Hanzala'dan İsrail’e siber darbe: Yüz binlerce gizli belge nasıl ifşa edildi?

Ağustos 2025’te İran’ın fırlattığı balistik füzelerden biri İsrail’in Tel Aviv şehrindeki Ramat Aviv semtine düşmüş; büyük tahribata ve hasara yol açmıştı. Aynı semtte bulunan Millî Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) füzenin yol açtığı patlama sesleriyle inlemiş; kapı ve pencereleri kırılıp dökülmüştü. Enstitü müdür yardımcısı, memurlardan hiçbirinin isabet almadığını ancak kayıplar hakkında henüz ellerinde bir veri olmadığını ilgili makamlara bildirmişti.
Netanyahu hükümetine muhalif sosyal demokrat-liberal sol- çizgideki Haaretz gazetesi, yakın zamanda derinlemesine bir araştırma yaparak İran’ın bu kuruma yönelik saldırılarının son beş yılını mercek altına aldı. Enstitünün İran Programı ve Şii Dünyası (INSS Iran and the Shiite Axis Program) Bölümü Başkanı Dr. Raz Zimmt'in anlattıklarına göre:
- 2022 yılında İranlı “Hanzala” Siber Grubu, enstitüde oluşturulmakta olan kritik bilgiler içeren bir kitabın sayfalarına sızmayı başarmış.
- 2024 yılında Microsoft firmasından alınan bir uyarı sinyaline dayanılarak enstitüdeki araştırma görevlilerinden birinin elektronik yazışma adresine ulaşıldığı anlaşılmış; adresi hack'leyip sayfaya sızan kişinin Tahran’da görevli bir siber istihbarat ajanı olduğu tespit edilmiş. Bu türden onlarca girişim ve olay tespit edilmiş ancak Raz Zimmt, bu noktada ayrıntı vermemiş.
- Her durumda İran İstihbarat Bakanlığı'na bağlı “Hanzala” Siber Grubu, Nisan 2026 saldırılarının ardından 100 bine yakın İsrail gizli emniyet-güvenlik dosyasını ele geçirmeyi başarmış ki, bu durum İsrail’deki INSS yetkililerince de kabul ediliyor.
- Ele geçirilen dosyaların önemli bir kısmı ilgili INSS çalışanlarının özel yazışmalarına ait ki bu tür mesajlaşmalar genellikle WhatsApp üzerinden yapılıyor. Misal, Müdür Yardımcısı Raz Zimmt’in (X) hesabı üzerinden gönderilen iletilerinin hemen hepsi ele geçirilmiş.
- Sivil bir görüntüsü olan INSS, gerçekte fiilî bir istihbarat/emniyet merkezidir. Görüntüyü kurtarmak adına sözü edilen kurum üst seviyede koruma da alamıyor. Bu yüzden de sanal korsanların saldırılarına sıkça hedef oluyor.
Haaretz gazetesinin alan araştırması sonucunda anlaşılan şudur:
“İran’ın siber elektronik korsanlığı yoluyla ulaşıp alabildiği gizli dosyalar, aslında şimdiye kadar elde ettiklerinin yanında küçük bir başarı sayılır. Sel sularına kapılıp gelen eşyalardan etrafa saçılanların toplanması gibi bir olaydır bu. Çünkü İran, geçmişte bulup edindiği istihbarata ve özel dosyalardaki bilgilere dayanarak çok sayıda ajanı veya emniyet görevlisini derdest etmiş veya suikast girişiminde bulunmuştur. Bunlar arasında INSS kurumundan görevliler de vardır. Altı yıl boyunca İranlı sanal ve siber korsanların hedefi hâline gelen Tel Aviv’deki sivil görünümlü istihbarat bilgi toplama merkezi (INSS) gösteriyor ki, İsrail elektronik savunma sistemleri hâlâ yeterli koruma altında değildir ve dış saldırılara açıktır.”
İsrailli bir sorumlu, enstitü hakkında şunları söylüyor:
“Bahsi geçen enstitü İran nezdinde sivil bir kurum değil, İsrail istihbarat teşkilatlarının (MOSSAD ve ŞABAK) bir koludur. Hâliyle çalışanlarının özel hayatları, birbirleriyle ilişkileri, hiyerarşik bağlantıları, emniyet/istihbarat merkezleriyle irtibatları Tahran yönetimince merak edilmektedir.
Aslında haksız da sayılmazlar çünkü INSS görevlileri hükümet ve istihbarat kurumlarıyla ortak çalışma yapıyor, onlara rapor iletebiliyorlar. Dahası da var: Çalışanlardan bazıları daha önce MOSSAD gibi dış istihbarat teşkilatı ile millî emniyet birimlerinin üst düzey görevlileriydiler. Emekli olduktan sonra da buralarda faaliyet göstermeye başladılar.
Farklı münasebetlerle ülke içinde veya yurtdışındaki hassas/kritik konularda toplantılara katılan bu ‘sivil’ görevliler savaş teknikleri ve askerî örüntüler konusunda seminerler alıp-vermekte ve savaşa dair eğitim görmekteler. Hanzala Siber Grubu ise buralarda devreye girip elde edebildiği kadar bilgi ve belgeyi İranlı istihbarat görevlilerine ve askerî çevrelere iletmektedir.”
Diplomat ve askerlerin kimlikleri gizleniyor
Haaretz gazetesine demeç veren üst rütbeli eski bir emniyet amiri “İran’ın INSS kurumuna bakışının askerî-istihbarat temelli olduğunu” yineliyor. Nitekim Tahran’daki istihbarata bağlı Hanzala Siber Grubu, eski başbakanlardan Natfali Benett ile onun Özel Kalem Müdürü Tzachi Bravermen ve İsrail silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı Herzi Halevi’nin telefon konuşmalarının içeriğini elektronik yöntemlerle çaldığını iddia etmişti.

Telefonu dinlenen Özel Kalem Müdürü Tzachi Bravermen
Hanzala grubu, iddiasını kanıtlamak için, INSS kurumunda çalışmakta olan altı üst düzey İsrailli sorumlunun iletişim ve muhabere bilgilerinin kamera kayıtlarını göstermiş; WI-FI ve kongre salonlarındaki (Zoom üzerinden) yapılan konuşmaları kaydeden canlı görüntüleri sunmuştu.
- Hanzala’nın iddiasına bakılırsa başta INSS olmak üzere İsrail emniyet çevreleriyle bağlantılarına ilişkin takibat sonucu toplamda 400 bin gizli bilgi-belge elde edilmişti.
Haaretz gazetesinin yaptığı özel alan çalışması sonucu ise 99 bin elektronik dosyaya ulaşıldı. Teknik incelemede bu sanal bilgi-belgelerin büyük kısmının aslına uygun olduğu da anlaşıldı. Bu süreç zarfında ismi gizlenen (İstihbarat Dinleme ve Toplama Merkezi sayılan BİRİM 8200 isimli) resmî kurum mensubu asker ve diplomatlara ilaveten bazı NATO üst düzey yetkililerinin kimlik bilgileri de deşifre edildi.
Millî Siber Güvenlik Müdürlüğü yetkilisi Yosi Kardai siber saldırı tehlikesinin giderek büyüdüğünden bahisle, “yakında tek kurşun atılmadan bile savaşlar kazanılıp bize felaket getirebilir” demeye başlamıştı. Ona göre durum şöyleydi: “İran istihbaratı siber yöntemlerle edindiği bilgileri bizimle (İsrail) çatışmasında kullanmaya devam edecektir!”

Eski Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, kuzeydeki birlikleri denetliyor, 2024
Bu nedenle olsa gerek iç istihbarat teşkilatı ŞABAK, Ekim 2025’te kurumsal bünyede çalışmakta olan bütün araştırmacılara WhatsApp grubu üzerinden şöyle bir bilgi göndermişti:
“Lûd şehrinden bir kadın ile erkek, İran istihbaratı lehine bilgi toplamak üzere görevlendirilmişler. Çift üç yıl boyunca verilen talimatlara uygun şekilde güvenlik açısından yasak mıntıka, istihbarat merkezi, askerî karargah gibi yerlerin fotoğraflarını çekerek irtibatta oldukları yerlere iletmiş.”
Mesajı alan paylaşımcıları en fazla şaşırtan durum ise INSS'in sürekli gözetlenmiş olmasıydı. İran, oradaki araştırmalardan çok yönlü istifade etmişti. İran namına istihbarat toplayan iki çift yakalandıktan sonra bulunan belgelerde enstitüdeki araştırma görevlilerinden birinin araba plakası ile ev adresi bulunmuş; keza söz konusu araştırmacının günlerce izlendiği de tespit edilmişti…
Batı'da İsrail karşıtı protestolar yayılıyor
Öte yandan ABD'de ve Batı ülkelerinde İsrail karşıtı eylemler farklı bir boyut kazanarak yaygınlaşıyor. Sıra dışı günlük olayları vermesiyle ünlü Daily Mail gazetesinin haberine göre Nashville (Tennesse-ABD) şehrinde düzenlenen konsere katılan on binlerce dinleyici, ünlü sanatçı Sierra Elizabeth Ferrel’in şarkıları eşliğinde “Free Palestine” (Özgür Filistin) sloganlarını haykırdılar.
- Batı Virginialı Sierra Ferrel, folk müziği, bluegrass, tango ve kalipso gibi türlerde müzik yapan dünyaca ünlü bir şarkıcı-söz yazarı-müzisyen. Milyonlarca takipçisi olan Ferrel, aynı zamanda Grammy Ödülü sahibi.
Bu arada ABD'deki bazı randevuevi çalışanlarının İsrailli müşteri kabul etmedikleri yolundaki haberler de sosyal medyada dolaşıyordu.
Aykırı bir protesto olayı da 29 Mayıs'ta İspanya’da LGBTQ+'lara mahsus bir saunada yaşandı. Barcelona şehrindeki saunaya giren Amerikan vatandaşı bir çift kovuldular çünkü boyunlarında İsrail’in savaş simgesi hâline getirilmiş Davut Yıldızı nakışlı bir kolye vardı. Tartışma sırasında saunada bulunan iki İsrailli “Burada antisemitizm yapılıyor!” iddiasını öne sürünce İspanyol protestocular suçlamayı “Hayır, mesele Yahudilik değil, ırkçılık simgesi Siyonizmdir!” sözleriyle reddettiler. 19 Mayıs’taki bir olayda ise Madrid metrosu platformundaki bir İsrailli kadın “protesto” edilerek araca bindirilmedi.
ABD Temsilciler Meclisi'ndeki lobi faaliyetlerini destekleyen bir hayırsever kuruluşun giderek kitleselleşen faaliyetlerini de eklediğimizde Batı’daki İsrail karşıtı eylemlerin önemi daha iyi anlaşılıyor. Nitekim Amerika’daki İsrail karşıtı eylemlerden rahatsız olan AIPAC (Amerikan İsrail Halkla İşleri Komitesi-American Israel Public Affairs Committee) gibi Yahudi lobileri, protesto eylemlerinin önünü kesebilmek için söz konusu çevreleri “kara para aklama ve organize suç örgütü” şeklindeki suçlamalarla dolu klasik karalayıcı yayınlar yapıyorlar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Faik Bulut
Araştırmacı gazeteci, yazar

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


