
Hayat tarzına müdahale dediğimde aklıma – hukukçuluğumu bir kenara bırakarak – bir vatandaşın “herkesin hayatına kimse karışamaz” sözü geliyor. Benim de hayata genel bakışım benzer olmakla birlikte, bazı durumda devletin/idarenin hayatlarımıza müdahalesi kaçınılmaz. Burada hayat dediğimiz de yine sahip olduğumuz temel hak ve özgürlüklerimiz. Peki hangi müdahaleleri kabul edip hangilerine karşı çıkmamız gerekiyor? Aslında önemli olan bu müdahalelerin neyi hedeflediği. Basit bir anlatımla bu müdahalelerin yine temel hak ve özgürlüklerin sağlanması/korunması amacına hizmet etmesi beklenmeli. Tabii herhangi bir hak ve özgürlüğün gerekçe olarak ileri sürülüyor olması yetmez. Müdahalenin de yine Anayasa’da öngörülen sınırlamalara (mesela ölçülülük) uyması gerekiyor. Peki son dönemde karşılaştığımız doğrudan ya da dolaylı müdahaleler kabul edilmesi gereken alanda mı kalıyor?
Girişte de belirttiğim üzere pandemi ile birlikte müdahaleler birçok kişi için görünür olmaya başladı. Hukuki dayanak ve kanunilik konusundaki tartışmalar bir yana, günlük yaşamımızda kapalı alanlarda maske takma zorunluluğunu diğer bireylerin sağlık hakkı ile açıklayabilirken hafta sonu açık alanlara çıkmamızı engelleyen kuralları sorgular olduk. Bu sorgulamalarımızın gerisinde de aslında bu müdahale gerçekten ölçülü mü sorusu vardı. Covid’in yayılma hızı ya da kişilerin mesafeyi koruyamadığı gerçeğini düşünüp eve kapanmayı bir kısmımız sağlık gerekçesiyle makul bulduk. Öyle ya hükümetten daha özgür olduğunu düşündüğümüz muhalefet partileri mensupları bile bazı zamanlarda “tam kapanma” olmalı dedi. Fakat sonra bir türlü kalkmayan müzik yasakları ile karşılaştık. Restoranlara getirilen sınırlamaların kaldırıldığı bir dönemde müziğe getirilen sınırlamanın inatla sürdürülüyor olması da meselenin her zaman sağlık hakkı olmadığını gösteriyordu.
Pandeminin sonuna doğru (daha doğrusu herkes pandemi bitmiş gibi davranırken) festival iptalleri ya da sanatçı yasakları ile karşılaşmaya başladık. Eskişehir Valiliği güvenlik gerekçesiyle belirli tarihe kadar etkinlikleri durdurma kararı almış ve Anadolu Fest bundan etkilenmişti. Hatta daha sonrasında etkinliğin hiç yapılmayacağı bilgisi bile paylaşıldı. Müzik yasakları ile birlikte düşünüldüğünde herkesin aklına haliyle belirli bir hayat tarzına müdahale amacı geldi. İdarenin hedefinde eğlenmek, şarkı söylemek, dans etmek, içki içmek mi vardı? Valilik ise erteleme sebebini terör saldırısı ile açıkladı. Güvenlik etkinliklerin ertelenmesi için önemli bir gerekçe olabilir, zira güvenliğin sağlanması Devletin en önemli görevlerinden biri. Genel güvenliği de yine kişilerin hak ve özgürlükleriyle ilişkilendirmek mümkün (bkz. yaşam hakkı). Fakat güvenliğin sağlanması için etkinliğin iptalinden daha az müdahaleci bir yöntem belirlenebilir miydi sorgulamasını yapmalıyız. Zira güvenliğin sağlanmasının yöntemi olası güvenlik riskleri oluşacak tüm etkinliklerin iptal edilmesi değil, o etkinliğin güvenli bir şekilde sağlanması. Aksi durumda devlet istemedikçe hareket edemez oluruz.
Güvenlik gibi daha hukuki duyulan gerekçelerin arkasına sığınan müdahaleler bazen de daha fazla tepkiye yol açan ahlaksızlık gerekçeleri ile açıklanıyor. Melek Mosso konserinin Isparta Belediyesi tarafından “ahlaksızlık özendirme” gerekçesiyle iptali de buna bir örnek. Hukuk fakültesinde “genel ahlak” kavramının bazı temel hak ve özgürlüklere müdahale sebebi olarak Anayasa’da yer aldığını görünce çok şaşırdığımı ve “ahlak ne? genel ahlak ne? ahlak kimin ahlakı” gibi soruları düşündüğümü hatırlıyorum. Akademik tartışmalara girmemekle birlikte genel ahlakın da temel hak ve özgürlükler üzerinden tanımlanması gerektiğini ve belirli kişi veya grupların hayata bakışları üzerinden şekillenemeyeceğini belirtmek gerek. Karşılaştığımız durum ise bu yasakların özgürlük meselesi değil de Melek Mosso’nun söylemlerinden rahatsız olanların kırılgan ahlaklarının korunma meselesi olduğunu gösteriyor.
Bir de tabi gerekçesine en başta ulaşamadığımız bazı kararlar mevcut: mesela yoga yasakları. Bir anda yoga etkinliğinin izin olmaması sebebiyle engellendiği haberini aldık. Sonrasında yoga etkinliğinin engellenmesinin arkasında bir idari karar olmadığı ve ilgili parktaki bazı görevlilerin CİMER şikayeti sebebiyle -yetkisini aşarak- hareket ettiği belirtildi. Münferit bir yetki aşımı olduğu iddia edilebilir olsa da, bireylerin şikayeti üzerine park görevlilerin bir sporu engellemelerinin geri planında bazı hayat tarzlarının daha az değersiz görülmesi ya da bazı hayat tarzlarına yapılan hukuka aykırıların yaptırımsız kalacağına olan inanç yattığına inanıyorum. Yoga yerine hükümet destekli etkinliklerin engellenmesi durumunda idari otoritelerin tepkilerinin daha sert olacağını bir tek ben varsaymıyorumdur sanırım.
Bunlar doğrudan müdahalelerin örnekleri. Bir de aslında dolaylı müdahaleleri görüyoruz. Sigara ve alkollü içkilere “durmadan” getirilen vergi zamları bunun en büyük örneği. Devlet sağlamakla yükümlü olduğu hizmetleri karşılamak üzere elbette ki vergi toplayacak. Bizim Anayasamızda da herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödeme yükümlülüğü öngörülmüş durumda (md. 73). Vergi toplama yetkisinin dışında Devletin alkol ve sigara ile ilişkilendirilebilecek başka görevleri de var. Mesela gençleri alkol düşkünlüğünden korumak için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü de Anayasal olarak açıkça öngörülmüş (md. 58). Fakat vergi yoluyla sigara ve içki ile savaşın geri planında amaç olarak sadece gençlerin korunması yok. Zira alkol ve sigara tüketiminde yaş sınırı, zararları anlatıcı eğitimler, tedaiye erişim imkanları… gibi yöntemler mevcutken ulaşımı herkes için tamamen engelleyecek nitelikte vergi konulması hükümetin hayat tarzı tercihi ile ilgili. Zaten ülkeyi yönetimi seçme yeterliliğine sahip insanların içki ve sigara tüketip tüketmeme konusunda yetkin değilmiş gibi davranılması biraz absürt duruyor. Cumhurbaşkanının vergilere ilişkin “Devamlı artırıyoruz. Hem suluda artırıyoruz hem sigarada artırıyoruz. Aç sefil geziyor, rakıyı birayı almaktan geri durmuyor” açıklaması bu tercihin açık bir itirafı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay pandemiyle birlikte birçok kişi için daha görünür hale gelen ve son aylarda sıkça karşımıza çıkan bireylerin hayat tarzına yönelik müdahaleler hakkında konuşmak istedim.
10 Haz 2022

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


