Halil Karaduman’ı Hatırlamak

Geçmişimden kişisel bir karşılaşma...
Halil Karaduman’ı Hatırlamak

Bir süredir televizyonda gizli gizli Sibel Can, Hakan Altun ve Hüsnü Şenlendirici’nin sunduğu “Şarkılar Bizi Söyler” isimli müzikli programı izliyorum. (Galiba beğeniyorum da. Yeteri kadar beğenirsem belki onunla ilgili anektodlarımı da yazarım bir ara.) Bu akşam da yine çay içme bahanesiyle oturma odasına sızıp programı izlerken konuklardan Baha’nın söylediği bir şarkının (Kutupta Yaz Gibi, çıktığı dönem gayet meşhur olmuştu hatta) besteci detayı dikkatimi çekti; zira hem Türk sanat müziğinin hem de kişisel tarihimin önemli figürlerinden birisi oradaydı: Halil Karaduman.

Üniversite 2. sınıfım biraz tatsız geçiyordu. Ruh durumum dalgalıydı, müzik grubum dağılmıştı ve arkadaş kitlemde radikal değişiklikler yaşıyordum. Ve o esnada nasıl olduysa bir şekilde kendimi üniversitenin Türk Sanat Müziği korosunda buluverdim. Öncesinde rock ve gitar ağırlıklı müzikler dinleyip çalan birisi olduğumdan bu yeni ses çevresine girmek ilk başta biraz tedirgin etmişti elbet; fakat koro şefimizin Halil Karaduman olduğunu duyunca işler değişmişti. Aslında itiraf etmeliyim ki korodan önce tanımıyordum Halil hocayı. Belki de o çok sevdiğim bir sürü şarkının bestecisi olduğunu bilmiyordum demek daha doğru olabilir, bir bakıma şarkıları vesilesiyle tanıyormuşum aslında da farkında değilmişim meğer. “Hangi şarkılar?” sorusuna cevabımı aşağıdaki birkaç link ile vermek istiyorum.

(Buna bir de bu yazıya vesile olan programdan link vermek istiyorum. )

1953 doğumlu Halil Karaduman, pek çok popüler esere de imza atmış bir besteci ve kanun virtüözü. Zeki Müren, Bülent Ersoy, Zülfü Livaneli gibi sanatçıların orkestralarında icracılık da yapan müzisyen, yukarıda bahsettiğim şarkılar ve çok daha fazlasının da bestecisi. Maalesef ki 2012 senesinde Zülfü Livaneli ile Almanya turnesinden dönerken havaalanında kalp krizi geçirip aramızdan ayrıldı. Benim Halil hoca ile kişisel tarihim de vefatından kısa bir süre önceye dayanıyor, şimdi tekrar 2010-2011 dönemine dönüyoruz. 

Halil hoca ile temelde repertuar çalışıyor ve dönem sonundaki koro konserimize hazırlanıyorduk. Hocamız bize şarkıları doğru şekilde söylemeyi öğretirken kimi zaman da şarkıların hikayelerini anlatıyordu. Bazen de kanunuyla kendi bestelerini çalıp söylüyor ve onların bestelenme sürecini ve hikayelerini anlatıyordu ki; o anlar benim en pür dikkat dinlediğim ve kıymetli bulduğum müzik derslerim oluyordu. O dönem asıl baş etmem gereken mühendislik dersleriyle başımın belada olması ve müziğe olan sevgimin de etkisiyle tüm öğrenme gücümü Halil Karaduman’ın kendi ağzından aktardığı üretim sürecini dinlemeye veriyordum. “Deli Eder” şarkısını Aşkın Tuna’nın sözleri üzerine nasıl bestelediğini anlatmıştı bir seferinde mesela ve sonraları müzik okurken teorisini öğreneceğim ses geçişleri, tempo değişimleri gibi şeylerin; besteci tarafından esasında sözlerin anlattıkları ve hisleriyle nasıl bağdaştırıldığını ilk kez o zaman insani yanından, ama teknik de bir şekilde dinlemiş olduğumu sonradan fark etmiştim. 

Bu şarkının, benim de içinde bulunduğum koronun yıl sonu konserinden bir canlı performans kaydını paylaşmak isterim sizlerle bu kadar anımı paylaşmışken.

Bir şeyler vesile oldu, Halil Karaduman bana kendini hatırlattı. Yattığı yer incitmesin. Kubbede hoş kalan sâdâsı baki…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Az Magazin Az Nostalji Çok Emek Çok Özlem

Magazinin de Projenin de Niteliklisi Makbul!

11 May 2021

Görsel: Sultan Simge Coşkun

YAZARLAR

Turna Ezgi Toros

Sesli Düşünme Kanalı

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR