İstanbul Finans Merkezi: Hayal mi, büyük bir vizyon mu?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İstanbul Finans Merkezi (İFM), getirdiği yenilikler ve hedeflediği kazanımlar açısından son yılların en önemli projesi olarak ön plana çıkıyor.
İFM’nin resmî olarak kuruluşunu sağlayan ve İFM'de gerçekleşecek olan faaliyetler için vergi muafiyetlerini, istisna, indirim ve teşvikleri düzenleyen 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu 28 Haziran 2022 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Türkiye neyi hedefliyor?
Kanun ile kurulan İFM vasıtasıyla Türkiye’nin uluslararası alanda finansal rekabet gücünün artırılması, finans ve sermaye piyasalarının uluslararası entegrasyonunun kuvvetlendirilmesi, İstanbul’un jeostratejik pozisyonundan istifade edilerek küresel finans merkezlerinden biri hâline getirilmesi hedefleniyor.
İFM’de neler var? Kimler faaliyet gösterecek?
İFM, 1,4 milyon metrekarelik ofis alanı, 100 bin metrekarelik alışveriş merkezi, 2 bin 100 kişilik konferans merkezi, oteli, 26 bin araç kapasiteli otoparkı ile iş dünyasının tüm ihtiyaçlarını karşılamak şiarıyla kurulan, akıllı şehir modeliyle yönetilecek devasa bir ekosistem.
Şimdilik sadece Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul, Ziraat Bankası, Halkbank, Vakıfbank, Türkiye Sigorta ve İŞ GYO gibi kurum ve kuruluşların faaliyetlerini İFM’ye taşıyacağı netleşse de İFM’nin, Kanun’un getirdiği avantajlardan istifade etmek isteyen yerli ve yabancı kuruluşlar tarafından yakından takip edildiği biliniyor.
İFM ile getirilen yenilikler
İFM ile Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi’nin (CFO) daha da ön plana çıkması bekleniyor; zira İFM’nin ofis alanında faaliyet gösterebilmek ve Kanun’un getirdiği avantajlardan nemalanabilmek için CFO’dan katılımcı belgesi almak gerekiyor.
Katılımcı belgesi alarak İFM’de faaliyet göstermeye hak kazanan kurum ve kuruluşlar; indirimli kurumlar vergisi, harç ve vergi muafiyetleri başta olmak üzere çeşitli istisnalardan, istihdam avantajlarından ve teşviklerden yararlanabiliyor.
Katılımcıların, Kanun’da aranılan şartları yerine getirmek kaydıyla özel hukuka tabi olarak yaptıkları her nevi işlem ve sözleşmede serbestçe hukuk seçimi yapabilmesi de mümkün. Ayrıca katılımcılar, kendi aralarındaki ve İFM’de yürüttükleri faaliyet kapsamında düzenledikleri her nevi muamele, mukavele, muhabereleri Türkçe yapma külfetinden de kurtulmuş oluyor.
Kanun ile hayatımıza girecek olan yeni bir kavram daha var: Tek Durak Büro. İlgili tüm kurumlardan temsilcilerin yer alacağı bir büro olarak tasarlanan Tek Durak Büro sayesinde katılımcıların faaliyetlerine ilişkin izin, ruhsat, lisans ve benzeri onay başvurularını tek merkezden ve hızlıca yapabilmesi hedefleniyor.
Akıllarda tek soru var: Ya tutarsa?
İFM, 3 milyar doları aştığı iddia edilen maliyeti öne sürülerek eleştiri yağmuruna tutulsa da projeye inananlar, global konjonktür ve Türkiye’nin jeostratejik konumu göz önüne alındığında İFM’nin kısa sürede dünyanın en büyük finans merkezleri arasına gireceğini savunuyor.
Hâl ne olursa olsun, "Türkiye bu işi beceremez" yanılsamasından sıyrılıp Türkiye’nin potansiyeline inanmak, bu potansiyel doğrultusunda çalışmak ve küresel trendi idrak etmek gerekiyor.
Önümüzdeki günlerde faaliyete geçmesi planlanan İFM’nin akıbetini kestirmek güç olsa da yeni ve büyük bir vizyonun ürünü olan İFM’nin dünya finans merkezleri varyasyonuna katkı sunması, güvenlik kaygıları gerekçesiyle Rus oligarkların mal varlığına adeta çöken ancak ifşalı ve ispatlı kanunsuzluklarına göz yumarak Suudilerle müttefikçilik oynayan pragmatist batının tek taraflı adaletinden kaçan sermayeye alternatif bir durak olması bekleniyor.
*Avukat
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Millet İttifakı'nın yükselişi, İstanbul Finans Merkezi'nin hedefleri, aşı israfı, çatışma bölgesinde çocuk istismarları, küresel yoksulluk
20 Tem 2022

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?



