Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Utku Başar
İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudu. Aynı bölümde yüksek lisans yaparken Mehmet Ali Birand’ın teklifiyle gazeteciliğe başladı. 32. Gün belgeselleri ile birlikte CNN Türk Dış haber servisinde çalışırken CNN International ve farklı uluslararası yayın organizasyonları için prodüktörlük yaptı. 2004’te muhabir olarak girdiği 32. Gün’ den 2013’te genel yayın yönetmeni olarak ayrıldı. 2013-2015 arası CNN Türk’te kendi haftalık belgesel programını hazırlayıp sundu. Ulusal ve uluslararası şirketler için kıdemli pazarlama iletişimi danışmanı olarak çalıştı. Maya Vakfı’nın diplomasi ve operasyon direktörlüğünü, Deniz Temiz Derneği Turmepa’ nın genel müdür yardımcılığını yaptı. Aralarında 140 Journos, Reflekt, Habertürk gibi kurumların bulunduğu geleneksel ve dijital yayıncılar için strateji - içerik - yayın danışmanlığı ve yöneticilik yaptı. Aralarında Al Jazeera, Maclean’s, DW/+90 ve 12 Punto’nun da bulunduğu çeşitli ulusal ve uluslararası yayın kuruluşlarına serbest gazeteci olarak katkıda bulundu. Kampanya bazlı siyaset ve stratejik iletişim danışmanlığı yapıyor, uluslararası ve ulusal askeri tatbikatlarda StratCom ve medya SME olarak çalışıyor. resaid’in kurucularından.
2026 Münih Güvenlik Raporu, Avrupa’nın insansız hava sistemleri (İHS) meselesine nasıl yaklaştığını anlatan net bir belge olarak karşımıza çıktı. “Yıkım altında” başlığını taşıyan raporda İHS'ler, hava ve füze savunmasıyla neredeyse aynı öncelik seviyesine konuluyor. Peki Türkiye, çatışmalarda güç dengesini değiştiren insansız hava sistemlerine yönelik büyüyen ihtiyaçtan nasıl kazançlı çıkabilir?

ABD’de Donald Trump dönemi, dış politika ile bağlantılı savunma ve enerji tartışmalarında genellikle “öngörülemezlik” ve “irrasyonellik” üzerinden tanımlanıyor. Ne var ki örneğin ABD’nin Arktik’ten İran’a uzanan enerji politikası, Trump’la başlamış, Trump’la bitecek bir sapma değil; aksine uzun süredir devam eden bir stratejinin daha çıplak, daha gürültülü, daha şiddetli ve daha hızlı uygulanmış hâli.

Hafta başı Yalova’da öldürülen IŞİD militanlarının aileleriyle yapılan röportajlar gösteriyor ki IŞİD'in iletişim ve devşirme stratejisi 10 yıl önceden pek farklı değil. Ailelerin anlattıkları, teröristlerin küçük farklarla bire bir aynı yoldan geçerek radikalleştiğine işaret ediyor. Peki bu yöntemlerle ilgili neler biliyoruz? Acaba IŞİD'in iletişim stratejisi hâlâ etkili mi?

PEW anketi Türkiye’de “insanlara güvenilemez” diyenlerin oranının %84 olduğunu ortaya koydu. Farklı araştırmalar da insanlar arasında sosyal ve siyasi mesafenin açıldığını, toplumsal uyumun bozulduğunu gösteriyor. Bu durum toplumsal dirençliliği etkileyebilir. Ve bu bir millî güvenlik riski.

ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, önceki örneklerden belirgin biçimde ayrılıyor. Belge Trump’ın ikinci dönemini ABD için yeni bir “altın çağın” müjdecisi, eskisinden farklı “yeni bir Amerikan projesinin” başlangıcı olarak niteliyor. Asya, Avrupa ve Ortadoğu önemini korusa da artık “Batı Yarımküre”nin güvenliği ABD için daha önemli. Peki belgenin Türkiye'ye olası etkileri neler olabilir?

Bazı uzmanlar insiyatifi uygulamaya konduğu günden beri şüpheyle karşılıyor. Caydırıcılığını, doktrinel ve taktik problemleri olup olmadığını sorguluyorlar. Rusya’nın “yoklamalarına” karşı verilecek cevap için seçilen araçların “amacın özünü kaçırma” riski taşıdığını belirtiyor ve uyarıyorlar: “Doğu Nöbetçisi” gerçek tehdide karşı koruma sağlamadan bir güven duygusu yaratıyor olabilir.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne Barak MX sistemlerinin satışının İsrail’in Katar saldırısından hemen sonra yapılması, sistemlerin yetenekleri ve İsrail’in kendi çıkarları söz konusu olduğunda kural tanımazlığı da göz önüne alındığında İsrail-Türkiye ilişkileriyle ilgili pek çok farklı değerlendirmeye konu oldu. Öte yandan şunu da unutmamak gerek: Türkiye, Katar değil; Türkiye bir NATO ülkesi.

Azerbaycan eski müttefiki Rusya'dan uzaklaşırken Güney Kafkasya'da bir güç kaymasının küresel ticaret yollarından askerî dengelere, birçok etkisi var. Peki bölgedeki yeni denge oyununda Azerbaycan üzerinden İsrail, İran, Türkiye ve ABD nasıl pozisyon alıyor?

Azerbaycan sadece Rusya’dan uzaklaşmakla kalmıyor; ABD, Türkiye ve İsrail ile daha güçlü ittifaklar kurarak Rusya’nın ve İran’ın bölgedeki pozisyonuna da sert bir şekilde karşı koyuyor. Moskova'nın kurallarına göre oynamayı bıraktığını açıkça belirtiyor. Kendi tanımladığı çıkarları ön planda tutan ve Rusya'yı geride bırakan yeni bir yol seçiyor. Bununla birlikte Moskova ve Bakü arasındaymış gibi görünen sürtüşme Rusya’nın arka bahçesinde başka dengeleri de değiştirebilir.

Ortadoğu’da yeni dönemin hatlarını, saldırganlığı sınır tanımayan Netanyahu’nun politik kaderi belirleyecek gibi görünüyor. ABD Başkanı Donald Trump acaba kendisini İran’a karşı savaşa çekmek için elinden geleni yapan Netanyahu’yu cezalandıracak mı?

