
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İran'da 22 yaşındaki Mahsa Amini'nin öldürülmesi üzerine başlayan ve bir buçuk aydır hem ülkede hem de dünyada giderek büyüyen protestolar dünya kamuoyunda dikkatleri İran'ın üzerine çekmeye devam ediyor. Reuters'in verilerine göre 320 ölü, 1.160 yaralı var. Toplam protestocu sayısı ise 90 bin.
Fakat protestolar İran'la sınırlı değil. Bu yazıda farklı ülkelerde düzenlenen İran rejimi karşıtı protestoları ve uluslararası kamuoyunda İran halkına verilen desteği çarpıcı gelişmelerle bir araya getireceğim.
29 Ekim günü İran Devrim Muhafızları Ordusu başkomutanı Hüseyin Selami'nin protestocuları "Sokaklara çıkmayın. Bugün protestoların son günü olacak." ifadeleriyle tehdit etmesi, henüz rejim karşıtı protestoları bastırmak için görevlendirilmeyen Devrim Muhafızları'nın operasyona başlayabileceği sinyalini verdi. Öte yandan, aktivistlerin, üniversite öğrencilerinin katıldığı, ülkedeki farklı milliyetten ve ideolojiden insanları birleştiren 2022 protestoları, şimdiye kadar güvenlik güçleri tarafından şiddetli şekilde karşılık gördü.
İnsan hakları standartları üzerinden eleştirilen ve kınanan İran rejimi, uluslararası kamuoyunu giderek daha sert şekilde karşısına alıyor. Bu bağlamda ülkedeki gelişmeleri internete aktararak kamuoyunu şekillendiren en önemli kaynaklardan biri olan IranWire sitesi, aynı zamanda Amini hakkında haberlerin ilkini yayımladı.
Berlin'de dev protesto
Son haftaların en çarpıcı gelişmelerinden biri, Almanya'nın başkenti Berlin'de İran rejimi karşıtı protesto oldu. Berlin polis güçlerinin ifadesine göre 23 Ekim günü gerçekleşen protestoya 80 bin kişi katıldı. Ayrıca protestoya katılmak için ABD'den, Kanada'dan ve Avrupa Birliği'nin farklı üye ülkelerinden İranlıların Berlin'e geldiği belirtildi. İranlı rejim karşıtı aktivistler, şimdiye kadarki en büyük protestonun Berlin'de gerçekleştiğini açıkladı.
Devrim Muhafızları'na bağlı Javan gazetesinde yayımlanan makalede, İran'da devrim çağrısı için yapılan büyük Berlin mitingi "Almanya'nın rejim değişikliği arayanlara açık bir müdahalesi ve desteği" olarak nitelendirildi ve "Bu Almanlara pahalıya mal olacak." ifadeleriyle Almanya tehdit edildi.
Birleştirici güç: Sekülerizm
Berlin’deki protestoda, İran’da yaşayan Türk, Kürt, Arap milletlerini ve İran monarşistlerini temsil eden farklı bayrakların bir arada görüntülenmesi özellikle dikkat çekti. İranlı bir kaynağımdan aldığım analize göre, "Rejimin uzun yıllar süren baskısı, siyasi olarak çok farklı düşüncelere sahip birçok grubu bir fikrin şemsiyesi altında birleştirdi: sekülerizm. Yıllardır İran'da ve başka ülkelerde düşmanca ilişkilere sahip olan farklı milletlerin bayraklarını, farklı ideolojilerin bayraklarıyla bir araya getiren mesele bu. Farklı gruplar hâlâ temelde farklı hükümet ve yönetim şekillerini hayal etse de hepsi ortak olarak sekülerlik tabanına oturtuldu. Herkes dini rejim yoluyla tek dinin ve tek mezhebin herkese dayatılmasına karşı."
ABD ve AB'den tepkiler
Donald Trump'ın ABD Başkanlığı döneminde İran-ABD ilişkileri zayıflamış, nükleer anlaşması müzakereleri kesintiye uğramış ve İran'a ekonomik yaptırımlar uygulanmıştı. 2019'da ise İran Devrim Muhafızları ordusu, ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Bürosu'nun "Yabancı Terörist Organizasyonlar" listesine eklenmişti.
Başkanlık seçimlerini Biden'ın kazanmasının ardından nükleer anlaşması müzakerelerinde olumlu gelişmeler tahmin ediliyordu. Bu sebeple Tahran, protestoların başında yaptığı bir açıklamayla "içişlerinin müzakerelerle bir bağlantısı olmadığını ve görüşmelerin devam etmesi gerektiğini" belirtti. Fakat protestolar ve rejimin sert tutumu devam ettikçe tepkiler de sertleşti.
ABD Hazine Bakanlığı basın açıklamasında protestoların baskılanmasından ve internetin sansüründen sorumlu İranlı kurumları ve yetkilileri listeleyerek haklarında uygulanacak yeni yaptırımları açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı'nın ifadesine göre, AB de ABD gibi Devrim Muhafızları'nı terörist grupları listesine eklemeyi düşünüyor.
Protestolardaki başbakan
Protestolara rastlanan ülkelerden biri de Kanada oldu. Ottowa'da düzenlenen protestoya Başbakan Justin Trudeau ve eşi de katıldı. İran'da rejim değişikliği ihtimalinden bahseden sayılı siyasetçilerden biri olan Trudeau, "İran halkına baskı uygulayan rejimin sorumlularının unutulmayacağını ve hiçbir zaman Kanada'ya alınmayacağını" belirtti.

AFP
Sansüre karşı Starlink
Geçtiğimiz hafta Twitter üzerinden "İran'ın internet özgürlüğü için harekete geçiyoruz" yazan ABD Dışişleri Bakanı Blinken'a cevap olarak "Starlink etkinleştiriliyor..." yazan Elon Musk başka bir gündem konusu oldu. The Intercept yazarı Sam Biddle'a göre, "uydu aracılığıyla İran'a özgürlük gönderen yardımsever bir Amerikan milyarderinin bu fikri, gerçekliği, özellikle fiziğin kurallarını çarpıtıyor."
Musk'ın roket şirketi SpaceX tarafından işletilen uydu internet servis sağlayıcısı Starlink'i kullanmak isteyen herkesin, internet verisi gönderip alabilmesi için özel bir çanağa ihtiyacı var. Bu çanakların ülkeye yayılması için gümrükten kaçırılması gerekiyor. Hem protestolardan dolayı hem de Musk planı Twitter'dan duyurduğu için, anlamlı sayıda çanağın İran'a sızdırılması pek mümkün gözükmüyor.
AK Parti hükümetinde sessizlik
Öte yandan, komşumuz İran'daki protestolarla ilgili, 11 Ekim İstanbul protestolarına rağmen, AK Parti hükümeti göze çarpan bir açıklamada bulunmadı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu yaptığı açıklamada İran'ın istikrarının önemi üzerinde durarak "Olayların tırmanmasının önüne geçilmesini, gelişmeleri kışkırtıcı dış müdahalelerden kaçınılmasını temenni ediyoruz." dedi. Bu açıklama, hükümetin İran'da rejim değişiminin destekçisi olmadığının sinyali oldu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul Ekonomi Araştırma'nın gençlik araştırmasının sonuçları neler anlatıyor? İran'daki Mahsa'nın ölümünün ardından başlayan isyan nasıl yayılıyor ve yankılanıyor?
02 Kas 2022

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




