Gölgesi olmayan siyasetçi: Ayetullah Ali Hamaney'in portresi

Ali Hüseyni Hamaney (d.19 Nisan 1939, Meşhed-ö.28 Şubat 2026, Tahran), Necef doğumlu bir âlim ve müçtehit olan Seyyid Cevad Hamaney ile (Haşim Mirdamadi’nin kızı) Hatice’nin oğludur. İranlı din adamı, siyasetçi, Şii merci-i taklid; 1989’dan 2026’daki suikastına kadar İran’ın ikinci ulu önderidir.
Meşhed’de dünyaya gelen Hamaney, sekiz çocuktan ikincisidir. İki erkek kardeşi din adamıdır. Küçük kardeşi Hadi ise gazete editörü ve molladır. Ablası Fatıma Hüseyni’dir. Babası Hamaneli bir Türk, annesi ise Yezdli bir Fars’tır.
Hamaney’in eğitimi dört yaşında, medresede Kur’an öğrenerek başlamıştır. İleri düzeydeki ilahiyat eğitimini Meşhed’deki Havza-i İlmiye medresesinde Şeyh Haşim Kazvini ve Milani gibi hocaların yanında geçirdi. 1957’de Necef’e gitti. Babası izin vermeyince kısa süre sonra Meşhed’e döndü.
1958’de İran’ın kutsal şehri sayılan Kum’a yerleşti. Burada Seyyid Hüseyin Burujerdi ve Ruhullah Humeyni’nin derslerine katıldı. O dönemde siyasi olarak aktif olan diğer pek çok din adamı gibi Hamaney de dinî ilimlerden çok siyasetle ilgileniyordu.
28 Şubat 2026’nın akşam saatlerinde evindeki ofisinde İsrail-ABD ortak saldırısında öldürüldü.
Garip bir öldürme vakası
Olayın ayrıntıları adeta bir kurgu bilim romanını andırıyor. Görünen o ki modern savaş doktrini, İran operasyonuyla birlikte dijital dönüm noktasına ulaştı.
- Wall Street Journal (WSJ) gazetesi tarafından yayımlanan özel raporda, ABD ordusunun (CENTCOM-Merkezi Komutanlık) operasyon sırasındaki istihbarat değerlendirmeleri, hedef tanımlama ve muharebe senaryoları simülasyonu için Claude adlı yapay zeka modelini aktif olarak kullandığı ifşa edildi.
ABD Başkanı Donald Trump, saldırıdan sadece saatler önce Anthropic şirketini “sol eğilimli” ve “ulusal güvenlik riski” olarak niteleyerek federal kurumlarda kullanımını yasaklamıştı. Ancak Pentagon ve CENTCOM’un, halihazırda sistemlerine entegre olan bu yapay zeka modelinden, saldırı anındaki kritik veri analizi süreçlerinde vazgeçemediği görüldü. Claude’un, özellikle İran liderlik kademesinin konum tespiti ve hava savunma sistemlerinin bypass edilmesinde kilit rol oynadığı belirtiliyor.
İstihbarat dünyasındaki “gazoz etkisi” isimli bir meşhur kavrama göre esas hedefiniz herhangi bir suikasta karşı gerekli önlemleri almışsa bizzat onu değil ama çevresindekileri izleyerek esas hedefe ulaşılabilir. Mesela, yanında cep telefonu taşımayan Hamaney’in yeri ve günlük davranışları hakkındaki bilgi edinmek için onun etrafındaki güvenlik ve danışman ekibinin telefonlarını dinleyerek ve bir yerden diğer yere gidişlerini izleyerek Hamaney hakkında bilgi sahibi olunabilir.
Hamaney’in ölmüş hâlini görüntüleyen Mossad, bu fotoğrafı Başbakan Binyamin Netanyahu’ya anında ulaştırmıştı. Ölüm haberini ilk duyuran ise ABD Başkanı Donald Trump oldu. Ertesi günü İran devlet televizyonunun resmî açıklaması geldi. İran’da Hamaney anısına 40 günlük yas ilan edildi.
- Doğum yeri olan ve Şiilerce kutsal sayılan Meşhed kenti başta olmak üzere ülkedeki taraftarları göğüslerine ve dizlerine vurarak ağıtlar yaktılar. İçeride ve dışarıdaki muhalif İranlıların çoğu ise sevinç çığlıkları atarak suikastı kutladılar. Lübnan ve Suriye’nin farklı şehirlerinde Sünni kesimler sokaklara dökülüp şenlikler düzenlediler.
Kimi uzmanlarla politikacılar Hamaney’in katledilmesiyle birlikte 47 yıldır demir yumrukla yönetilen ülkede bir dönemin kapandığı yorumunu yapıyor. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Başkanı Kaja Kallas da bunlardan biri; Kallas, olayı “İran tarihinin dönüm noktası” olarak niteledi.
Kutsanmış ve efsaneleştirilmiş bir kişilik
Siyaset sosyolojisinin temel kuralıdır: Dünyadaki büyük devrimler halk tarafından destansı ve efsanevi bir vaka olarak algılanır. Devrim baş aktörleri ise kutsal ve mitolojik bir hale ile bezenerek yüceltilir. Hamaney de bunun istisnası değildi.
- Taraftarları ve inananları onu şu unvanlarla anıyorlardı: Seyyid (Hz. Hüseyin üzerinden soyu Ehlibeyt’e ulaşan kişi), İmam (dinî ve siyasi önder, 12 İmam’ın dünyadaki naibi-temsilcisi), Veliy’ul Fakih (Kurtarıcı Mehdi’nin yeryüzüne dönüp hak ve adaleti tesis etmesinden önce onu temsilen din ve devlet işlerini yürüten kutsanmış vekil), bir diğer deyimle eşi benzeri görülmeyen Şiilik düzeninin (dinî adıyla Velayet-i Fakih’in) mürşidi, rehberi, yok göstericisi...
İlahi temsiliyeti mutlak olduğundan Hamaney’e karşı çıkan muhalifleri aynı zamanda Allah’ın hükmüne de karşı çıkmış sayılıyorlardı. Çünkü Şii inancında önce Allah, ardından Peygamber (Resulullah) gelir. Üçüncü mertebede 12 kutsal ve masum imam yer alır. Veliy’ul Fakih ise Gaip İmam’ın gelmesinden önceki temsilcidir, naib, yani vekildir.
Şii inancından Gāib şu anlama gelir: “İnsanlar arasında bulunmayan” veya “onlar tarafından görülemeyecek şekilde gizlenmiş olan” anlamındaki kelimesi İslâm tarihinde özellikle Şiî fırkaları tarafından, ölmediğine ve kıyametten önce mutlaka bir gün dönerek kendilerini kurtaracağına inandıkları önderleri hakkında kullandıkları bir sıfattır.
Şii inanışa göre on ikinci imam Muhammed el-Mehdî, babası Hasen el-Askerî’nin 260 (873) yılında vefatından sonra evlerindeki serdâba girerek gözden kaybolmuştur. Muhammed Mehdî halen sağdır ve kıyametten önce mehdî sıfatıyla dönerek zulümle dolmuş bulunan dünyada adaleti hâkim kılacaktır. (Bkz. Ethem Ruhi Fığlalı, TDV İslam Ansiklopedisi)
Hamaney’in alamet-i farikasına da bakalım: Bu aksakallı siyasetçinin sağ kolu bir sabotaj sırasında sakat kaldığından, sol kolunu ajitatif konuşmalar, meydan okumalar veya tehdit edici söylemler sırasında kullanır. Yüzüğündeki taşın farklı renklerde yansımaları, büyük-küçük yaştaki müridlerinin dikkatini çekip sözlerinin akılda kalmasına yarar.
Bu toplu etkileme örneklerinden biri Temmuz 2025'te Tahran merkezli bir Hüseyniye’de (Muharrem ayında Şiilerin matem törenlerini icra ettikleri yerlerin genel adı) düzenlenen Aşura matemi veya anma merasiminde yaşandı. Mekanın her yeri siyah renkli kumaşlarla kaplanmıştı. Yüzlerce insan gergin bir şekilde oturup bekliyordu. Hz. Hüseyin’in katledildiği yerin adına atfen anılan Kerbela Faciası münasebetiyle mersiyeler okunuyor, bireysel veya kitlesel ağıtlar söyleniyordu.
Aniden perde açıldı; yaşlı ve ince yapılı bir adam başında siyah sarık (Ehlibeyt soyunun simgesi) ve aynı renkte paltosuyla sahnede göründü. Boynunda Filistinlilerinkini andıran ama İrani özellikler de taşıyan simgelerle bezenmiş bir puşi vardı. Sağ kolu sakat olduğundan devamlı pelerininin altında tutuyordu. Bunun yerine sol kolunu havaya kaldırıp halkı selamladığında mekan sloganlarla inledi: “Lebbeyk Ya Hamaney! Hazırız Ey Özgür Önderimiz!” Hamaney bir işaretle oturmalarını buyurdu.
- Bu görüntü, Haziran 2025’teki 12 günlük İsrail-ABD saldırısı sonrasında ilk kez halk önüne çıkarak ayakta kalmasının tescil etmesi içindi. Şii meşrepli kimi yorumcular, onun sahnede görünmesini “Beklenen Kurtarıcı Mehdi’nin Büyük Gaiplikten çıkıp zuhur etmesinden önce naibinin Küçük Gaiplik sürecinden çıkışının simgesel bir işareti veya göstergesi” olarak değerlendiriyorlardı.
Hamaney, kitleye hitap ederken geleneksel bir üslup kullandığından dinleyicileri nadiren coşardı; kelime ve kavramları özenle seçer, görece yavaş konuşurdu. Bilhassa İslami öğretinin İran’a özgü kavramlarını sıkça kullanırdı. Âlemi İstikbar (Küresel Büyüklenme ve Kibirlilik—ki bununla daha çok ABD, AB, İngiltere gibi büyük devletler kastediliyordu) ve Batı Hegemonyası’nı lanetler; mücadelenin "İyi ile Kötü" arasında geçtiğini telkin ederdi.
Hamaney’e göre İsrail, Neurofibromatosis tarzı ama kanser içermeyen “bir ur olup” kökünden sökülmesi gerekliydi. Amerika’ya gelince “Ona ve NATO’ya asla güvenilmez”di. Bu noktada “Allah'a ve halkınıza güvenmeniz şarttır!” demekteydi.
Hamaney, takipçilerinin gözünde nasıl efsaneleşti?
Hamaney siyasi/dinî bir kimlik oluştururken ilginç bir yönteme başvurmuştu; hem milliyetçi hem de İslamcı yanı güçlüydü. Onun gönlünde yatan iki kahramandan biri Mısır’daki ulusal kurtuluş ve bağımsızlık hareketinin kurucu önderi Cemal Abdülnasır idi. İkincisi ise radikal İslamcı görüşleriyle bilinen ve İHVAN mensubu sayılan Seyyid Kutub idi.
Arapçayı ana dili Farsça kadar iyi biliyordu. Arap-İslam dünyasındaki kitapları Farsçaya çevirirken 1960’lardan günümüze militan selefileri-cihatçıları etkileyen Seyyid Kutub’un köktendinci görüşlerini ihtiva eden kitaplarıyla da tanışmıştı. O, birincisinin ulusalcı, ikincisinin radikal İslamcı fikirlerini sentezleyerek İran İslam Devrimi'nin militanı hâline geldi.
Ali Hüseyin Hamaney, İran İslam Devrimi’nin en yüksek makamı sayılan Mürşit olması hasebiyle bu mevkiye seçildiği 4 Haziran 1989’dan bu yana dinî öğretisine sıkı sıkıya sarılarak uzun erimli bir ideolojik bilinç yaratmaya çalışıyordu. Kendi rejiminin meşruluğunu sağlamlaştırmak, ortak aklın oluşumunu sağlamak ve "yüce önderliğin" heybetini muhafaza etmek yoluyla gerçekleştirmeyi hedefliyordu.
Hamaney, yukarıda bahsedilen hedeflerini gerçekleştirmek için, Şiiler arasında çokça önem verilip itibar gören Cuma Hutbeleri esnasında siyaset, din, tarih ve mazlumluk arasında ilinti kuruyordu. Mesela bölgesel olayların gelişimini anlatırken Kur'an ayetlerinden alıntılar yapıyor; geleneksel Farsça şiirlerin bazı beyitlerini okuyordu.
Eskimiş mefruşatla döşenmiş mütevazı kabul salonunda misafirlerini ağırlarken resmî medya organlarında pek görünmezdi Hamaney. İktidardaki yakın dostları onun alçakgönüllü, zahit, kendi hâlinde bir din adamı olduğunu söylüyorlardı. Forbes dergisi ise kendisini “yeryüzündeki 100 etkili şahsiyet” arasında saymıştı.
İran İslam Devrimi sonrasındaki yükselişi
Ruhullah İmam Humeyni’nin 1979’da İran İslam Devrimi’ni kurmasına tanık olup katkıda bulunan az sayıdaki kişiden biri olduğu genel kabul görürdü. Hamaney, 14 Nisan 1979’dan sonra Şah İsmail zamanında kurulan bir vakıf olan Asitane-i Kuds Razavi’nin hizmetlilerinin başında bulunmuştu. İlk zamanlarda ötekileştirilip kenara itilmesine rağmen medresedeki (Havza-i İlmiye) hocası ve üstadı Humeyni ile ilişkilerini pekiştirdikçe, giderek daha fazla güvenilir bir zat oldu. Muhtemel rakiplerini devre dışı bıraktıkça da yükselişe geçti.
Tam da burada uzunca birkaç örnek vermek durumundayız: Haziran 1981’de sağ kolunu felç eden bir suikast girişiminin hedefi olduktan sonra Hamaney, bir süre Savunma Bakanlığı'nda çalıştı. 1980’lerde İran-Irak Savaşı sırasında İran’ın önemli liderlerinden biriydi. Şimdiye kadar kontrol ettiği ve komutanlarını kendisinin atadığı Devrim Muhafızları (Pasdaran) ile yakın ilişkiler geliştirmişti. Devrim Muhafızları'nı, kendisine karşı gelişen muhalefeti bastırmak için görevlendirilmişti.
1981’den 1989’a kadar İran’ın üçüncü cumhurbaşkanı olarak görev yaptı ve ilk dinî lider Ruhullah Humeyni’nin yakın müttefiki oldu. Ölümünden kısa bir süre önce Humeyni, vekil olarak seçtiği halefi Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri ile bir anlaşmazlık yaşamıştı.
Humeyni öldüğünde halefi üzerinde anlaşmaya varılamadı. Ancak Rafcancani’nin devreye girip seçiciler kurulunda kulis yapması (ona göre Humeyni mealen ve ima yoluyla Hamaney’in kendi halefi olmasını istemişti) sonucunda Uzmanlar Meclisi (Meclis-i Hubregan) 4 Haziran 1989’da 50 yaşındaki Hamaney’i dinî lider olarak seçti.
Cezaevi ve sürgün yılları
Resmî web sitesine göre Hamaney, üç yıl sürgüne gönderilmeden önce Muhammed Rızâ Pehlevi’nin saltanatı sırasında altı kez tutuklandı ve cezaevlerinde kaldı. Anılarında hapisteki günleri hakkında şunları yazmıştı:
“1960’larda Tahran’daki Qizil (Kızıl) Cezaevinde Muhyeddin Al Nasr isimli tutuklu bana İngilizce öğretiyordu. Seyyid Baqır Bezzazi adlı başka bir tutsak sayesinde ise Ahvaz şiirini tanımış oldum. Ne yazık ki Şah rejimi Muhyeddin, İsa Mezhur ve Dehrab Aşmil’in idamlarına karar vermişti. Olup olacağı da kendi bölgelerinde Arabistan Kurtuluş Hareketi isimli illegal bir örgüt kurmaktı. Bu suçla yargılanan üçü de 1964 yılında infaz edildiler.”
1977 sonlarında Sünni yoğunluklu etnik-dinî toplumun yaşadığı Belucistan eyaletine sürgün edildiğinde, Sünni din adamları dahil halk kendisini sahiplenip onunla diyalog kurmuştu.
Gazeteci ve sinema eleştirmeni Huşeng Esedi de Hamaney ile hapislik yıllarını kaleme almıştı. Onun hakkında şunları söylüyordu:
“Hamaney zayıf, ince, rahat davranan ve geveze biriydi. Edebiyat ve şiirle uğraşması hasebiyle bazı İranlı öykü-roman yazarlarından nefret eder; onların abesle iştigal ettiklerini söylerdi. Buna karşılık Horasanlı şairleri pek severdi. İkimiz tecrit hücrelerindeyken bir gün Hamaneyi şu vaat ve sözünü paylaştı: İslam iktidara geldiğinde mazlumların gözünden tek damla yaş akmayacaktır!”
Öte yandan İstihbarat Bakanlığı'nın yardımcısı Said Haceryan şunları aktarmıştı:
“Hamaney başkan olduğunda onun ofisine girdim. Kendisi Ebu’l Farac İsfahani’nin Arapçaya çevrilmiş şarkı sözlerini ihtiva eden kitabını okuyordu.”
Bu arada belirtmekte yarar var: Meşhed şehrindeki gençlik günlerinde edebiyatçı ve şairlerle toplantılar yapıp kültürel etkinlikler düzenleyen Hamaney, o tarihlerde İran Şahı Pehlevi’ye karşı mücadele eden sol-sosyalist kesimlerle de konuşup tartışmaktan geri durmuyordu.
Devletin çocuğu ve efendisi
İran İslam Devrimi sürecinde “geçici önderlik kurulu” gibi önemli bir mevkide yer alması ve Humeyni’ye yakın durması sayesinde devletin beşiğinden içeriye adım atabilen Hamaney, ilk deneme yıllarında devletin “has evladı” olarak görülüp eğitilmiş; kademe kademe yükseltilmişti.
4 Haziran 1989’da Humeyni’nin yerine halef olarak dinî ve siyasi yönetimin zirvesine oturunca, yani Rafsancani’nin sayesinde ruhani lider Mürşit Ali Hamaney olunca, Humeyni çizgisindekilerin dışladıkları Ayetullah Hüseyin Ali Muntazari taraftarları ile başka kesimler, bu tayini “yumuşak darbe” olarak niteleyip ülke çapında tartışma başlattılar.
Haklıydılar, zira her ne kadar soyağacının Ehlibeyt’e ulaştığı söyleniyorsa da Hamaney’in dinî mertebesi Hüccetülislam mertebesini geçmedi. Oysa Velayet-il Fakih makamına oturabilmesinin dinî şartı, “Ayetullah” mertebesini kazanmasına bağlıydı.
- Rafsancani’nin çabası ve taktikleri sayesinde İran Anayasası'ndaki ilgili madde değiştirildi ve “Ayetullah” unvanıyla ödüllendirildi. İran devletinin derin ve radikal güçleri sayesinde “devletin has evladı” bu defa “devletin efendisi” konumuna geliverdi.
Hamaney, ülke idaresinin siyasi ve dinî mürşidi (Veliy-ul Fakih) olmasından ötürü mutlak yetkilerle donatıldı. Başlıca yetkileri şöyle sıralanıyordu:
İran silahlı kuvvetleri ve yan birimlerinin başkomutanı. Askerî alanda savaş ve barışın karar vericisi. Yargı-yürütme ve yasama erkinin belirleyicisi ve denetleyicisi. İç ve dış politikanın belirleyicisi. Muhalefeti bastırıp ezme ve dışlama sürecinin başı. Millî ekonominin belirleyicisi.
Bu tür işlevlerini yerine getirmek üzere makamına oturur oturmaz, Devrim Muhafızları ile arasını iyileştirdi; bu askerî kuruma bağlı kalacak askerî-siyasi şubeleri açtı. Hamas ile İslami Cihad’ın Ekim 2023’teki baskınlarıyla Gazze’deki direnişe ek olarak Afganistan ile Pakistan’dan getirilen (Fatımiyun, Zeynebiyun gibi) Şii milislerin Suriye topraklarında konuşlanması da bu planın bir parçasıydı.
Ancak İsrail’in Suriye’deki İran askerî varlığını (toplam 508 askerî merkez, üs, karargâh, kışla, nokta ve mevzi) bombalaması, Lübnan’daki Hizbullah’ı askerî bakımdan etkisiz hâle getirmesi ve ardından İran’ın İsrail ve ABD uçaklarınca bombalanması Hamaney’in itibarını ve etkisini azalttı. Haşdi Şaabi de buna bağlı olarak eskisi kadar tehlike oluşturamaz olmuştu.
Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Ordusu’nun baş sorumlusu General Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta katledilmesini izleyen birkaç yıllık süreçte İran’ın Irak-Suriye-Lübnan hattı felce uğradı. Suriye’deki Esad rejimi düşünce İran’ın bölgedeki kolu kanadı da kırıldı.
İsrail’in Tahran’daki bazı askerî ve sivil bürokratlara (aralarında Hamas’ın siyasi büro sorumlusu İsmail Haniye olmak üzere) yönelik suikastları Hamaney’in kimliğini bir hayli yaralamıştı. Bu sıralarda üç önemli halk hareketi yaşanıyordu:
- Ahmedi Nejad’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi sürecinde hileli yollardan kazanmasına tepki olarak reformcu muhaliflerin oluşturduğu Yeşil Hareket, 2009 yılında bir halk kalkışması başlattı. Çok sayıda can kaybı yaşandı; protestolar silah zoruyla bastırıldı ve isyanın önde gelenleri cezaevleri veya ev hapsine mahkum edildi.
- Senendecli bir Kürt olan Mahsa Amini’nin başı açık olması bahanesiyle tutuklanıp götürüldüğü karakolda katledilmesi, İran ölçeğinde kadın ve erkeklerin aylarca sokaklara egemen olmasına yol açtı. 2022-2023 yılları arasında “Jin, Jiyan, Azadi” sloganı dünya kamuoyunda büyük yankı yaptı ve destek gördü. İran Kürdistan bölgesinde çok sayıda insan hayatını kaybetti. Yaralı ve tutuklu sayısı da az değildi.
- Başkent Tahran’da İran millî ekonomisinin omurgası ve ana damarı sayılan Bazar (Büyük Kapalı Çarşı) tüccar ve esnafı, hayat pahalılığını, ekonomik krizi ve İran riyalinin değerinin aşırı düşmesini protesto ettiler. Öğrenciler, işçiler, kadınlar ve çeşitli kesimler ayağa kalktı. Binlerce ölü, on binlerce yaralı ve 30 binden fazla tutukludan bahsediliyor.
- ABD-İsrail hava saldırılarının sürdüğü bu dönemde de protestolar kesilmiş değil. Bilhassa Kürdistan bölgesinde Kürt örgütleri ile halk, askerî ve siyasi anlamda seferber olmuş durumdalar.
1989’da militanlıktan mürşitliğe terfi eden ve mutlak yetkilerini kullanan Hamaney, herkesle diyalog kurabilen edebiyatçı kimliğini ve İslam Devrimi’nin başlangıç aşamalarındaki teorik ideallerini adeta çöp kutusuna attı; kendini mutlak şekilde devlete adadı.
“İktidara gelirsem mazlumlara gözyaşı döktürmeyeceğim” diyerek “Kurtarıcı Mehdi adına hak ve adaleti sağlayıp herkesi memnun edeceğim” vaadinde bulunan Hamaney, devlet ile halk arasında birincisini terk edip ikincisine sırtını döndü. Savaş ve fırsat vurgunculuğu yaparak alabildiğine zenginleşen egemenler (bunun arasında Devrim Muhafızları da vardır) ile sürekli yoksullaşıp aç kalma tehlikesini yaşayan milyonlarca insan arasında ekonomik-sosyal bir uçurum ortaya çıktı.
Eski Meclis Başkanı Kerrubi’nin “Bütün ekonomik ve siyasi hataların baş müsebbibi Hamaney’dir, derhal azledilmelidir!” demesi boşuna değildi. Zira o, evladı ve efendisi olduğu devletin çıkarını halkın menfaatleri ve taleplerinin üstünde tutmuştu.
Hamaney devlet aklıyla hareket ettiği için muhaliflere de hayat hakkı tanımadı. Parlamento seçimleriyle cumhurbaşkanı seçilenlerin sözleri fiili yönetimde yani yürütme erkinde neredeyse hiç geçmiyordu. İkinci ve hatta üçüncü plana atılanların tipik örnekleri M. Hatemi, H. Ruhani, M. Pezeşkiyan’ın şahsında görülebiliyordu.
Kürt liderlerden Abdurrahman Kasımlo ile Sadık Şerefkendi ve arkadaşlarının iki farklı ülkede katledilmeleri (ilki Viyana’da, 13 Temmuz 1989- ikincisi Berlin’de, 17 Eylül 1992) emrinin Hamaney tarafından verildiği; Kasımlo’nun, Ahmedi Nejad’ın da aralarında bulunduğu bir istihbarat timi tarafından görüşme masasında katledildiği basında ve mahkeme tutanaklarında kayda geçildi.
'Kahramanca esneklik'
Devletin mutlak efendisi, halktan koptukça farklı yollardan popüler olmaya çalıştı. İktidarı boşunca ziyaret ettiği 15 ülkeden bazıları şunlardı: Suriye (iki Esat dönemi) Libya (Kaddafi devri), Cezayir, Tanzanya, Zimbabwe, Angola, Mozambik, Yugoslavya, Romanya (Çavuşesko zamanı), Kuzey Kore, Pakistan, Hindistan ve ABD’deki BM merkezi.
Bütün o mutlak tahakkümü ve Batı’ya yönelik bilinen sert tutumuna rağmen Hamaney, üstadı ve öncülü Humeyni’nin 8 yıllık İran-Irak savaşında “Baldıran zehri içerim de barışa yanaşmam!” diyen Ayetullah Humeyni’nin verdiği tavizi gerekçelendirirken kullandığı kavrama sarıldı: “Kahramanca esneklik!”
Hamaney de onun izinden giderek bu kez, hiç taviz vermek istemediği nükleer silah üretimi meselesinde ilk defa bu hususta başta ABD olmak üzere Batılı devletlerin talebini olumlu karşıladı; “2015 yılında varılan anlaşmayı, ülkeye yönelik ağır ambargoyu kaldırmak, ekonomik istikrar temin etmek ve iktidarı daha fazla denetim altına almak” için kabullendiğini açıkladı.
- Bilhassa sonuncusu yaşamsal önemdeydi. Buna dayanarak iktidar kavgasında Hamaney, kendisiyle uğraşan küme ve bireyleri tasfiye etti; en yakınındaki dostları ve müttefiklerini acımasızca saf dışı bıraktı. Bunu yaparken Amerika-Batı karşıtı söylem ve tavrının dozunu giderek yükseltti.
Üstadı Humeyni’nin tecrübesi, feraseti ve dinî yeteneklerinden yoksun olduğundan bu kez ülkenin savunma ve güvenliğinden sorumlu olan ordu (Devrim Muhafızları), Besic (Devlet milisleri) ve diğer emniyet birimlerinin iç içe geçmişliğini bozup birbirinden koparmak suretiyle iktidarına yönelik muhtemel darbenin önünü kesmek istiyordu.
Devrim Muhafızları üzerinden çevre ülkelerdeki Şii milisler için bir şekilde milyarlarca dolar harcadı. Onları maaşa ve ücrete bağlayıp Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan’da alabildiğince kullandı.
ABD merkezli Carnegie Vakfı’nda çalışan İran kökenli Kerim Secadpur, Hamaney’in yükselişini şöyle tanımlıyordu:
“Tarihî rastlantıya bakın ki, son derece zayıf ve zaafları olan bir insanı zamanla yükselterek son yüzyılda İran’ın en güçlü beş şahsiyetinden biri hâline dönüştürdü. Tarihin garip cilvesidir ki, kendi kurduğu denklemin tuzağına düştü. Çıplak gözle gelişmeleri izleyemiyor ve ayrıca İran başkomutanı olarak teknolojik savaşlardaki değişimi bir türlü idrak edemiyor.”
Aynı kurumda görevli Ariş Azizi’ye bakılırsa:
“86 yaşındaki Hamaney ipleri eskisi kadar elinde tutamıyor; günlük işlerde bile üst yönetim kendi içinde ihtilaflı, sürtüşme ve bölünmeye doğru gidiyor. Şimdiki savaş, bu bölünmeyi hızlandıracak gibi görünüyor. Belki de mevcut düzeni değiştirmek için ellerinde plan ve projeler bulunuyor ki, çatışmalı taraflar doğrudan değilse bile muhtemel bir darbe girişimine destek vermek veya arka çıkmak suretiyle tutumlarını belirleyecekler. Bu ise iktidar kavgasında hasım taraflar arasında üst düzeyde suikastların yaşanmasına zemin hazırlıyor.”
Zulüm ve baskının olduğu devirlerde ilgili padişahları uyarı babından Osmanlı mezar taşlarına “Gün Akşamludur Sultanım” ibaresi kazınarak, onun saltanat ve tacının da bir gün devrileceğine işaret ediliyordu. Bu söz Hamaney için de geçerliydi ve aynı zihniyetteki halefleri için de böyleydi.
Kürtçe bir şiirde geçen “Ben müridi olmayan bir şeyhim” ibaresindeki gibi Hamaney de gölgesi olmayan bir siyasetçi misali bu dünyadan göçüp gitti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Faik Bulut
Araştırmacı gazeteci, yazar

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


