Hepiniz suçlusunuz!


İlk kez İstanbul’da: Teknoloji Liderleri Zirvesi 2023 DataExpert iş birliği ve BMI Business School organizasyonuyla düzenlenen, Türkiye’nin önde gelen kurumlarından teknoloji liderlerini buluşturmayı amaçlayan Teknoloji Liderleri Zirvesi ilk edisyonuyla 20 Mart Pazartesi günü Mandarin Oriental Bosphorus ’ta gerçekleşecek. Nedir? 2016 yılında CFO Summit ile başlayan; ilerleyen senelerde kapsamına CHRO Summit ve CMO Summit etkinliklerini dâhil eden C-Summit Series ’in son halkası Teknoloji Liderleri Zirvesi , bu yıl Resilience to Reset teması altında iş dünyasının bugününü ve geleceğini ele alacak. Dahası: Türkiye’nin lider kurumlarındaki C-Level yöneticilerin bir araya geldiği C-Summit Series aynı zamanda DataExpert tarafından yürütülen En Etkin 50 fonksiyon lideri araştırmalarının ödül törenlerine de her yıl ev sahipliği yapıyor. DataExpert iş birliğiyle BMI Business School tarafından yürütülen En Etkin 50 Teknoloji Lideri Araştırması ’nın sonucunda belirlenecek olan En Etkin 50 Teknoloji Lideri , 20 Mart gecesi Mandarin Oriental Bosphorus’ta ödüllerine kavuşacak. Türkiye’nin önde gelen teknoloji liderlerinin buluşacağı zirve hakkında detaylı bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir, bağlantı üzerinden başvuru ve kayıt yapabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
6 Şubat’ta 10 ili etkileyen iki deprem meydana geldi. Öylesi bir deprem ki geçen iki haftanın ardından hâlâ enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Türkiye’nin en büyük ikinci depreminde on binlerce kişi söylenenin aksine; “kader” veya “mukadderat” nedeniyle değil; “rant”, “ihmal” ve “denetimsizlik” nedeniyle yaşamını yitirdi. Biz de bu mekanizmada yer alanları, sistemin çürüklüğünü ve ihmallerin nasıl meydana geldiğini araştırmaya, kamuoyuna duyurmaya ve yetkilileri tüm sorumluların cezalandırılması için harekete geçmeleri konusunda ısrarcı olmaya karar verdik. Ancak tüm bunları gerçekleştirmek için önce sistemi anlamak gerekiyor. Rantın, ihmalin ve denetimsizliğin bu sistemin içine nasıl oturduğunu, eklemlendiğini anlamak ve anlatmak gerek.
Ben de bu amaçla eski bir müteahhit ile bir araya geldim. İstanbul’un deprem riskinin yüksek olan ilçelerinden biri başta olmak üzere birçok farklı ilçede müteahhitlik yapmış, ayrıca bir inşaat firmasının da sahibi olan bu kişi, önce sistemi, ardından sistemdeki problemleri anlattı. Farklı örneklerle hem sistemdeki denetimsizlikten hem de rüşvet ağından bahsetti.
Öncelikle sistemin ilerleyişini sordum. Bir müteahhitin bir arsaya inşaat yapmaya karar vermesinden itibaren sürecin nasıl işlediğini sorduğum müteahhit, bana süreci şu şekilde anlattı:
“Müteahhit diyelim ki gitti yeri buldu. Bunu gider bir mimara verir. Mimara der ki; ‘Ada parsel numarası bu, paftası bu.’ Ondan sonra mimar gider, ilçe belediyesinden bunun imar planı vardır, bunu belediyeler çıkarır kendisi, oraya bakar. Bunun projesini çizer. Avam projesi derler buna, karakalem gibi çizilir. Önce o verilir belediyeye ve onaylanır. Sonrasında bunun uygulama projesi vardır; artık uygulamaya geçer. Malzemesinden her şeyine yazarsın. Sonra bu mimarın projesi mühendislere gider, mühendisler de bunun hesabını yapar. Hangi beton, hangi demir gibi malzemeleri hesaplar. Sonrasında belediyenin imar planlama komisyonu bunu onaylar. İmardan ruhsatı alman için, imardan sorumlu belediye başkan yardımcısının buna imza atması lazım. Ruhsat çıkar, işe başlarsın. Gelen projeye göre binayı yaparsın. Bittiğinde belediye kontrole gelir. Kaçak kat var mı? Duvarın doğru mu? Bunlara bakar, ardından iskanı verir, iş bu kadar.”
Atama usulü rüşvet sistemi
Sürecin ilerleyişi bu, ancak bu ilerleyişte birçok farklı sistem hatası bulunuyor. Bu hataların temelinde de inşaat sektörünün bir rant sağlama sistemine dönüşmüş olması yer alıyor. Müteahhite ilk önce yapı denetim şirketlerini sordum, inşaatın hangi noktasına, ne şekilde müdahale ettikleri sorusuna şu cevabı aldım:
“Yapı denetim şirketi, diyelim ki radye temel atacaksın, altına bunun izolasyon dediğimiz bir sistem var, bunu yapıyorsun. Sonra demiri atıyorsun bunu şantiye şefi denetliyor. Şantiye şefini müteahhit kendisi seçiyor. İmza atıyorlar, gidip kontrol ediyorlar. Yapı denetim de o zaman geliyor. Ne oluyor? Yapı denetim önce geliyor, beton atmadan 2 saat önce geliyor bakıyor donatıya, gerçekten olmuş mu? Demirleri, bağlantılarını kontrol ediyor.”
2019 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yaptığı düzenlemeyle yapı denetim şirketlerinin çalışma sistemi değiştirildi. 2019’dan önce tıpkı şantiye şefi gibi müteahhitler, yapı denetim şirketlerini kendileri seçebiliyordu; ancak yapılan düzenleme ile bakanlık bulunduğu şehirde, yapı denetim şirketlerini o şehirdeki inşaatlara havuz sistemiyle atamaya başladı. Bu düzenlemeden önce “eşe dosta gel burayı denetle” dendiğini anlatan müteahhit, “‘Ya şurayı da görmezden gel’ deniyordu tabii ki. Şimdi de yapılıyordur. Şimdi ilişkiler değil, para konuşuyordur” diyor. “Nasıl kaçak iş yapan müteahhit varsa, şantiye şefi varsa, nasıl anlaşan belediye varsa yapı denetim şirketi de var” diyen müteahhit, buradaki rüşvet ağını mantıksız bulduğunu şöyle ifade ediyor:
“Şunu düşünüyorum demirin kilosu bugün 15-16 TL. Bir binaya 100 küsür ton gidiyor; ama çal çal bir tonunu çal. Hani o bir tonu çalıp rüşvet versen, 15-20 bin TL para alacak yapı denetim ki onay versin buna. Onun yerine demire versen daha mantıklı.”
Öte yandan yapılan bu değişikliğin gelir dağılımının eşit olması adına yapıldığını da vurguluyor.
Depremden sonra yeni değişiklik
Zaman zaman şantiye şefliği yaptığını aktaran eski müteahhit, inşaatlarda yer alan mühendislerin diplomalarının veya imzalarının kullanıldığı, herhangi bir şekilde projeleri görmeden sadece belgeleri imzaladığı iddialarına ilişkin soruma “Şantiye şefleri de öyle” yanıtı veriyor:
“Depremden önce nasıldı biliyor musun? Hiç gidilmiyordu. İstersen hiç uğrama, kimse bir şey yapmıyordu. Şu an, depremden sonra şöyle bir şey geldi: Artık bütün betonda şantiye şeflerinin orada olması lazim. Bunu yapı denetimi istedi. Mesela geçen geldi. Bir tane adam aradı; ‘böyle birisi var imza atar mısın?’ dedi. Soruşturdum; ‘düzgün adam’ dediler. Adama ‘tamam’ dedim. Gidince betonları da kontrol edeceğim, artık mecburi; eskiden, böyle bir mecburiyetim yoktu. Gerçi yine zorunda değilim. Yapı denetimle anlaşsam derim ki ‘benim yerime at imza kardeşim.’"
“Hadi biz şeytana uyduk, ya devlet?”
İnşaat şirketlerinin çıktıkları kaçak katları, yapı denetim şirketlerinin görmezden geldikleri “teknik sıkıntıları” anlatırken müteahhit bir anda şu cümleyi kuruyor:
“İnsanlar hep şuna bakıyor; müteahhit kaçırmış, şantiye şefi kaçırmış, yapı denetimi kaçırmış, ben şahısım, biz hepimiz şahısız. Biz hepimiz şeytana uyuyoruz. Diyebiliriz ki; ‘ben buradan çok kazanacağım.’ Ama devlet niye var? Belediye niye var? Bu yanlışı ben yapıyorsam, beni düzeltmek için denetlemek için var. Devlet, belediye, bunu doğru düzgün yapmıyorsa, rüşvet alıyorsa; ben bunu yaparsam zaten insan değilim de ama bunu kabul ederse en büyük suçlu burada devlet.”
Belediyelerde bu sistemde ne şekilde rüşvet döndüğünü sorduğum müteahhit, “avanta parası”nı anlatıyor. “Bir ruhsat parası vardır. Bir de belediyelerde dönen 'avanta parası' diye bir şey var.” diyen müteahhit, “Ruhsat çıkacak normalde ruhsatın bedeli 40 bin TL, ama imardan biri gelir, bu imarı çıkartmak için 200 bin TL, 300 bin TL, 500 bin TL para ister. Bu avanta parası. Bunun belirli bir kısmını belediye başkanı alır. Belirli bir kısmını belediye başkan yardımcısı alır. Neredeyse her ilçede böyle.” diyor.
“100 bin dolardan aşağı kabul etmiyor”
İstanbul’da kalabalık bir ilçede gerçekleştirdikleri bir inşaatı anlatan müteahhit, belediye başkanına 2 daire verdiklerini söyledi. Projede yer almayan; ancak binanın yapısına herhangi bir zarar vermeyen değişiklikler için belediyenin 100 bin dolardan aşağı para kabul etmediğini anlatan müteahhit, “Belediyede kime verdiniz daireyi?” soruma “Akrabasına verildi. Daireyi kendi üstüne almaz.” yanıtını veriyor.
Projelerin onaylanmasında da “300-500 bir şeyler verildiğini” anlatan müteahhit, asıl paranın “iskanda döndüğünü” söylüyor. Nasıl mı?
“Asıl para iskanda dönüyor. İmzaya binlerce lira para alınıyor. Ruhsat alınırken bazı belediyeler ‘hediye’ bile istiyor. Bu hediye kimi zaman araba bile olabiliyor. Direkt seninle muhattap olunmuyor bu arada; mimarlar var. Mimarlar gidip belediyeyle görüşüyor. Bir mimar bir bölgede iş yapıyorsa bil ki onun belediyeyle arası iyi. Belediye kimden para isteyeceğini bilir, gelip senden para istemez. Mimarla arası iyidir, onunla dışarıda buluşur bir çanta para verirsin, mimar gider adama verir. Bütün hikaye bu.”
Kaçak katı dahi kimi zaman belediyenin para karşılığı kabul ettiğini anlatan müteahhit, “Biraz ilişkin varsa parayla çözüyorsun. Yıkmıyorlar paran olduğu sürece.” diyor.
Yapılan düzenlemelere rağmen rüşvetin hâlâ devam ettiğini anlatan müteahhit, “Yıkımın en büyük sebebi belediyedir. Neden? Çünkü izin vermiş yapıya. Bu belediyedir. Mesela Hatay, bundan 50-60 yıl evvel tarım yapılan arazilerdi oralar. Tarım yapılan arazi sulaktır. Sen onun üzerine kendine ev yapıyorsun. E zamanla orada bir şehir merkezi oluşuyor. Ama belediye bunun önüne geçmiyor. Şehri taşımıyor. Bu bir hata. Belediye kendisi çıkarıyor imar planını, orayı imara açıyor. Orası normalde tarla arazisi, belediye diyor ki burası artık konut arazisi, konut yapabilirsin.” diyor.
Kimi zaman ilçe belediyelerini yok sayan il belediyelerinin olduğunu anlatan müteahhit, İstanbul Ataköy’deki Yalı Ataköy konutlarını örnek göstererek “Oranın normalde söz hakkı ilçe belediyesinin ama vakti zamanda İBB, bundan yıllar önce, kalktı dedi ki; bu yol sınır, bu yol benim o yüzden bu yoldan sonrası da benim. Oranın mimarisini mesela ilçe belediyesi değil, il belediyesi çıkardı. Tamamen doldurma bir zemin orası. Onların temeli muhtemelen sağlamdır; ama unutmamak lazım hep derler ‘deniz her zaman verdiğini geri alır’, doğanın kanunu.” ifadelerini kullanıyor.
Hiç mi müteahhit suçlu değil?
Yukarıdaki soruyu sorduğumda eski müteahhit, “Yok. Örneğin belediye ‘buraya radye temel yapacaksın’ demişse ve müteahhit yapmamışsa müteahhit suçlu. Kağıt üstünde radye gözüküyordur. Yapması gerekiyorsa ama yapmamışsa incelenerek bakılabilir. Belediyenin denetlemesi lazım. Böyle yapması gerekirken yapmamışsa suç müteahhitin.” diyor.
“Türkiyenin ekonomisi inşaattan”
Bu sistemin tamamen ranta dönüştüğünü vurgulayan müteahhit cümlelerini şöyle noktalıyor:
“Şöyle düşünün hem iktidar olsun hem muhalefet olsun; hep tartışırlar, birbirlerine sallarlar. İmamoğlu geldi, kaç senedir AK Parti’deydi yönetim. Sadece şu konuşuldu: bu firmaların araçları kiralanmış, bu firmalara iş verilmiş, böyle olmuş, şöyle olmuş; ama kimse inşaata laf etmez. Şuradan şu kadar yedi, buradan bu kadar yedi, çünkü rant dediğin inşaattan dönüyor. Bütün belediyeler bunlardan geçiniyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Kızılay'ın Ahbap'a çadır sattığı ortaya çıktı, Kızılay Başkanı "Ahlakidir, akılcıdır, yasaldır" dedi. Fenerbahçe, Beşiktaş, Antalyaspor taraftarları "hükümet istifa" sloganı attı. Fenerbahçe taraftarları slogan atarken yayının sesi kısıldı.
27 Şub 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





