İşgale direniş: Misha'nın hikâyesi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Rusya işgali altındaki Ukrayna'da yaşamı, üniversite yıllarında katıldığım uluslararası konferanslarda tanıştığım Ukrayna vatandaşı arkadaşım Misha Lavrovskyi ile konuştum. Hem işgalin kişisel yaşamındaki etkisini hem de siyasi ve toplumsal gözlemlerini öğrenmeye çalıştım.
Misha, işgalden önce Kiev’de kurucusu olduğu sivil toplum kuruluşu Ekonomik Liderlik Enstitüsü’nde, benimsediği liberal ekonomik görüşleri yasa yapıcılara aktararak Ukrayna’yı iktisadi olarak "daha özgür" yapmak üzere çalıştığını anlattı.
İşgale hazırlık
Basında yer alan istihbarat raporları nedeniyle işgalin kendisi için sürpriz olmadığını, sadece boyutunu tahmin etmekte zorlandığını ifade eden Misha, acil durum çantası hazırlamak, sahip olduğu silahın bakımını yapmak, arabasının deposunu her daim dolu tutmak gibi önlemler almış. İstihbarat raporlarının çoğunda işgalin ocak ayında başlayacağının öngörülmesi, şubattan itibaren toplumda işgal olmayacağına dair bir yanılgı yaratmışsa da o hazırlığı elden bırakmamış.
İşgalin başlangıcı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in işgal emrini verdiği gün erken saatlerde ofisine ve spor salonuna gitmiş, arkadaşlarıyla buluşarak işgale yönelik hazırlıkları konuşmuş. İşgal emri haberini alır almaz hazırlıklı olmanın avantajıyla hızlıca Kiev’i terk edebilmiş ve kız arkadaşıyla başkentin üç saat batısında ailesinin yaşadığı Vinnitsya şehrine gidebilmiş. Yola çıkar çıkmaz Kiev'de kalan yakınlarını arayarak uyarmaya çalışırken konuştukları insanlar olacaklara inanmak istemiyormuş, hemen sonra telefonda füze seslerini duymaya başlamış. Harkov şehrinden kendisini arayan yakınlarıyla konuşurken de bombardıman sesleri geliyormuş.
Direniş
İşgalle beraber hayatındaki "yeni normalleri" anlatmasını istedim. Tüm Ukrayna halkı gibi o da işini kaybetmiş. Ailesiyle defalarca kafalarının üzerinden uçan füzeler nedeniyle sığınaklara kaçmışlar. Sivil yerleşim alanlarını da her gün vuran Rusya'nın hedef alabileceği orduya ait bir fabrikaya yakın oturdukları için daima tetiktelermiş.
Neredeyse tüm arkadaşları gibi o da şehrindeki gönüllü birliklere giderek silahı ve silah kullanma eğitimi olduğunu belirtmiş. Adını gönüllü savaşçılar listesine yazdırmış. İhtiyacın iki katı kadar asker olduğu, gerek duyulması hâlinde kendisine ulaşılacağı söylenerek evine yollanmış.

Evde hiçbir şey yapmadan durmak istemediği için arkadaşlarıyla Telegram üzerinden bir ağ kurmuş. Vatandaşların işgalci Rusya birliklerinin görüntülerini ve koordinatlarını paylaştıkları bu ağ sayesinde gönüllüler, Rusya askerlerine tuzak kurabiliyor, ordu da Rusya’nın ilerleyişini sokak sokak takip edebiliyormuş.
Bağış kampanyaları düzenleyerek orduya ilk yardım ekipmanları ve silah tedarik etmeye başlamış. Gönüllü birliklerindeki bir arkadaşının kendisine ön cephede mobiliteye ihtiyaç olduğunu söyleyerek araç istemesiyle Polonya’daki tanıdıklarından araç tedarik etmeye çalışmış. Ancak araç bulup ulaştıramadan arkadaşını çatışmalarda kaybetmiş. Bu acının da verdiği yükle önceliğini askerî araç bulmaya vermiş. Polonya’dan bağış paralarıyla tedarik edebildiği araçları kaybettiği arkadaşının silah arkadaşlarına ulaştırabilmiş. Araçlardan biri ilk gün saldırıya uğramış ancak kurşun geçirmez camlar sayesinde içindeki gönüllüler hayatta kalmış. "Kurtaramadığı arkadaşının arkadaşlarını kurtarmak", vicdanını biraz olsun rahatlatmış.

Ülkesinde yaşananlar karşısında öfkenin yanında insanın insana neler yapabileceğine tanık olmanın şaşkınlığını yaşadığını söyleyen Misha, her yerde ölü insanlar gördükçe sadece Putin'den değil, bunlara onay veren herkesten nefret ettiğini, tanık olduklarının onu sonsuza kadar değiştirdiğini ve bunlara sebep olanları asla affetmeyeceğini dile getirdi.
"Tedarik zinciri aksıyor"
Tedarik zincirinin ne durumda olduğunu sorduğumdaysa bulunduğu yerde bazı ürünler bulunmasa da "şimdilik" büyük sorun olmadığını; ancak başkent Kiev ve liman kenti Odessa’nın tedarik zincirinden kopmasıyla ülke genelinde her şeyin zorlaştığını anlattı. Rusya kontrolüne geçen şehirlerdeki sıkıntının daha büyük olduğunu, Herson'daki bir arkadaşının iki haftadır sığınakta yaşadığını ve temel ihtiyaçların neredeyse hiçbirini bulamadığını, kuşatma altındaki Mariupol’de yaşananlardan "bahsetmek bile istemediğini söyledi.
"Zelenski herkesin başkanı"
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski hakkındaki görüşlerini anlatmasını istediğimde ise aslında seçildiğinde kendisi hakkında iyimser olmadığını, ekonomi politikalarını desteklemediğini hatta seçimde rakibi Petro Poroşenko’ya oy verdiğini anlattı. Şimdi ise "onun için söyleyecek hiçbir kötü şeyi olmadığını, ondan nefret edenlerin bile saygı duyduğunu ve işgal altında herkesin başkanına dönüştüğünü" söyledi.
"Ukrayna pes etmeyecek"
Gelecekle ilgili beklentilerini sorduğumdaysa, "ne Rusya’nın ne de batı ülkelerinin devletlerinin Ukrayna ordusu ve halkından böyle bir direniş beklemediğini, ne olacağını bilmediğini; ancak Ukrayna’nın asla pes etmeyeceğini" ifade etti. Rusya’nın iki gün içinde Kiev’i alma planlarının suya düştüğünü, bütün bir halkın ölmek pahasına Rusya askerleriyle savaşmayı göze aldığını, kendisinin de ölmeye hazır olduğunu belirtti. "Putin’in işgalden önce Rusya’ya yakınlık hisseden, ana dili Rusça olan insanların öncelikle Ukrayna vatandaşı olduğunu unuttuğunu”, yaşananlar karşısında Rusça konuşan azınlığın büyük bir kısmının da Rusya karşıtına dönüştüğünü, ülkenin doğusundaki halkın da Rusya’nın bir parçası olmak istemediğini ve ülkeyi "Nazilerin" yönettiği iddiasının hayal ürünü olduğunu söyledi.
Diplomatik çözüm konusunda umutlu olmadığını, kısmi işgal beklentisinin aksine İkinci Dünya Savaşı’na benzer bir işgale kalkışan Rusya’nın "yok edilmiş ve ezilmiş bir Ukrayna" görmek istediğini, tarafsız ülke pozisyonu kabul edilebilir olsa da NATO’ya üye olmamanın ülkeyi saldırıya açık hâle getirdiğini, Rusya’ya asla güvenemeyeceklerini anlattı. Rusya’nın isteği doğrultusunda ordularını küçültmeleri hâlinde 10 yıl içinde ikinci bir işgal olacağı konusunda toplumun hemfikir olduğunu öne sürdü.
En büyük beklentisinin ise Rusya’nın içinde bir değişim olduğunu, oligarkların yaptırımlardan dolayı Putin’den memnuniyetsizlik duymaya başladığını düşündüğünü söyledi. Rusya tarihinde siyasi değişimlerin genelde askerî yenilgilerden sonra yaşandığını Bolşevik Devrimi’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgiyi takiben yaşanması örneğiyle açıkladı.
Türkiye'ye sözleri
Türkiye’deki insanlara özel olarak söylemek istediği bir şey olup olmadığını sorduğumdaysa Bayraktar SİHA’larının orduları için çok kullanışlı olduğunu, işgalci konvoyları havadan vurabilmelerinin önemini anlattı. Türkiye’nin "nötr güç" olma çabasını, iki ülkeyi buluşturma amacını anlayabildiğini, ekonomik koşulların Rusya'yla ilişkileri önemli hâle getirdiğini bildiğini; ancak beklentisinin "daha proaktif bir tutum olduğunu" ekledi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ukrayna vatandaşı sivil toplum yöneticisi Misha Lavrovskyi işgal altındaki durumu ve direnişi anlattı.
23 Mar 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




