin ikisi de henüz komisyonda bekliyor.

Artıları neler? Neden alkışlıyoruz?

Regl izni çalışma hayatını, işyerlerini regl olan çalışanların ihtiyaçlarına adapte edebilir. Regl deneyimlerini görünür kılabilir ve regl bakımı için alan ve zaman yaratabilir. Dismenore (şiddetli ağrılı regl), endometriosis ve polikistik over sendromu (PKOS) deneyimleyenler, regl ağrısı ve sancısı için özel bakım ihtiyacı olanlar, sağlık kurumlarına gitmesi veya ilaç kullanması gerekenler için ücretli izin hakkı veya çalışma düzeninde esneklik sağlanması elzem.

Eksileri ve “ama”larımız neler?

İşyerinde “pozitif ayrımcılık” tartışmaları alevlenebilir. Uygulamanın işverenlerde regl olmayan çalışanları istihdam etme eğilimi yaratacağı, zaten işgücünde daha az sayıda yer alan kadın çalışan oranının daha da düşeceği yönünde eleştiriler var. Ayrıca sadece kadın çalışanlara sağlanan bir hak olarak tanınması, regl olan non-binary, interseks ve trans deneyimi olan çalışanların uygulamadan yararlanmasına engel olabilir ve çalışanları cinsiyet beyanına itebilir.

Regl izninin ücretsiz verilmesi, sağlık kurumlarına ve hizmetine erişimin zor olduğu koşullarda “özel sağlık durumu” raporlarının zorunlu tutulması da uygulamadan faydalanmayı zorlaştırabilir. Tıp literatürünün, sağlık hizmeti sistemlerinin döngüsel bedenler yerine Avrupalı erkek bedenleri üzerine inşa edildiğini, regl sancısı gibi deneyimlere kimi zaman inanılmadığını, veya regl olan bireylerin abarttıkları veya zayıf oldukları yönünde damgalandıklarını unutmamak gerek.

Teraziyi önümüze koyduğumuzda, dezavantajları olmakla birlikte, regl izni uygulamalarını yine de destekliyoruz, çünkü pek çok “ama”nın iyi planlanmış, kapsayıcı politika ve uygulamalarla giderilebileceğini düşünüyoruz. Sadece kadın çalışanlara değil, regl olan bütün çalışanlara sunulan, ihtiyaç duyulan gün sayısının kısıtlanmadığı veya dayatılmadığı, zorunlu olmayan, evden çalışabilme gibi esnek alternatiflerin sunulduğu regl izni uygulamaları, daha adil bir iş ortamına gerçekten katkı sunabilir. İşverenin kaçınılmaz önceliklerini düşünecek olursak, regl bakımına zaman ve alan sağlayabilmiş, daha sağlıklı ve mutlu çalışanlar, daha üretken ve verimli bir çalışma ortamı yaratabilir.

Bu iyimserliği koruyarak şu oyunbozan soruları da sormam gerek: Şirketler regl izni uygulamalarını yalnızca birer kurumsal iletişim projesi olarak 8 Mart’ta duyurmakla mı yetiniyor? Bu hak, kağıt üzerinde mi kalıyor, yoksa çalışanlar gerçekten faydalanabiliyor mu? Regl izni yalnızca büyükşehirlerde çalışan orta üst sınıf beyaz yakalılara değil, aynı zamanda tedarik zincirlerinde çalışan mavi yakalılara ve emek veren bütün çalışanlara bir imkân olarak sunuluyor mu? Devletler regl bakımı ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları için kapsamlı politikalar üretip hayata geçirebiliyor, kaynaklar sunabiliyor mu? Bunun gibi soruları sormaya devam ederek menstrüel adalet arayışına, savunuculuğuna devam etmek gerek.

Peki Oyunbozan okurları neler yapabilir?

Bu konuda kendi terazinizi tartmak için bizim için çok değerli (ve herkese açık) bir kaynak olan “The Palgrave Handbook of Critical Menstruation Studies” kitabında yayımlanan “Addressing Menstruation in the Workplace: The Menstrual Leave Debate”  isimli makaleye bir göz atabilir, veya Sevgim Denizaltı’nın Kadın İşçi için kaleme aldığı, konuya işçilerin hak kazanımı merceğinden bakan “Tarihi bir kazanım, Bitmeyen bir tartışma” yazısını okuyabilirsiniz.

Okulunuzda, üniversitenizde, işyerinizde yönetimle görüşüp bu hakkın regl olan herkese esnekliklerle tanınmasını talep edebilirsiniz. Bu uygulamanın kimi sektörlerde sendikal bir hak olduğunu, özel sektörde giderek yaygınlaşan örneklerini paylaşabilirsiniz. Kendi işinizi kurduysanız, çalışanlarınız, iş arkadaşlarınız için bu seçeneği sunabilirsiniz.

Regl izni, bu dönemde hararetle tartışılıyor olsa da menstrüel adalet mücadelesinde yalnızca iyi bir başlangıç, bir örnek uygulama.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

OyunbozanOyunbozan

BÜLTEN SAYISI

Gelelim Şu Regl İzni Meselesine

"Regl izni konusunda ne düşünüyorsun ya?"

05 Oca 2023

YAZARLAR

Oyunbozan

Toplumsal cinsiyet eşitliği. Keşke bunun için oyunbozan olmamız gerekmeseydi. Biz, oyun bozmak için konuşmayı tercih eden iki feminist doktora öğrencisiyiz. Regl yoksulluğu ve tabusu başta olmak üzere, konuşulmayan konuları konuşmaya karar verdik. Sen de Konuşmamız Gerek’tiğine inanıyorsan, artık buradayız.

İLGİLİ OKUMALAR