İttifakların ekonomi vizyonları: Ekonomistler ne diyor?

Prof. Dr. Erinç Yeldan, Prof. Dr. Murat Birdal, Prof. Dr. Gökhan Karabulut ve Doç. Dr. Baki Demirel, seçim sonuçlarına göre ekonominin gidişatına ilişkin senaryoları değetlendirdi.
İttifakların ekonomi vizyonları: Ekonomistler ne diyor?

5 Mayıs - MG Türkiye
MG Türkiye ile birlikte

Otomotivde son zamanların büyük yeniliği: MG4 Electric MG4 Electric Britanyalı otomotiv markası MG ’nin Avrupa’da dikkatleri üzerine çeken ve geniş bir kitleye hitap eden modeli MG4 Electric , sahip olduğu yeni nesil özel elektrikli platformuyla yeni bir dönem başlattı. Avrupa’da yakaladığı büyük satış başarısı, kazandığı sayısız prestijli ödül ve beş yıldızlı Euro NCAP güvenliği ile yeni model, Comfort ve Luxury olmak üzere iki farklı seviyesiyle Türkiye yollarına çıkmaya başladı. Nedir? Farklı platformda birçok kez “yılın otomobili” seçilen, Türkiye’de lansmana özel olarak 969.000 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunulan MG4 Electric , MG’nin %100 elektrikli araç ürün gamına kattığı yeni bir modeli. Markanın Modüler Ölçeklenebilir Platform ile tasarladığı MG4 Electric , sahip olduğu elektrikli mimari sayesinde arkadan itişli ve yüksek performanslı bir sürüş deneyimi sağlarken; bataryanın konumuyla otomobilde ideal ön ve arka ağırlık dağılımı ortaya çıkıyor. Spor modellerden SUV’lere kadar farklı gövde tiplerine uyarlanabilen platform sayesinde marka, yeni ürünler için tasarlanacak platform maliyetini ortadan kaldırıyor. Platform modellerde farklı batarya boyutları, arkadan itişli çekiş tipi ve 4x4 özelliği sunuyor. Neler var? Giriş seviyesi olan MG4 Electric Comfort 51 kWsa batarya, WLTP döngüsünde 350 km ve şehir içinde 492 km menzil sunarken, arkada konumlandırılan 125 kW (170 PS) gücünde elektromotora sahip. MG4 Electric Luxury 64 kWsa batarya ve 150 kW (204 PS) gücündeki elektrik motoruyla WLTP’ye göre 435 km; şehir içi kullanımlarda ise 577 km’ye kadar menzil sunuyor. Çok hızlı şarj (DC) kapasitesiyle Comfort versiyonunun batarya doluluğu 40 dakikada, Luxury versiyonunun batarya doluluğu ise 28 dakikada %10’dan %80’e ulaşıyor. Sürücü, ihtiyacına bağlı olarak Eco , Normal , Sport , Snow modları ve Sürüş Modu Kişiselleştirebilme özelliği olmak üzere beş sürüş modundan birini seçebiliyor. “Enerjini paylaş” mottosuyla tanıtılan V2L teknolojisi, MG4’ün bataryasındaki elektrik enerjisini bir kablo vasıtasıyla dışarı aktararak paylaşmayı mümkün kılıyor. MG4 Electric ’i daha yakından tanımak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Malumunuz 14 Mayıs 2023'te Türkiye, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği için seçime gidiyor. Cumhur İttifakı'nın adayı Recep Tayyip Erdoğan, Millet İttifakı'nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi'nin adayı Muharrem İnce ve Ata İttifakı'nın adayı Sinan Oğan, Cumhurbaşkanlığı için rekabet içinde. Seçimlerde en çok öne çıkan ittifaklardan olan Cumhur ve Millet'in de seçimi kazanmaları durumunda ekonomiye ilişkin birtakım politika anlayışları ve vaatleri mevcut.

Cumhur İttifakı, ekonomide 2021 yılından bu yana sürdürülmekte olan "Türkiye Ekonomi Modeli'nin" devam ettirilmesini, düşük faiz/yüksek kur politikası ile ihracatta rekabetçilik ve yüksek ekonomik büyüme yakalanmasını vaat ediyor.

Millet İttifakı ise sürdürülen genişlemeci politikaların tam aksine, ortodoks para politikalarına dönüş ile yüksek faiz/düşük kur politikası uygulanması ve bunun sonucunda yüksek alım gücü, düşük enflasyon ve sürdürülebilir bir yatırım ortamı oluşturulması vaadinde bulunuyor.

Vaat edilen politikaların uygulanması durumunda Türkiye ekonomisinin ne yönde ilerleyebileceği ise büyük merak konusu. Biz de bu yazımızda siz okurlarımızın merakını giderebilmek için mevzubahis politikaların Türkiye ekonomisini ne yönde şekillendirebileceğine dair ekonomistlerin görüşlerine başvurduk.

Cumhur İttifakı kazanırsa; aynı politika devam eder mi?

Aposto'ya konuşan Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan, Cumhur İttifakı'nın seçimlerden galip çıkması durumunda mevcut parasal genişlemeci ekonomik modeli devam ettirmeye çalışacağını düşündüğünü söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Genişleyici politikalar demeti olarak gördüğümüz şey; her ne pahasına olursa olsun büyüme, her ne pahasına olursa olsun kredi genişlemesi, her ne pahasına olursa olsun yüzlerce kez mevzuat değişiminden geçen bir rejim. Dolayısıyla ben 14 Mayıs seçimlerinden sonra Cumhur İttifakı'nın ekonomi idaresinin ekonomide herhangi bir programı değil, günü geçirmeye, günü kurtarmaya yönelik mevcut sistemi devam ettirmeye çalışacağını fakat bunun iktisadi açıdan mümkün olmadığını düşünüyorum."

Yeldan, Cumhur İttifakı’nın mevcut Türkiye Ekonomi Modeli’ni değiştirmesinin “3-4 senedir neredeydiniz?” eleştirisini getireceğini ve bu yüzden model değiştirmenin siyaseten mümkün olmadığını, fakat modeli sürdürülebilir de bulmadığını ifade etti.

“Ben Cumhur İttifakı’nın haziran - temmuz ayına ilişkin bir ekonomik programının olmadığını, olsa bile bunun yürütülemeyeceği görüşündeyim. Öyle zannediyorum ki Mehmet Şimşek gibi bir ismi de bu yüzden bir türlü entegre edemediler.”

Yeldan Millet İttifakı’nı ise seçimlerden galip çıkıp, ekonomi idaresini ele almaları durumunda spekülatif sıcak para girişlerine karşı dikkatli olunması konusunda uyararak “Enflasyona, reel döviz kurunun içindeki aşırı dalgalanmalara karşı finansal işlem vergisi, sıcak paraya yönelik zorunlu karşılıklar gibi şeffaf, denetlenebilir piyasa aletleri yoluyla döviz kurunu istikrara kavuşturacak, risk primini aşağı indirecek bir mekanizmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu. 

Türk lirasını birden bire aşırı değerli hâle getirecek ama bunun bedeli olarak da cari işlemler açığını yükseltecek sıcak paraya dayalı finansmanın caydırılması gerektiğini söyleyen Yeldan, Türkiye’ye gelecek yatırımların sabit sermaye yatırımı şeklinde olmasını özendirmek gerektiğini ifade etti:

“Acı ilaçlar 15 Mayıs sonrasında alınabilir, sıcak para girişlerine belki bir müddet tolere edilebilir. Ama yaz ayları içinde Türkiye’nin spekülatif sermaye girişlerini vergilendirme, zorunlu karşılık oranları gibi araçlarla caydırması gerekiyor.”

"Yapılması gerekenler farklılaşmıyor"

Görüş aldığımız İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Birdal, ittifakların vaatlerinden ziyade yapabilecekleri üzerinden konuşmak gerektiğini, iki ittifak için de yapılması gerekenlerin çok farklılaşmadığını söyledi. Birdal, Cumhur İttifakı’nın mevcut ekonomik modeli sürdürme konusunda ise ısrarcı olmayacağı görüşünde:

“Bence her iki ittifak açısıdan da yapılması gerekenler çok fazla farklılaşmıyor. Her ikisinin de düşük faiz politikasını hızla terk etmesi gerekiyor. Aksi hâlde şu anda uygulanan kur sistemi özellike dış ticaret açısından çok büyük kayıp ortaya çıkartıyor. Dolayısıyla bu ikili kur sisteminin sona erdirilmesi ve nihayetinde kurda istikrarın sağlanması bir öncelik gibi görünüyor." 

"Bu noktadan sonra hem Türk lirasını destekleyecek hem de enflasyonu dizginleyecek önlemlerin alınması zorunlu gibi görünüyor." ifadelerini kullanan Birdal, Cumhur İttifakı'nın şu anki politikalarında uzun süre ısrarcı olmayacağını düşündüğünü, sıkılaşmanın her iki ittifak için de gerekli olduğunu belirterek "Ama faiz oranının manşet enflasyonun üzerine çıkarmaktan ziyade beklenen enflasyon düzeyinin üzerine çıkarmak gibi bir hedef izlenecektir." dedi.

Birdal, "İktisadın en temel kurallarından bir tanesi; bu kadar yüksek cari açığı sürdürebilmeniz için dışarıdan süreklilik taşıyan bir sermaye girişinin yaşanması lazım. Siz bunu ‘dost’ ülkeler denilen ülkelerle sağladığınız kaynak girişleriyle sürdürmeye çalışıyorsunuz. Dolayısıyla bu devamlılık oluşturacak bir durum değil. Ana problem de burada zaten. Bu yüzden seçim sonrasında bu politikalardan geri adım atılacağını düşünüyorum.” dedi. 

Birdal, Millet İttifakı tarafındaysa Cumhur İttifakı’na kıyasla yapısal değişim konusunda daha net söylemler olduğunu ve bu konuda somut vaatlerde bulunuluyor olmasının umut verici olduğunu ifade etti: 

“Millet İttifakı tarafında daha yapısal bir söylem var. Ekonomi bölgeleri oluşturulması, ekonomi bölgelerine farklı teşvik politikaları uygulanması, özellikle hayvancılık, gıda güvenliği gibi konularda öncelikli bölgeler tespit edilmesi gibi. Bence çok önemli bir soruna işaret ediyor çünkü uzun vadede Türkiye’nin hem gıda hem de enerji açığı, cari açık problemini yapısal hale getiren temel unsurlar. Bunlarla mücadele açısından önemli adımlar vaat ediliyor." 

Ortodoks politikalara dönüş

Görüş aldığımız İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gökhan Karabulut ise Cumhur İttifakı’nın seçimi kazanması durumunda hâlihazırda sürdürülen Türkiye Ekonomi Modeli’nin devam ettirileceği görüşünde. Karabulut, modelin devam ettirilmesi durumunda ekonomide yaşanabileceklere ilişkin tahminlerini ise şu şekilde ifade etti:

“Şu anki yönetimin devam etmesi ve mevcut politikaları devam ettirmesi durumunda dövizi baskıladıkları için dış ticaret açığı artmaya devam edecektir ama en önemlisi enflasyon düzenli artış trendinde olacaktır. Belirli bir noktada döviz kıtlığı, döviz kontrolleri ve ardından ülkenin borçlarını ödeyememesi gibi risklerle de karşı karşıya kalınabilir.”

Karabulut, seçimleri Millet İttifakı’nın kazanması durumundaysa ortodoks politikalara geri dönüşün vaat edildiğini ve bunun enflasyonla mücadelenin bilinen en net yöntemi olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Beyan edilen net olarak ortodoks politikalara geri dönüş. Bu politikalar enflasyonun bugüne kadarki denenmiş ve bilinen en net çaresi. Ortodoks politikalar dediğimiz; faiz aracını kullanıp M2 para arzını kısmak, bütçe açığını kapatmaya yönelik tasarruflar yapmak, ücreti baskılamak ve bu yöntemlerle talebi baskılayarak enflasyonu düşürmek.”

Karabulut bunun gayet uygulanabilir bir politika olduğunu fakat enflasyonun düşüşüne kadar geçecek olan sürenin halk için acı reçete anlamına geleceğini ve bu süreçte firma iflasları gibi birtakım sıkıntılarla karşılaşılabileceğini söyledi. Karabulut, yaklaşık 4 yıllık bir sürecin sonunda hem büyümenin olduğu hem de enflasyonun düştüğü bir ekonomiye dönülmesinin mümkün olduğunu söyledi. 

"Ticaret açıkları, ekonomiye sıkıntı yaşatabilir"

Görüş aldığımız bir diğer ekonomist olan Yalova Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Baki Demirel, ticaret açıklarıyla genişleyen cari açığın Türkiye ekonomisine kısa vadede sıkıntı yaşatabilecek bir durum olduğunu, şimdilik bu açıkların TCMB rezervleri ile finanse edilebildiğini; fakat artan ticaret açıklarının seçim sonrası hükümeti kimin kurduğu farketmeksizin baş ağrıtacak bir mesele olduğunu söyledi. 

Demirel, seçimleri Cumhur İttifakı’nın kazanması durumunda kur artışına izin verilip mevcut ticaret politikalarının devam ettirilebileceğini ya da düşük faiz politikasından vazgeçilip politika faizinin artırılabileceğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Her koşulda önümüzdeki dönem daha yüksek kur, işsizlik ve yoksulluk artışı kaçınılmaz olarak durmaktadır. Hükümetin ücret baskısı devam ederken, mevcut makro ihtiyati sıkışıklığı sürdürmesi ekonomik yavaşlamayı ve daralmayı tetikleyici bir başka unsur olacaktır diyebilirim.”

Demirel, kazanan tarafın Millet İttifakı olması durumundaysa yabancı sermaye girişine dayalı bir strateji benimseneceğini düşündüğünü söyledi. Sermaye kontrolleri ve KKM ile örtük sürünen parite/sabit kur sisteminin terk edileceğini söyleyen Demirel, bu yolla yabancı sermaye çekmenin önünde engeller bulunduğundan bahsederek şu ifadeleri kullandı:

“Bu sayede yabancı sermaye çekebileceklerini ve bir büyüme hikâyesi yaratabileceklerini düşünmekteler. Ancak kanımca yanılıyorlar. Çünkü faiz ve işsizlik artışına dayalı bu program kısa vadede talebi öldürücü ve yoksulluğu artırıcı biçimde etki edecektir.”

Demirel bunun gerçekleşmemesi için iki sebep sıralayarak; bunlardan ilkinin yoksullaşan bir ekonomiye yabancı yatırımcı çekmenin zor olması, ikincisinin ise küresel bankacılık sisteminin, küresel likidite sorunu yaratarak yabancı yatırımcıyı güvenli liman arayışına itmesi olduğunu ifade etti.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🗞️ “Seçim seçimdir”

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bakan Soylu'nun "siyasi darbe girişimi" sözlerine ilişkin "Seçim seçimdir" dedi. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu mitinglerini sürdürdü. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, Hollanda'da ICC'yi ziyaret etti.

05 May 2023

MG Türkiye ile birlikte
Fotoğraf: Bloomberg/ Wall Street Journal

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta