Güney Kafkasya’nın yeni bölgesel gücü Azerbaycan mı?

Azerbaycan sadece Rusya’dan uzaklaşmakla kalmıyor; ABD, Türkiye ve İsrail ile daha güçlü ittifaklar kurarak Rusya’nın ve İran’ın bölgedeki pozisyonuna da sert bir şekilde karşı koyuyor. Moskova'nın kurallarına göre oynamayı bıraktığını açıkça belirtiyor. Kendi tanımladığı çıkarları ön planda tutan ve Rusya'yı geride bırakan yeni bir yol seçiyor. Bununla birlikte Moskova ve Bakü arasındaymış gibi görünen sürtüşme Rusya’nın arka bahçesinde başka dengeleri de değiştirebilir.
Güney Kafkasya’nın yeni bölgesel gücü Azerbaycan mı?

Rusya ile Azerbaycan arasında diplomatik gerilim artıyor. Görünürde her şey 2024 sonunda bir Azerbaycan yolcu uçağının Rusya tarafından düşürülmesiyle başladı. Rusya taziyede bulunsa da ne sorumluluk kabul etti ne de sorumluları cezalandıracağını söyledi.

Bu olayla başlayan süreçte karşılıklı hamlelerle kriz tırmandı. Bir Azerbaycanlı meclis üyesinin Rusya’ya girişine izin verilmedi. Rusya’nın Azerbaycan’a karşı siber operasyonlar düzenlediği iddia edildi. Bunu onlarca Azerbaycan vatandaşının ve Azerbaycan diasporasından önemli figürlerinin Rusya’da tutuklanması, hatta iki Azerbaycan vatandaşının Rusya’da gözaltında ölümü izledi. Otopsi raporları ve görgü tanıklarının ifadeleri kurbanların işkence soncu öldüğü şüphesini doğuruyordu. Rus yetkililer konuyla ilgili Azerbaycan’ı tatmin edecek bir açıklama yapamadı. 

Azerbaycan misilleme olarak milyarlarca dolar tutarındaki anlaşmayı iptal etti. Ülkedeki Rus devlet yayın kuruluşu Sputnik çalışanlarını casusluk suçlamasıyla tutukladı. Rus kültür merkezleri kapatıldı. Rusçanın ikinci eğitim dili olarak okullardan kaldırılması konuşuluyor.

  • Hukukçu ve Azerbaycan’ın İngilizce yayın yapan ilk haber televizyonunun yöneticisi Orhan Amaşov şimdilik bunun hayata geçirilmeyeceğini ve iki ülke arasında iplerin bir süre daha da gerilmeyeceğini söylüyor.

Bakü’de yaşayan gazeteci arkadaşımız Özge Uzun’un YouTube programına konuk olan Amaşov, “Azerbaycan Türklerinin Rusya'yla bir derdi yoktur” dese de gerçekten müttefik oldukları fikrine de karşı. Zira bırakın tarihsel ilişkileri, ona göre 2022’de Moskova’da imzalanan müttefiklik beyannamesi dahi iki ülkenin meclisleri tarafından onanmadığı için uluslararası hukuk açısından geçersiz. 

Öte yandan yine Amaşov’a göre Azerbaycan’ın 2021’de Şuşa'da Türkiye ile imzaladığı müttefiklik senedi ise gerçek. Zira iki ülkeden birinin toprak bütünlüğüne tehdit olduğunda birbirine askerî yardım sözü içeren bu anlaşma uluslararası hukuk açısından geçerli olmasının yanında tarihsel ve geleneksel olarak da halkların birbirine aidiyetini tanımlıyor.

İşte şimdiki çatışmanın geri planında da biraz bu yatıyor: Azerbaycan’ın geleneksel olarak Rusya ile kurduğu ve sürekli olarak "küçük kardeş" muamelesi gördüğü asimetrik müttefiklik ilişkisi yerine bölgede ve dünyada gücünü daha fazla ortaya koyduğu farklı ittifak arayışları.

Azerbaycan neden Rusya yerine yeni ittifaklar arıyor?

Azerbaycan petrol ve doğalgaz yatakları nedeniyle önemli Sovyet cumhuriyetlerinden biriydi. Eğitimden imara, kültür politikalarından sanayiye tüm alanlarda Moskova’nın direkt kontrolündeydi. 

Modern Azerbaycan’ın kurucu lideri Haydar Aliyev ise ülkesinin KGB başkanlığını yapmış; 1982 yılında Sovyetler Birliği Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcılığı'na getirilerek Sovyetler Birliği’nin “üçüncü adamlığına” kadar yükselmişti. Bu dönemde SSCB Merkez Komitesi Siyasi Bürosu'na (Politbüro) da seçildi. Hatta Müslüman ve Türk olmasa Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği’ne getirileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Sovyetler’in en önde gelen liderlerindendi.

Sovyetler dağıldıktan ve Azerbaycan 1991’de bağımsızlığını kazandıktan sonra Dağlık Karabağ nedeniyle Ermenistan ile şiddetli bir çatışmaya sürüklendi. Burası, Azerbaycan sınırları içinde olmasına rağmen çoğunlukla Ermenilerin yaşadığı bir bölgeydi. Bakü, çatışmayı yönetmek için geleneksel müttefiki Moskova’nın yardımına ihtiyaç duyuyordu. Ne var ki Rusya, bölgede dengeleyici gibi görünse de hem Azerbaycan’a hem Ermenistan’a silah satıyor; bölgedeki istikrarsızlığı, etki alanını kaybetmemek üzere kendi çıkarına yönetmeye çalışıyordu. Aliyev ise buna rağmen Rusya ile dengeli bir ilişki sürdürürken aynı zamanda Batı ülkeleri ve Türkiye ile de bağlar kurmak istiyordu. Batı, Azerbaycan’ın petrol ve doğalgazıyla ilgileniyordu. 

Aliyev doğal olarak bunu onlarla işbirliği yaparak ekonomisini büyütme şansı olarak gördü; Batılı şirketlere ve hükümetlere kapıyı açtı. Soğuk Savaş henüz bitmişken beklenmeyecek kadar hızlı gelişen bu dengeleyici hareket, Sovyetler sonrası Azerbaycan'ın hayatta kalmasına ve büyümesine yardımcı oldu.

Hem Batı hem de Rusya ile bölgesel güvenlik ve istikrar üzerinden sürdürülen bu dengeli ilişki ve işbirliği, Haydar Aliyev’den sonra yönetime gelen oğlu İlham Aliyev tarafından da sürdürüldü. Rusya halihazırda Azerbaycan’ın en önemli ticari ortağı. Güncel ithalat verilerine göre Azerbaycan'ın 2024 yılı ithalatında Rusya, %18'lik bir payla birinci sırada yer alıyor. 3,6 milyar dolar tutarındaki bu hacim bir önceki yıla göre %14,5’lik önemli bir artışı gösteriyor. 

  • 2024 sonunda başlayan krize rağmen 2025 yılının ilk çeyreğinde (Ocak-Mart), Rusya'dan Azerbaycan'a yapılan ithalat, 1,197 milyar ABD dolarına ulaşmış. Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre %81'lik dikkat çekici bir artışa işaret ediyor.

Amaşov’un “uluslararası hukuk önünde geçersiz” dediği, 22 Şubat 2022’de imzalanan “Müttefiklik Faaliyetleri Hakkında Beyanname” de siyasi ve diplomatik işbirliğim “üçüncü ülkelere karşı olmayan” askerî ve savunma işbirliği, ekonomik işbirliği, insani ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesini içeriyor; bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda ortak sorumluluğu vurguluyordu.

Bu müttefiklik beyannamesi, aslında o dönem Rusya'nın Azerbaycan ile ilişkilerinde derinleşme arayışını gösteriyordu. Özellikle 2020 Karabağ Savaşı sonrası değişen bölgesel dinamikler ve Rusya'nın Kafkasya'daki rolünün pekişmesi bağlamında bu deklarasyonun stratejik bir anlamı var. Bazı yorumcular, bu adımı Rusya'nın Güney Kafkasya'da etkinliğini sürdürme ve bölgedeki jeopolitik gelişmelerde Azerbaycan'ı kendi yörüngesinde tutma çabası olarak değerlendiriyor.

Ne var ki geçen 6 aya kadar kağıt üzerinde sağlam görünen bu ortaklığın perde arkasında farklı dinamikler çalışıyor. Bu bağlamda, deklarasyonun Türkiye’nin Azerbaycan ile imzaladığı Şuşa Beyannamesi ardından imzalananması Güney Kafkasya'da artan jeopolitik rekabetin bir göstergesi olarak da okunabilir. 

Diğer taraftan Azerbaycan’ın süreç boyunca farklı nedenlerle de olsa İsrail ve ABD ile de yakın ilişkiler kurduğu biliniyor.

Güçlenen Azerbaycan: Yeni ittifaklar ve ekonomik büyüme

Güçlenen ekonomisi ve jeopolitik değerinin artması, Azerbaycan'ın kendine güvenini artırıyor. 2022'deki Ukrayna işgali, Rusya’nın dikkatini ve kaynaklarını Güney Kafkasya'dan uzaklaştırdı. Bu, Bakü'ye kendi başına hareket etmesi için daha fazla alan sağladı. 

Tüm bunlar olurken Azerbaycan ekonomisi son yıllarda hızla büyüyordu. 2024'te GSYİH %4,6 büyüdü, petrol dışı sektördeki büyüme ise %7'nin üzerinde sıçradı. Bu ivme 2025'te de devam ediyor. %3,5'lik bir büyüme ile toplam GSYİH'nin yaklaşık 75 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Enerji ihracatı, ticaret yolları ve yabancı yatırımlar, Azerbaycan'ı ekonomik olarak güçlü yeni bir pozisyona itiyor. Bu da Moskova'ya olan bağımlılığın giderek azaldığı anlamına geliyor.

  • Diğer taraftan 2020 yılında Karabağ Savaşı’ndan sonra yaşanan gelişmeler Rusya’nın askerî alanda güçsüzleştiği oranda Güney Kafkasya’da da etkisini yitirdiğini gösteriyor.

2020’de Azerbaycan’nın Türkiye ve İsrail’in de teknolojik desteğiyle Karabağ’ın büyük bölümünü Ermenistan’dan geri alması sonrası devreye giren Rusya’nın bölgeye gönderdiği barış gücü, Moskova’ya büyük bir etki alanı sağlıyordu. Rusya, Karabağ Ermenilerini kontrol ederek bölgedeki varlığını sürekli kılmaya çalışıyordu. 

Azerbaycan ise görev süresi 5 yıl olarak belirlenen Barış Gücü’ne yetki veren bildirinin imzalandığı günden itibaren birlikler için resmî olarak “geçici ” ifadesini kullanıyor; aslında bu birliklerin Karabağ'dan zamanında çıkmasını talep edeceğinin mesajını veriyordu. Bu nedenle, Rusya’nın taleplerine rağmen Azerbaycan, bu birliklere uluslararası görev statüsü vermedi. Bu süreçte Ermenistan yetkilileri ise Rus Barış Gücü'nün bölgede daimi olması için ellerinden geleni yapacaklarını açıklıyordu.

Azerbaycan, 2023’te bölgenin tamamının kontrolünü ele geçirdiği operasyondan sonra 2024’te Rus Barış Gücü’nün görev süresi bitmeden bölgeden ayrılmasını istedi. Bu Moskova’ya direkt bir mesajdı. Azerbaycan'ın artık tamamen kendi topraklarını kontrol ettiğini ve hareket etmek için Moskova'nın iznine ihtiyacı olmadığını gösteriyordu.

Tüm bunlar, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşına derinden dahil olduğu bir zamanda oldu. 2022'den beri bu savaş, Rusya'nın askerî gücünü, ekonomisini tüketti. Moskova savaşmaya, yeniden inşa etmeye ve yaptırımlarla başa çıkmaya odaklanmıştı. Bu, Güney Kafkasya'da bir boşluk bıraktı. Azerbaycan bu boşluğu gördü ve hızla harekete geçti. 

Hatta Ukrayna'ya insani yardım göndermeye başladı. Ermenistan medyasında Azerbaycan’ın Ukranya’ya silah da gönderdiğine dair çıkan haberler ise Bakü tarafından yalanlandı. Rusya ise iki duruma karşı da sessiz kaldı. Bu sessizlik, Azerbaycan’a da Rusya’nın bölgedeki etkisini dengelemeye çalışan küresel aktörlere de önemli bir şey söyledi: Dinamik gerçekten değişiyor gibiydi. 

Yeni müttefiklerle gelecek ne getirecek?

Azerbaycan için bu sadece Rusya'dan kopmakla ilgili değildi. Bakü'nün kendi ortaklarını seçmesi ve bölgede yeni bir role adım atmasıyla ilgiliydi. Bakü yıllardır bu yapılandırmayı inşa ediyor, yavaşça Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve Türkiye'ye yaklaşıyordu. 

Şüphesiz bunlar rastgele seçimler değildi. Azerbaycan bu üçlünün bölgede kendi istediklerine uygun hedeflere sahip olduğunu düşünüyordu. Bakü’ye göre bu üçlü Güney Kafkasya'yı istikrarlı tutmak, İran'ın etkisini geri püskürtmek ve Azerbaycan petrol ve gazından en iyi şekilde yararlanmak istiyor; Rusya’yı ve İran’ı kontrol altında tutmaya çalışarak bölgedeki işleyişi farklı açılardan değiştirmeye çalışıyordu.

Bu değişimin en büyük nedenlerinden biri enerjiydi. Uzun zamandır Avrupa, gazının çoğunu Rusya'dan alıyordu. Ancak Rusya 2022'de Ukrayna'yı işgal ettiğinde bu durum hızla değişti. Avrupa başka kaynaklar aramaya başladı ve Azerbaycan devreye girdi. 

Avrupa üzerinde gaz 'etkisi'

Azerbaycan gazı halihazırda Avrupa’ya Güney Kafkasya Boru Hattı, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Trans-Adriyatik Boru Hattı'ndan (TAP) oluşan Güney Gaz Koridoru ile ulaştırılıyordu. İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Slovakya, Slovenya ve Hırvatistan ihtiyaç duydukları enerjinin bir kısmını buradan gelen gazla sağlıyordu. Azerbaycan’nın 2023'te 23,8 milyar metreküp olan doğalgaz ihracatı 2024'te ise 25,2 milyar metreküpe çıktı. 2023'te bunun 11,8 milyar metreküpünü Avrupa’ya ihraç eden Azerbaycan, 2024'te bu rakamı 12,9 milyar metreküpe çıkardı. AB ile imzalanan mutabakat zaptı gereği 2027'ye kadar Azerbaycan'dan Avrupa'ya gönderilen doğalgaz hacminin 20 milyar metreküpe çıkarılması bekleniyor. 

  • Bu, Avrupa için gerçekten büyük bir anlaşma, özellikle de Rus enerjisiyle bağlarını koparmaya çalışırken... Öte yandan Rusya için Avrupa’ya karşı büyük bir stratejik güç unsurunun elinden kaçması demek.

2024'te uçağın düşürülmesinden gelişen süreçte ise Azerbaycan, Avrupa ile yeni enerji anlaşmaları imzaladı. 2025 Haziran ayında Almanya ile 10 yıllığına imzalanan ve yılda 1,5 milyar metreküpe kadar doğalgaz tedarikini içeren tarihî anlaşma bunlardan sadece biriydi.

Şüphesiz bu anlaşmalar Azerbaycan için sadece para kazanmakla ilgili değil. Bakü, enerji üzerinden bir yandan Avrupa ile daha güçlü bağlar kurarken diğer yandan da bu ülkeler üzerinde etkisini artırıyor. Zira Avrupa’nın evlerini ısıtmak, fabrikalarını çalışır durumda tutmak için gaza ihtiyacı var. Bu, Azerbaycan'ı her zamankinden daha güçlü bir konuma getiriyor. Enerji ihracatından elde edilen kaynak ise kamuya aktarılıyor ve orduyu güçlendirmek için kullanılıyor.

Ötesinde Avrupa artık Azerbaycan'ı önemli bir enerji ortağı olarak gördüğü için, güvenlik ve bölgesel işbirliği hakkında da sıkı bir işbirliği arayışı içinde.

Sonuç olarak Rusya’nın 2022 Ukranya işgalinin bir yansıması olan bu değişim, Azerbaycan'a Avrupa siyasetinde eskisinden daha büyük bir söz hakkı verdi. Ve bu Rusya’nın kendi pozisyonundan geri adım atmasını zorlaştırıyor.

2024 sonunda “eski müttefikler” Rusya ve Azerbaycan arasında başlayan gerilim ve yüzleşmeyi bu perspektiften değerlendirmek gerekiyor.

Sonuç olarak Azerbaycan sadece Rusya’dan uzaklaşmakla kalmıyor, ABD, Türkiye ve İsrail ile daha güçlü ittifaklar kurarak Rusya’nın ve İran’ın bölgedeki pozisyonuna da sert bir şekilde karşı koyuyor. Moskova'nın kurallarına göre oynamayı bıraktığını açıkça belirtiyor. Kendi tanımladığı çıkarları ön planda tutan ve Rusya'yı geride bırakan yeni bir yol seçiyor. Bununla birlikte Moskova ve Bakü arasındaymış gibi görünen sürtüşme Rusya’nın arka bahçesinde başka dengeleri de değiştirebilir. Bölgenin geleceğini asıl belirleyecek olan da sanırım bu olur.

Konunun Güney Kafkasya'da bir güç kaymasının küresel ticaret yolları ile Türkiye, İran ve İsrail ayağını takip eden yazıda konuşalım.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Utku Başar

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudu. Aynı bölümde yüksek lisans yaparken Mehmet Ali Birand’ın teklifiyle gazeteciliğe başladı. 32. Gün belgeselleri ile birlikte CNN Türk Dış haber servisinde çalışırken CNN International ve farklı uluslararası yayın organizasyonları için prodüktörlük yaptı. 2004’te muhabir olarak girdiği 32. Gün’ den 2013’te genel yayın yönetmeni olarak ayrıldı. 2013-2015 arası CNN Türk’te kendi haftalık belgesel programını hazırlayıp sundu. Ulusal ve uluslararası şirketler için kıdemli pazarlama iletişimi danışmanı olarak çalıştı. Maya Vakfı’nın diplomasi ve operasyon direktörlüğünü, Deniz Temiz Derneği Turmepa’ nın genel müdür yardımcılığını yaptı. Aralarında 140 Journos, Reflekt, Habertürk gibi kurumların bulunduğu geleneksel ve dijital yayıncılar için strateji - içerik - yayın danışmanlığı ve yöneticilik yaptı. Aralarında Al Jazeera, Maclean’s, DW/+90 ve 12 Punto’nun da bulunduğu çeşitli ulusal ve uluslararası yayın kuruluşlarına serbest gazeteci olarak katkıda bulundu. Kampanya bazlı siyaset ve stratejik iletişim danışmanlığı yapıyor, uluslararası ve ulusal askeri tatbikatlarda StratCom ve medya SME olarak çalışıyor. resaid’in kurucularından.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR