Kaçak ‘medrese’de ölüm


Lensmarket.com ’da kampanya alarmı: Hediyeniz Bizden Tüm siparişlerinizde hediyeniz Lensmarket.com'dan Yirmi yılı aşkın süredir kaliteli ve orijinallik garantili lensleri uygun fiyatlarla lens kullanıcılarının beğenisine sunan Lensmarket.com , diğer kampanyalarına ek olarak tüm alışverişlerde geçerli Hediyeniz Bizden kampanyasıyla lens kullanıcılarını mutlu etmeye devam ediyor. Nedir? Kontakt lens kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılayacak tüm lens ve solüsyonları stoktan hızlı kargo özelliği ile Türkiye’nin dört bir yanına hızla ulaştıran Lensmarket.com , kendi sektörünün hem öncüsü hem lideri konumunda yer alıyor. Hediyeniz Lensmarket.com ’dan: Ücretsiz kargo, indirimli solüsyon ve vade farksız 5 taksit gibi çeşitli kampanyalarla lens kullanıcılarının düzenli olarak kullandığı ürünlere daha kolay ve uygun fiyatlı olarak ulaşmasını sağlayan Lensmarket.com , bu kampanyalarla birlikte geçerli olan Hediyeniz Bizden kampanyasıyla tüm alışverişlerde 60 ml seyahat boy lens solüsyonu* hediyesi sunuyor. Size en uygun kontakt lensi veya göz ürünlerini Lensmarket.com ’dan bulmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. *Kampanya stoklarla sınırlıdır.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Ailesi Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde yaşayan 12 yaşındaki A.D., Eyyubiye ilçesinin Beşat köyünde, kaçak bir ‘medrese’de, akranı 19 çocukla beraber yatılı olarak kalıyordu. A.D., 13 Haziran günü medreseden çıkmasının ardından kayboldu. Bir gün sonra çocuğun cansız bedeni medresenin yanındaki ahırda asılı hâlde bulundu.
Çocuğun cansız bedenini köydeki çocuklar buldu. A.D.'nin cansız bedenini amcası da ahırda gördü. Sekiz kardeşin en küçüğü olan A.D.'nin cansız bedeni geçtiğimiz gün ailesinin yaşadığı Ceylanpınar’da Asri Mezarlıkta toprağa verildi. A.D.'nin ölümüne ilişkin Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.
Geçtiğimiz yıl Elazığ’daki Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Enes Kara, kaldığı Nur cemaatine bağlı bir evde intihar etmişti. Kara'nın intiharının ardından cemaat ve tarikat yurtlarının, kaçak kurslarının ve medreselerinin varlığı tartışma yaratmıştı.
A.D.'nin ölümünün ardından da aynı tartışmalar gündeme geldi. Çocuğun ailesinin zoruyla kaçak medreseye gönderildiği iddiaları tartışmaları güçlendirdi. Çocuğun ölümü "şüpheli ölüm" olarak kayıtlara geçti.
Neler söylendi, neler yaşandı?
A.D.'nin ailesinin Menzil Tarikatı üyesi olduğu, çocuğu da bu tarikata bağlı Semerkand Vakfı'na ait kaçak medreseye zorla gönderildiği iddia edildi. A.D.'nin dinî eğitim veren kursa gitmek istememesine rağmen ailesinin zorlamasıyla 1 yıldır eğitim gördüğü, bu süreçte 2 kez kaçtığı ve eve döndüğü; ancak ailesi tarafından yeniden kursa geri götürüldüğü ileri sürüldü.
12 yaşındaki çocuğun ölümünün ardından başlatılan soruşturma kapsamında söz konusu medrese kapatıldı. 2018 yılından bu yana açık olan medresenin Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olmadığı da ortaya çıktı. Ayrıca kursta öğrencilerden sorumlu, Diyanet'e bağlı olmayan imam A.P. de gözaltına alındı.
Gözaltındaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen A.P., savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. A.P. ifadesinde A.D.'nin olay günü de okula gitmediğini belirterek, "Olay günü kursun kamera kayıtlarının incelediklerinde A.D. sabah namazını kıldıktan sonra 05.18’de dışarı çıkıyor. O anlar kamera kayıtlarında mevcuttur. O gün okula da gitmemiş bunun üzerine aileye haber verdik. Başka bir sıkıntısı yoktu" dedi.
Bununla birlikte, 12 yaşındaki A.D.'nin ön otopsi raporu da ortaya çıktı. Raporda, 14 Haziran günü yapılan otopsinin yaklaşık 2 saat sürdüğü görüldü. Otopsi raporunda, A.D.'nin sol kolunun dış kısmında 2 adet birbirine paralel sıyrıklar, sol kol üstte ise yara izi ve ensesinin sağında sıyrık olduğu belirtildi. Raporda çocuğun boyun bölgesinde de ası vasıtası ile oluşan bir izin bulunduğu belirtildi. Adli tıp uzmanları, raporda A.D.'nin kesin ölüm nedenine ilişkin başka incelemeler isteyerek şunları belirtti:
"Kişinin kesin ölüm sebebinin belirlenebilmesi için alınan örneklerde Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Grup Başkanlığı’nda yapılacak histopatolojik (organ, doku ve hücrelerde oluşan değişikliklerin çeşitli yöntemler kullanılarak mikroskopta incelenmesi) ve toksikolojik (zehirli maddeler ve zehirlenmelerle ilgili uzmanlık) incelemeler sonucu düzenlenecek raporların adli tahkikat dosyası ile birlikte tarafımıza gönderilmesinin uygun olduğu kanaatindeyim."
Aile ne dedi?
10Haber’den Hazar Dost’a konuşan A.D.'nin babası Abdullah D., acılı olduklarını belirtirken "Konuşulacak bir şey yok. Taziyemiz var. Bizi arayıp rahatsız etmeyin" dedi. Şikayetçi olmayacaklarını söyleyen Abdullah D., "Yapılacak bir şey yok" ifadelerini kullandı.
BBC Türkçe’nin telefonla görüştüğü çocuğun amcası Abdülhadi D., yeğeninin hayat dolu bir çocuk olduğunu ifade ederek intihar ettiğine güvenlik kameralarının kayıtlarını izledikten sonra ikna olduğunu belirtti. Abdülhadi D., "Kamera kayıtlarını görmeseydim, bu kadar hayat dolu bir çocuğun intihar etmiş olacağına ben de ihtimal vermezdim ama sabah namazını kılmış, dişini fırçalayıp çıkmış, doğrudan ahıra gitmiş ve bir daha çıkmamış" diye konuştu.
Tüm iddiaları reddeden Abdülhadi D., 12 yaşındaki çocuğun kaçtığı iddialarına "Babası öyle bir insan değil, mütedeyyin ve diğer çocuklarını çok seviyor, onları medreseye dinî eğitime gönderdi. Yeğenim iki buçuk yıldır medresede, daha önce Ceylanpınar’daydı ama oradaki yıkılınca, bu köydeki imam akraba diye babası onu oraya gönderdi. Yeğenim eğer baskıyla gitseydi, zorla olsa bir gün olur, bir hafta olur, iki buçuk yıl zorla nasıl olur, nasıl hafız olur zorla?" ifadeleriyle cevap verdi.
Abdülhadi D. ayrıca ailenin Menzil tarikatı müridi olduğu, köydeki bu medresenin de aynı tarikat tarafından kurulduğu iddialarının da doğru olmadığını savundu.
Mezopotamya Haber Ajansı, kaçak medresenin 29 Eylül 2018 tarihinde açılışının yapıldığını, açılışına Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci’nin ve eski AK Parti Şanlıurfa Milletvekilli Halil Özcan katıldığını yazdı. Açılışta, söz konusu medresenin "medrese, Kuran kursu, taziye evi ve çok amaçlı salon" olarak tanıtıldığı belirtildi. Yapının daha sonra Menzil tarikatına devredildiği belirtildi.
İlk değildi
Henüz geçtiğimiz yıl Ocak ayında, Türkiye aynı konuyu 20 yaşındaki Enes Kara'nın ölümüyle tartışmıştı. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes, Elazığ'da ailesinin baskısıyla Nur cemaatine bağlı bir yurtta kalıyordu. Enes ölümünden kısa süre önce çektiği videoda, bu yurtta baskı gördüğünü anlatıyordu.
"Herkes doktorluktan kaçıyor, çünkü mobbing var, uzun süreli nöbetler var, hastadan şiddet görme ihtimali var, köle gibi çalışıyorsunuz, ben böyle bir gelecek istemiyorum... Bulunduğum cemaat yurdunda namaz kılma ve cemaatin dersine katılmak zorunlu, verdikleri kitapları okumak zorunlu, kendim müslüman değilim, ailem bilmiyor, buradan ayrılmak istediğimi söylediğimde hayır cevabını aldım. Şu an cemaat yurdunda kalıyorum. Hiç kalmak istemememe ve bunu aileme defalarca söylemiş olmama rağmen. Defalarca söyledim ama beni burada kalmaya zorladılar...
Lise ve ortaokulda yine böyle medreselere sıkça geliyordum bazı tatillerde yatılı kalıyordum. O zamanlar da istemiyordum ama ailem zorluyordu ve haftada 1-2 gün geliyordum ya da yılda 1-2 hafta yatılı kalıyordum. Çok da zor değildi. Bir de en fazla üniversiteye kadar gelirim zaten diye düşünüyordum. Adam akıllı ders de çalışamıyorum. Çünkü psikolojik olarak yorgun oluyorum. Bu 2 sorunu ayrı ayrı düşününce aslında katlanılmayacak şeyler değil; ama bunları birleştirince tüm yaşama sevincimi alıyor, özgür hissetmiyorum kendimi 24 saatten kendime ayırabildiğim 3 saat falan."
Enes bu videoyu çekmesinin ardından intihar etti. Babası ise oğlunun ölümünün ardından yaptığı açıklamada 25 yıldır Nur Cemaati'nin içinde olduğunu belirterek "Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer. Talebelerin kaldığı yer. Orada kalmasını tavsiye ettim. Devlet yurdunda başvuru yapmadık. Durumumuz iyi. Manevi olarak ahiretine faydası olsun istedim. Ben 25 yıldır Risale-i Nur okuyorum. Bir zararını görmedim. Ben bu cemaatin 25 yıldır içindeyim. Kaldığı yerde hiçbir sorun yoktu. Sürekli arkadaşlarıyla iletişim hâlindeydik. Birkaç ay kalır sonra alışır dedim. Biz kimseden şikayetçi değiliz. Olaydan sonra durumunu daha iyi anladık" diye konuştu.
Son olacak mı?
Bu sorunun cevabı hükümetin konuya ilişkin alacağı tavıra göre şekilleniyor. Günümüzde tarikat ve cemaatlerin varlığı, ya da bunlara bağlı kurum ve kuruluşlar yasal zemin üzerinde yer almıyor. Tarikat ve cemaatler "dernek" ve "vakıf" adı altında varlığını sürdürürken bu gibi yapılar ise kaçak şekilde kuruluyor veya bu dernek ile vakıflara bağlı kurumlar olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Burada ise en büyük açığın, denetimsizlik olduğu ifade ediliyor. Bu gibi kuruluşların varlığı meşru olmadığı gibi denetimsizliği de asıl tehlikeyi yaratıyor. Peki hükümetin bu yapıları engellemeye yönelik bir planı var mı?
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan "Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)" projesi üzerinden değerlendirirsek; hayır yok. Bu projede "manevi danışman" olarak görevlendirilen imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kuran kursu hocaları, MEB okullarındaki öğrencilere "değerler eğitimi" veriyor.
2021 yılında imzalanan ÇEDES protokolünde yalnızca ortaokullar ve imam hatip okulları proje kapsamındayken, 2023 yılında imzalanan ek protokolde proje, erken yaştaki ilkokul öğrencileri dahil tüm öğrencileri kapsayacak şekilde genişletildi. Projenin okullarda ne kadar yaygınlaştığı henüz bilinmiyor; ancak Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, din görevlilerinin okullarda ya da okul dışı etkinliklerde değerler eğitimi vermesinin son derece tehlikeli olduğunu söylüyor. Özbay, hâlâ atama bekleyen 1 milyona yakın öğretmen olduğunu da hatırlatıyor.
Gazeteci Mustafa Mert Bildircin, "Protokolün 9’uncu maddesi, cemaat örgütlenmelerinde karşımıza çıkan, 'Abi ve abla modelini' anımsatıyor. Maddeye göre, gönüllü öğrenciler, 'Proje uygulama mekanlarında' öğrencilere rol modellik yapabilecek. Yine bu mekanların nereler olduğu da belirtilmiyor" diyor.
Medreselerin 3 Mart 1924’te TBMM’den çıkan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu ile kaldırıldığını hatırlatmak gerekiyor; tabii eski Diyanet İşleri Başkanı'nın zamanında büyük tepki toplayan sözlerini de:
“Medreseler legal olmalı, bir kısmını Kuran kursu yaparak legalleştirdik.”
– Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türk-İş temsilcisi, asgari ücretin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanacağını belirterek pazarlığın Türk lirası üzerinden yapıldığını söyledi. Sağlık Bakanı Koca, kızamığa bağlı ölüm haberlerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
20 Haz 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





