Gri pasaport ile insan kaçakçılığı

Yıllardır yasadışı göçmenlere ev sahipliği yapan ve geçiş güzergahı olan Türkiye’de, artık ülkemiz vatandaşları da gelecek kaygısı içinde ülkeyi terk etmenin yollarını arıyor.
Gri pasaport ile insan kaçakçılığı

(Görsel kaynağı: Karar Gazetesi)

Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Veli Ağbaba’nın iddiası üzerine Malatya’da Yeşilyurt Belediyesi’nin organizasyonu ile gri pasaport temin edilerek yurtdışına çıkan 43 vatandaşın geri dönmediğinin anlaşılmasının ardından, “bazı belediyeler eliyle insan kaçakçılığı yapılması” gündemdeki yerini koruyor. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile Yeşilyurt ve diğer altı belediye hakkında soruşturma başlatıldığı belirtilirken, suistimallerin önlenmesi adına hizmet pasaportu uygulaması geçici olarak durduruldu. Alman basınında da geniş yer bulan olay hakkında İçişleri Bakanlığı sözcüsü Marek Wede, yaklaşık 500 kişinin bu organizasyonun bir parçası olduğunun iddia edildiğini ve Türkiye’den gelen gri pasaportluları takibe aldıklarını belirtti.

Hizmet pasaportu olarak da bilinen gri pasaport, 5682 sayılı Pasaport Kanunu kapsamında, devlet adına yurt dışı görevine gönderilen ancak diplomatik (siyah) ya da hususi (yeşil) pasaportu olmayan yurttaşlara veriliyor. Nüfus ve Vatandaşlık İl Müdürlüğü ve Valilik onayı ile verilen gri pasaport hizmet süresi bitiminde geri alınırken, şahsi işler veya tatil amacıyla kullanılması mümkün değildir.

İnsan kaçakçılığı kavramı, Türk Ceza Kanunu’nda "Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan; bir yabancını ülkeye sokulması veya ülkede kalmasına imkân sağlanması, Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlanması" şeklinde tanımlanıyor.

Türkiye’nin Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının kesişiminde yer almasının yanı sıra, politik ve ekonomik açıdan gelişmemiş ülkeler ile gelişmiş Batı ülkeleri arasında bir köprü olması; yasadışı göçmenler tarafından bir geçiş güzergâhı olarak kabul edilmesine yol açıyor. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) 2020 tarihli Dünya Göç Raporu’na göre, 2018 yılında uluslararası göçmenler için ev sahibi ülkeler sıralamasında ilk sırada yer alan Türkiye’de; Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın yayınladığı rakamlara göre ise, yalnızca 2020 yılında 18.418 kişinin yasadışı göç yoluna başvurduğu belirtiliyor.

Asya ve Afrika’dan gelen göç dalgalarının yıllardır süregelen bir problem olmasının yanı sıra, Türk vatandaşları da gerek yasal gerek yasadışı yollarla ülkeyi terk etme eğilimi gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında 84.862 kişinin yurt dışına göç ettiği belirtilirken, en fazla göç edenlerin %13,3 oran ile 25 – 29 yaş grubundakiler olduğu görülüyor. Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV) Türkiye’nin Gençliği Araştırması Raporu ise, Türkiye’de 20 – 25 yaş aralığındaki gençlerin %62,5’inin, imkân olması halinde yurt dışında yaşamayı tercih edeceğini belirtiyor. Söz konusu rapor incelendiğinde, her sosyal kesim ve siyasi görüşten örnekleri barındıran inceleme grubundaki gençlerin; Türkiye’yi düşünce özgürlüğü, istihdam ve liyakat konularında yetersiz bulduğu ve gelecek kaygısı taşıdıkları göze çarpıyor. Gri pasaportla yurtdışına çıktıktan sonra geri dönmeyen yurttaşlardan H.B. ile yapılan bir röportajda, “Burada her şey var. Orada iş yoktu, güç yoktu. Açtım.” ifadelerini kullanması adeta SODEV’in raporunu destekler nitelikte.

Görünen o ki, yıllardır yasadışı göçmenlere ev sahipliği yapan ve geçiş güzergahı olan Türkiye’de, artık ülkemiz yurttaşları da gelecek kaygısı içinde ülkeyi terk etmenin yollarını arıyor. Öte yandan Belediyeler vasıtasıyla yapılan insan kaçakçılığının nasıl bir yapılanma tarafından gerçekleştirildiği halen kamuoyunca merak konusu ve İçişleri Bakanlığı’nın soruşturmasıyla olayın aydınlanması bekleniyor.

Elif Ay

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş