Güvenli hareketlilik ve engellilik


Boğaziçi Üniversitesi’nden Kurumsal İlişkiler Sertifika Programı Mevzuat değişiklikleri, politik belirsizlikler, ticaret savaşları, iklim değişikliği ve toplumsal talepler gibi konular üst düzey yöneticilerin ve yönetim kurullarının gündeminde daha çok yer tutmaya başladıkça kurumların toplumla, kamu organlarıyla, sivil toplum örgütleriyle ve diğer paydaşlarla kurdukları ilişkilerin önemi artıyor. Paydaşlarla güçlü ilişkiler, ticari başarıları doğrudan etkiliyor. Kurumsal İlişkiler Enstitüsü ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi iş birliğiyle hazırlanan Kurumsal İlişkiler Sertifika Programı , bu değişime dair farkındalığın bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Nedir? Kurumsal ilişkiler başlığındaki temel kavramlardan ve kurumsal ilişkilerin şirketler açısından öneminden başlayacak olan sertifika programı, kurumsal ilişkiler profesyonellerinin sahip olması gereken özellikler ve çalışma alanları, stratejinin kurumsal ilişkiler için önemi, kurumsal sürdürülebilirlik, kurumsal iletişim ve itibar yönetimi, dijital dönüşüm, etik ve uyum, kişisel verilerin korunması gibi çok sayıda başlığı kapsıyor. Dr. Ceyhun Emre Doğru koordinatörlüğünde akademisyenler ve üst düzey yöneticiler tarafından verilecek eğitimler örnek vaka çalışmalarıyla da destekleniyor. Ne zaman, nasıl? Toplamda 72 saat sürecek sertifika programının, perşembe 18.30 - 21.30 ve cumartesi 10.00 - 14.00 saatleri arasında Zoom üzerinden gerçekleşmesi planlanıyor. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarına hitap eden sertifika programını %80 devamlılık oranıyla tamamlayan ve proje sunumunda başarı sağlayan katılımcılar online olarak Boğaziçi Üniversitesi Yeterlik Sertifikası almaya hak kazanıyor. Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilecek olan Kurumsal İlişkiler Sertifika Programı'na ilişkin ayrıntılı bilgi ve kayıt için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Bir önceki yazımızda 16 - 22 Eylül arasında kutlanan Avrupa Hareketlilik Haftası’ndan ve bu seneki sağlıklı hareketlilik temasından bahsetmiştik. Bu yazımızdaysa hafta kapsamında belirlenen bir diğer tema olan güvenli hareketliliğe engellilik ve erişilebilirlik bağlamında değineceğiz.
Trafik kazaları
Öncelikle trafik kazalarına dâhil olan engellenen birey sayısı veya Türkiye’deki sesli trafik ışıkları sayısı gibi erişilebilirlik uygulamalarına dair resmî verilerin bulunmaması mevcut durum analizi yapmayı oldukça zorlaştırıyor. Yine de trafik kazalarına dair hızlıca bir medya taraması yapıldığında farklı engel gruplarından bireylerle ilgili haberler ne yazık ki karşımıza çıkmakta (Habertürk, Milliyet). Söz konusu haberlerde her ne kadar erişilebilirlik sorunlarına değinilmemiş olsa da BirGün’ün kaza haberinde Altı Nokta Körler Derneği’nin açıklamasına yer veriliyor ve metro istasyonlarındaki erişilebilirlik sorunlarının altı çiziliyor.
Tüm bunların yanında haberlerde yer almayan fiziksel erişilebilirlik eksiklikleriyle ilgili güvenlik sorunları da engellenen bireyler tarafından sıkça belirtiliyor. Hâl böyleyken hem fiziksel erişilebilirlik hem de eğitim boyutunda atılması gereken çok adım var.
Fiziksel erişilebilirlik uygulamaları ve eksiklikler
İBB tarafından kurulan Ulaşım Yönetim Merkezi’nin web sayfasında güvenli hareketlilik için hayati öneme sahip bazı fiziksel erişilebilirlik uygulamalarından bahsediliyor. Hem karşıdan karşıya rahatça geçebilmek hem de kesintisiz bir şekilde kaldırımda yürüyebilmek için rampaların, kılavuz zeminlerin ve sesli ışıkların önemi vurgulanıyor. Konunun daha altyapısal boyutunda ise kaldırımların genişliğinin tekerlekli sandalye kullanıcıları için uygun olmasının gerekliliğinden bahsediliyor.
Ancak bu standart, altyapı olarak sağlansa bile bazen kaldırımları işgal eden masalar veya yanlış yerleştirilmiş trafik levhaları sebebiyle kaldırımın beklenmedik bir anda daralması ne yazık ki sıklıkla karşılaşılabilen bir durum. Yanlış yerleştirilen bu levhaların baş hizasında çıkıntılarının olmasıysa sadece görmeyen bireyler için değil, herkes için risk oluşturabiliyor. Öte yandan tüm standartların uygulandığı yerlerde bazen denetim eksikliğinden ötürü kılavuz zeminlerin bozulması veya sesli ışıkların arızalanması gibi durumların tespiti uzun sürebiliyor.
Yapılması gerekenler
Fiziksel erişilebilirlik düzenlemelerinin tamamlayıcısı olarak bilinç ve eğitim konularında da çalışmalar yapılmalı. Ancak, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Programları’nın ne trafik mevzuatı ile ilgili kanun ve yönetmelikler hakkında bilgi vermeyi amaçlayan trafik ve çevre ders içeriklerinde, ne de ilk yardım ders programında engelliliğe dair bir içerik bulunuyor. Engelliliğe dair içerikler trafik adabı ders programında temel kavramlar başlığının altındaki son maddede “engelli, yaşlı, hamile vb. olanlara gösterilmesi gereken kolaylıklar” ve “herkesin engelli olabileceği gerçeği” olarak iki yerde geçiyor.
İlgili programlarda karşıdan karşıya geçişlerde beyaz baston önceliğinden otizmli bireylerin korna sesinden tetiklenme ihtimaline kadar pek çok hakkın ve özel ihtiyacın anlatılmaması veya üstünkörü bir şekilde geçilmesi temeldeki sorunu açıkça gösteriyor. Alandaki bu eksiğe yönelik sivil toplum kuruluşları çalışmalar yürütmeye devam ediyor. Örneğin, Trafikte Haklarım Derneği, “Trafikte Görme Engelli Bireylerin Hakları” projesi kapsamında hem yaklaşım ve üslup hem de geçiş üstünlüğünün getirdiği haklar konusunda video serisi hazırladı. Yurt dışından bir örnek de toplu ulaşım ile ilgili paydaşlar için uluslararası bir çatı kurum olan International Association of Public Transport’un engellenen bireylere yönelik tutumsal erişilebilirlik rehberi. Rehberde genel tutumlara ve üsluba yönelik maddelerin yanı sıra engel türüne özel ihtiyaçlar ve doğru yaklaşım şekilleri de yer alıyor.
Handicap International, yol güvenliği politika belgesinde ilk adımı veri toplamak olarak belirtiyor. İkinci aşamada ise bu veriler aracılığıyla kamu kurumlarının ve sivil aktörlerin beraber çalışması öneriliyor. Çok paydaşlı böyle bir yapı aracılığıyla hem gerçekleştirilen fiziksel erişilebilirlik düzenlemelerinin denetlenmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması hem de gerekli eğitim içeriklerinin doğrudan sahadan deneyimler ile tasarlanması mümkün olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Geçtiğimiz hafta Barınamıyoruz Hareketi'ni anlatarak başladığımız Öğrenim Krizi serisinde bu hafta tarikat ve cemaat yurtlarında yaşananları orada kalan insanlarla konuşarak anlatıyoruz.
05 Eki 2021

YAZARLAR

Erişilebilir Her Şey
Erişilebilir Her Şey daha erişilebilir bir yaşama adım atmak isteyen herkese verdiği koçluk ve eğitim hizmetleri ile çözümler sunan bir sosyal girişimdir.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




