İsyanım var!

Öncelikle bu yazı aşırı derece öznel bakış açısı içerir.
Eğitim denince aklınıza ne geliyor? Benim aklıma ilk etapta okul geliyor. Okula kimler gider, öğrenciler. Öğrenciler de çoğunlukla, çocuk ve gençtir. Peki biz iklim krizi eğitimi dediğimizde bu eğitimin kime verilmesinden bahsetmiş oluruz bu durumda? Tabii ki, çocuk ve gençlere. İşte burada çok ciddi sorun var.
İlkokul üçüncü sınıfa giderken; Ozon tabakası inceldi, yok yok delindi, diye konuşmaların yapıldığı dönemde okula bir geri dönüşüm kuruluşu gelmiş. Bugünden baktığımda o dönem için devlet okulunda görülmesi şaşırtıcı bir olay. Her neyse, bize geri dönüşümün öneminden, ne demek olduğundan falan bahsetmişlerdi. Ben acayip etkilenmiştim. Sonuçta, dünyadaki tüm çöplerden kurtulamayacak olsak da sayılarını azaltabilirdik. Ve o günden sonra büyük bir hevesle çöpleri ayrıştırmaya başlamıştım. Ama tabii ayrışan çöpleri nereye götürmek gerektiği kısmıyla ilgili kimse bilgi vermemişti. Evde ayrılan çöpler akşam olunca herkesi her şeyi sustup aynı kutuda buluşuyorlardı. Bugün bile İstanbul’un pek çok mahallesinde geri dönüşüm için atık üniteleri yeterli değil. Bunun için çabalamanız gerekiyor. İki yıl önce cam şişe kumbarası yapılması için belediyeye başvurduğumda aldığım cevabı başka bir zaman anlatırım.
Üçüncü sınıfta geri dönüşümle taşınıp halen çöplerini ayrıştıran kız şu an size Esmiyor Post’ta bu yazıyı yazıyor. Demek ki, eğitim pek de işe yaramaz bir şey değilmiş, diye düşünebilirsiniz. Ama yukarda da dediğim gibi, aslında burada da büyük sorun var.
Hadi gelin şimdi o sorunlara bir bakalım.
Bizim büyük ikiyüzlülüğümüz
Önce şunu bir netleştirelim; asla ve asla iklim krizi ve/veya ekoloji konulu derslere veya ders içeriklerine karşı değilim. Bu dersler elbette müfredatta yerini alsın. Tabii müfredatta yerini almasıyla da iş bitmiyor; dersleri kimin vereceği, nasıl vereceği ile başlayan teorik ve pratik pek çok soru ve sorunu da beraberinde getiriyor. Ama ben bu kısımla da ilgilenmiyorum. Geneli çok matah olmayan eğitim mantığının içinde bu kısma odaklanmak devede kulak bir mevzu gibi geliyor. Benim derdim başka. Derdim ve korkum ve endişem; bu eğitimi çocuklara vererek acaba kendi sorumluluğumuzun bir kısmını ya da tamamını üstümüzden attığımızı düşünüyor olabilir miyiz? Sadece soruyorum. Sonuçta uzun vadeli sonuçları tahminlemede çok da başarılı olmayan üstüne üstlük ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’cı gibi gündelik çıkarları önemseyen pragmatist canlılar olduğumuz göz önüne alınırsa, çocuklara öğretelim de onlar dünyayı kurtarsın, gibi bir şey diyor olabilir miyiz? Bence diyor olabiliriz. İklim Krizi sonu kıyamet temalı Hollywood yapımlarını izleme süresi dışında, ne kadar büyük bir sorunun içinde olduğumuzu gerçekten kaçımız düşünüyor. İstatistiksel verileri kontrol etmemiş olsam da 2000 sonrası kuşağın iklim krizi için çırpındığı kadar çırpınmıyoruz Y kuşağı olarak.
Eğer bir iklim krizi eğitiminden bahsedeceksek bunun, şu anda bu renkleri solmaya yüz tutan gezegende yaşayan herkesi kapsaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sorumluluğu sadece genç nesillere yüklemek bence hiç adil değil.
Bir diğer sorun da şu;
Eğittik diyelim, ya sonrası?
Hadi biz çocukları ve gençleri eğittik. Onları doğanın ve dünyanın kıymetini bilen, iklim krizinin farkında bilinçli insanlar olarak yetiştirdik, sonra? Eğitmekle iş bitiyor mu? Farkında olan gençlerin taleplerini karşılayacak sürdürülebilir bir gelecek sunabiliyor muyuz an itibariyle? Valla ben hiç sanmıyorum. Sürdürülebilirlikten anladığımız, mevcudu sürdürmek bence; dünyanın ve doğanın değil. Halen bile tartışmasız olarak kabul etmemiz gereken iklim krizinin “komplo teorisi” olmadığını kanıtlamak zorunda olduğumuz birtakım güruhlar var. Ha diyebilirsiniz ki; eğitim iyi olsaydı zaten böyle bir sorumuz olmazdı. Haklı olabilirsiniz ama bu işten böyle akla gelen ilk cevapla sıyrılamazsınız. Eğitimi okul ile sınırlandırıp, artık benden geçti bakış açısının kimseye faydası yok. Elimizden ne geliyorsa yapmamız gereken noktadayız. Siyasi baskı yaratabilmek için sivil toplum dayanışması olur, bireysel emek ve dönüşüm olur, en yakınlarına anlatmakla başlanabilir. Kısacası illaki bir yol vardır.
Yukarıda bahsettiğim çöp ayrıştırma meselesini hatırlayın. Ben yapıyorum ama hiçbir işe yaramıyor, diyen bir çocuğun gözleriyle bakın dünyaya. Nasıl? Yalnız, güçsüz ve kandırılmış hissetmez misiniz? “-mış gibi” yaparak ne tek evimiz dünyaya faydamız olur, ne de gelecek nesillere iyi örnek oluruz.
Ezcümle
Bu nedenle, eğitim şart ve gerek olmakla birlikte yeterli değil. Eğitimi hem okul duvarlarının ötesine taşımamız gerek. Ve sadece kuru bilgi değil; sevgi, şükran, dayanışma, adalet gibi değerleri de içine alan bir bütün olarak görmemiz gerek. Dünyayı kurtarmanın -bence- başka yolu yok.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bu soruyu sorduğumuzda cevap çok net: "Evet, şart". Peki nasıl olacak bu iş? "Bilemiyorum Altan..."
27 Oca 2022

YAZARLAR

Merve Apaydın
https://aposto.com
İLGİLİ OKUMALAR


