İstanbul Barosu’na dava: Yönetimin yeniden seçilmesi isteniyor

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemeye ilettiği resmî yazıda “terör” soruşturması açtığı İstanbul Barosu yönetiminin düşürülmesini ve İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu'nun ve yönetim kurulu üyelerinin yerine yeni bir yönetimin seçilmesini talep etti.
İstanbul Barosu’na dava: Yönetimin yeniden seçilmesi isteniyor

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemeye ilettiği resmî yazıda “terör” soruşturması açtığı İstanbul Barosu yönetiminin düşürülmesini istedi. 

Savcılık, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile birlikte yönetim kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar’ın görevlerine son verilip, yeni bir yönetimin seçilmesini talep etti.

İptal davası ve olağanüstü kurultay

İstanbul Barosu ise Adalet Bakanlığı'nın "soruşturma izni" verilmesine ilişkin işlemine iptal davası açtıklarını duyurdu.

Savcılığın açtığı davadan sonra 15 Ocak’ta İstanbul Barosu tarafından yapılan açıklamada, “Yönetim Kurulumuz İstanbul Barosu Genel Kurulu iradesi ile seçilmiş olup, Anayasaya, demokrasi ve hukuka bağlı olarak görev ve sorumluluklarını yerine getirmektedir. Hiçbir hukuki ve meşru dayanağı olmayan bu görevden uzaklaştırma girişimine karşı İstanbul Barosu Genel Kurul iradesine sahip çıkmak, üyelerimizi ve kamuoyunu bilgilendirmek yükümlülüğümüzdür” denildi.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, 15 Ocak'ta baro merkez binasında yaptığı basın açıklamasında İstanbul Barosu'nun 23 Şubat'ta olağanüstü kurultaya gideceğini duyurdu:

"Bu kurultay demokrasinin ne olduğunu, demokrasinin ancak hukuk yoluyla işlediğini, inşa edilebileceğini, İstanbul Barosu'nun 66-67 bin avukatı, bütün Türkiye barolarının desteğiyle bütün Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına, anayasal organlarına duyuracak. Bu açıdan hepiniz 23 Şubat Demokrasi Kurultayı'na davetlisiniz."

Perde arkası

Neyle suçlanıyor? İstanbul Barosu, Suriye'de öldürülen Nazım Daştan ile Cihan Bilgin için 21 Aralık 2024'te sosyal medya hesabından yaptıkları paylaşım nedeniyle, "Basın ve yayın yolu ile terör örgütü propagandası yapmak" ve "Basın ve yayın yolu ile halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak" ile suçlanıyor.

Ayrıntılar: Basında yer alan haberlere göre Cihan Bilgin, Haseke merkezli Hawar Haber Ajansı (ANHA), Nazım Daştan ise hem ANHA hem de Fırat Haber Ajansı (ANF) için çalışıyordu. Bilgin ve Daştan, 19 Aralık'ta Suriye'nin başkenti Şam'ın doğusunda yer alan Tişrin Barajı çevresinde araçlarına düzenlenen SİHA saldırısında öldürüldü.

  • T24, 20 Aralık’ta Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK) Basın İş'in Bilgin ve Daştan'ın öldürülmesiyle ilgili açıklamalarını haberleştirdi. Ancak haberin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu kurumlara da soruşturma açtı.

İstanbul Barosu’nun açıklaması: İstanbul Barosu, Bilgin ve Daştan'ın ölümünün ardından 21 Aralık tarihinde bir açıklama yayımlamıştı. Açıklamada, “Basın mensuplarının çatışma bölgelerinde hedef alınması, Uluslararası İnsancıl Hukukun ve Cenevre Sözleşmesi'nin ihlali niteliğindedir. Dolayısıyla, silahlı çatışma bölgesinde görev yapan gazetecilerin korunmasına ilişkin kurallar, Uluslararası İnsancıl Hukukun bünyesindedir” denildi.

  • Açıklamada, iki gazetecinin öldürülmesinin ardından İstanbul'da Şişhane Meydanı'nda yapılmak istenen basın açıklamasına yönelik polis müdahalesinde "İstanbul Barosu'ndan dört avukat, iki öğrenci ve onlarca gazetecinin gözaltına alındığı" belirtilerek “Uluslararası hukuku ihlal eden bu olaya ilişkin derhal soruşturma başlatılması ve sorumlulardan hesap sorulması gerekirken, Anayasal haklarını kullanan ve meslektaşları için yas tutan basın mensuplarının ve meslektaşlarımızın gözaltına alınması kabul edilemez bir durumdur” ifadeleri kullanıldı.

Bakan’dan Baro açıklaması: Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti grup toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tunç, “İstanbul Barosu’nun bir açıklaması nedeniyle bu işlem başlatıldı. Güvenlik güçlerinin hem davası hem soruşturması devam ederken Suriye’ye kaçan terör örgütü şüphelisi iki sanığı bir çatışmada etkisiz hâle getirmesi sonrasında bunların gazetecilik faaliyeti sırasında öldürüldüğü yönünde İstanbul Barosu’nun bir açıklaması söz konusu oldu” dedi.

Soruşturmada hangi suçlamalar yer aldı?

İstanbul Barosu'nun açıklamasından 1 gün sonra yani 22 Aralık’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri hakkında "terör örgütü üyeliği bulunan firari sanıkların övüldüğü" iddiasıyla resen soruşturma başlattı.

Başsavcılığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

"Sözde gazetecilik faaliyetleri ve gazeteci kimlikleri nedeniyle öldürüldükleri, devletimizin sözde savaş suçu işlediği şeklinde yanıltıcı bilginin yayılması şeklindeki tespitleri nedeniyle İstanbul Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca 'terör örgütü propagandası yapmak' ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak' suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır."

Baro, soruşturma izninin iptali için dava açtı

Başsavcılık soruşturmasının ardından İstanbul Barosu, 21 Aralık'taki açıklamayı Anayasa ve Avukatlık Yasası'nın 76, 95 ve 97. maddeleri gereği "Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevi gereği paylaştıklarını açıkladı.

Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri 7 Ocak'ta Başsavcılığa ifade verdi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ile birlikte aralarında Ankara, İzmir, Antalya ve Diyarbakır'ın da bulunduğu 31 il barosu yönetimi, Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerine destek için ifade günü Çağlayan Adliyesi'ne gitti.

İstanbul Barosu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın baro yönetimi hakkında başlattığı soruşturmanın iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açtı. İstanbul Barosu konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

"Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin beyanı alınmadan ve soruşturmanın yasal ön koşulu olduğu halde Adalet Bakanlığı'ndan izin istenmeden başlatılan soruşturma, daha sonra onay için 25.12.2024 tarihinde Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Bakanlık ise aynı gün soruşturma izni verdi. Bu şekilde sonradan onay işlemi, usul ve esas yönünden Avukatlık Kanunu’na ve Anayasa’ya açıkça aykırı olup, Savcılık ve Bakanlık işlemleri hukuken yok hükmündedir.

Daha baştan adil yargılanma hakkını ihlal eden hukuk dışı işlemlerin muhatabı olduğu için ifade vermeyi reddeden İstanbul Barosu yöneticileri ise Savcılıkta beyan işlemleri öncesi kamuoyuna açıklama yapmadı. Her koşulda hukuka saygı kararlılığında olan İstanbul Barosu yönetimi, Baro tüzel kişiliğini de hedef alan hukuk dışı işlem ve eylemlere karşı yargı yolunu kullanmak zorunda kalmış ve Adalet Bakanlığı'nın Avukatlık Kanunu’na, Bakanlık genelgesine ve Anayasaya aykırı 'soruşturma izni' verilmesine ilişkin işlemine iptal davası açmıştır."

Tepkiler

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, "Her zaman olduğu gibi hukuksuzluğun karşısında İstanbul Barosu'nun ve İstanbul Barosu mensubu meslektaşlarımızın iradesinin yanındayız" diye konuştu.

  • 12 Eylül darbesinden sonra cunta yönetiminin hukuksuzluklarına karşı gösterdiği direniş nedeniyle İstanbul Barosunun kapatıldığını ve kapısına mühür vurulduğunu hatırlatan Sağkan, "Yöntemler değişiyor belki ama yaklaşık yarım asırdır değişmeyen tek şey erkin yanında yer alanların muhalif gördüğü kesimlere karşı baskı ve tahakküm kurma çabası. Tarih ise hiç şaşmadan haklıyı ve haksızı ortaya koyuyor" dedi.

DEM Parti'den yapılan açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'nun İstanbul Barosu hakkında açtığı davaya tepki gösterilerek, "İstanbul Barosu'nun ve meslek örgütlerinin yanındayız ve bu tür girişimlere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Savunma makamı susturulamaz" denildi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Melisa Gülbaş

Aposto editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta