İlk Otomobil Yarışını Seyre Gidenler Arasında İki Saat

Aman hatta kimse olmasın–İlk otomobil geliyor–Çadırda muzika-Hanım şoför-Suphi geliyor!

Mehmet Selahattin, 18 Haziran 1932

Otomobilimiz Zincirlikuyu’da bir kayaya çarpmış gibi ansızın durdu. Bizden sonraki otomobile yol kapalı işareti verilmesinden anlıyorum ki tam dakikasında gelmişiz. Yarışın varış noktası önündeyiz. Ak koyun kara koyun işte bu geçitte belli olacak. Yolun üstünde kocaman bir bez levha. Üstünde büyük harflerle şu yazılı: “Hedef”
Ve altında açıklaması: “Türkiye T.K. ve Milliyet Gazetesi Otomobil Yarışları” Nihayet en tatlısı şu tek kelime: “Hediye!”

Jüri heyetinin toplandığı çadırın önünde dehşetli bir faaliyet var. Telefon hiç durmuyor.
“Alo! Beyaz sen misin? Hatta adam çıkarın.”
“Araya girmeyin! Kaçak var mı diye soruyorum. Yarış başlayacak. Hatta kimse olmasın.”

Çadırın önü ve arkası, içi ve dışı dolu. Milliyet’in ve Turing Kulübü’nün kupalarını ve madalyalarını görenler yarışın sonucuna dair tahminler yürütüyorlar:
“Buick kazanacak!”
“Hayır, Ford birinci gelecek!”

Saat tam 10. Jüri heyeti iş başına geçti. Çok muhterem kolordu kumandanımız Şükrü Naili Paşa bir küçük tesadüfe gülerek işaret ediyor:
“Tuhaf,” diyor. “Jüri heyetinde üç Şükrü bir araya toplandık. Ben Şükrü, Milliyet Müdürü Ahmet Şükrü, sonra da Şükrü Ali.
Ben atıldım:
“Hayra alamettir paşam! Yarışın kazasız geçtiğine şükredeceksiniz!”

Kaza ihtimalini düşünmek bu sıcak ve neşeli yarış havası üstünde endişe verici bir rüzgâr gibi dolaşıyor: Ya korkunç bir felaket olursa?
Telefon başındaki genç zabitin bütün dikkat ve hassasiyeti hep bu nokta etrafında toplanıyor. Nihayet ilk heyecanlı haber:
“İlk otomobil hareket etti!”
Bütün kulaklar kirişte. Motorun sesini bekliyoruz. Dürbünlerle ufku tarayanlar daha evvel müjdelediler:
“Geliyor!”

Jüri azası önlerinde kronometre, gözler saniyeleri gösteren hareket halindeki ibreye dikilmiş âdeta nefes almadan duruyor. İlk otomobil çıldırmış bir ifrit gibi korkunç bir ses çıkararak, ilk hatların flama ve düdük işaretleri arasında tozu dumana katarak önümüzden geçti. Kronometreye baktılar: 6.41!

6 dakika 41 saniyede muayyen yarış sahasını kat ederek hedefe varan otomobil dehşetli alkışlandı. Şimdi ikinci araba bekleniyor. Çadırdaki müzika her otomobil geçişinde şakrak bir yarış havası çalıyor. Ve müzika çalarken hadi şakır şakır alkış!

Yarışın en hararetli bir dakikasında tanıdıklardan biri elinde küçük bire şişe ile göründü. Ben gülerek sordum:
“Ne o hazret?”
“Hiç, benzin. Gelirken biraz benzin aldım. Malum ya yarış var. İhtiyatlı olmalı. Şakaya gelmez yolda kalırız” dedi.
“İyi amma o benzin değil!”
““Ne yapayım kardeşim! Yarış otomobilleri piyasada benzin bırakmamışlar. İspirto almaya mecbur oldum” dedi ve şişeyi başına dikerek yarısına kadar boşalttı. 

Bütün dudaklarda fısıltılar;
“İlk hanım şoför geçecek! Samiye Burhan Cahit Hanım.”
Bu hakikaten enteresan bir vaka olacaktı. Bizde ilk otomobil yarışına ilk katılanlar arasında amatör bir hanımın bulunması dünkü yarışın özelliklerinden biriydi. Burhan Cahit Bey de mutlaka heyecan içinde! Malum ya işin şakası yok. Son süratle virajlardan birini geçerken tüy gibi otomobil bir saniyede devrilebilir. Ve maazallah ortada bir yığın enkazdan başka bir şey kalmaz. 

“Nah işte!“
Hep oraya, ileriye bakıyoruz. Müzika genel heyecana tercüman olmuş gibi şakrak ve güzel bir hava çalıyor.
“Vırrrrrrr…”
Son flamanın önünde seri bir bükülüşten sonra Samiye Hanımefendi’nin Ford’u durdu. Kronometreye baktık, tamam 6 dakika 30 saniye!

Samiye Hanım başarının neşesiyle etrafındakilere yarışın nasıl geçtiğini anlatmaya doyamıyor gibiydi. Amatör Vehbi Sait Bey de yamanmış doğrusu! Mesafeyi 6 dakika 21 saniyede kat etti. 

10 numaralı otomobili beklerken can sıkıcı bir haber kulaktan kulağa duyuldu:
“10 numara devrilmiş!”
Hepimiz endişe içindeyiz, soran sorana:
“Yaralanan var mı?”
“İçinde kim varmış?”
Telefonlar hemen harekete geldi.
“Yolu kesin! Ayazağa, Ayazağa! Derhal yolu kesin! Tamirat kulübesinden hemen bir sıhhiye arabası çıkarılsın! Anladınız mı, hemen şimdi!”
Bir dakika sonra sevinçli bir haber aldık:
“Yaralı kimse yok! Devrilen otomobil kaldırıldı. Yol açık!”

Zararsız bir kaza geçiren otomobilin Hacı Bekirzade Ali Muhiddin Bey’in Studebaker markalı otomobili olduğunu öğrenenler bir kat daha telaşa düştüler.
“Ali Muhiddin Bey de içinde mi?” diye sordular.
İstanbul’un biricik şekercisinin otomobilde olmadığı anlaşılınca yüreklere su serpildi.  Bununla beraber Belediye Reis Muavini Hamit Bey hâlâ tereddütteydi. “Yaralı var mı yok mu iyice araştırmadan yolu açmayın!” emrini veriyor. 

Yarış talimatnamesine göz gezdiriyorum. Araba numaraları içinde 13 numara yok. Demek kimse bu numarayı almak istemedi. 13 rakamının uğursuzluğuna hele böyle tehlikeli yarışlarda inanmayan pek az kişi bulunur. 

“Suphi geliyor, Suphi geliyor!” diye haykırdıklarını ancak işitebildik. Çünkü geliyor sözü bitmeden Suphi Efendi’nin altındaki Buick otomobili rüzgâr gibi geldi geçti. Kronometre başındakiler hayretle ayağa kalktılar: 

“Rekor! Müthiş fark! 5 dakika 48 saniye!”

Şoför Suphi Efendi başına zafer tacı konmuş bir hükümdar gibi her taraftan alkış topluyordu. Fotoğrafçılar iyi bir poz almak için arkasından koşuyor, gazeteciler, amatörler kısacası bütün yarış halkı ondan bahsediyor. 

İnsan bu manzara karşısında bir kere daha iman ediyor ki yaşamak ileri gidenin hakkıdır. Bu yarışlar bir şey değil amma vay hayat yarışında geri kalanın hâline!


*Mehmet Selahattin Güngör’ün yazılarındaki bazı kelimelerin yerine, okumayı kolaylaştırmak için günümüzdeki karşılıkları yazıldı. Selahattin’in tüm ifadelerine katılmasak da anlamı ve anlatımı bozacak ya da değiştirecek herhangi bir değişiklik yapılmadı. Dönemin anlam dünyasına sadık kalındı. ‘İstanbul’da Nasıl Eğleniyorduk’un amaçlarından biri de, yazara hak ettiği değeri vererek İstanbul’un geçmişine dair zengin bilgiler içeren bu yazıları gün yüzüne çıkarmak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Kemerlerinizi bağlayın! #34

İlk Otomobil Yarışı, Turing, Samiye Cahid Morkaya, Cumhuriyet İstanbulunda Otomobil

14 Haz 2022

yarışmaya katılan bir otomobil

YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR