Kadının yası: Ağıtlar politiktir

Kardeş Türküler'den Selda Öztürk'le deprem sonrası sanat ve yas üzerine söyleşi
Kadının yası: Ağıtlar politiktir

Yaşadığımız büyük felaketlerde en çok kadınlar etkileniyor. Yasını bir başka kadınla kolektif olarak paylaşmak, sanat pratiklerinde ortaya çıkıyor. Irkı, dili, inancı, mezhebi, kültürü, yas ritüelleri, ağıtları farklı olsa da kadının acıyı hissedişi aynı. Kardeş Türküler grubunun vokalist ve perküsyonistlerinden Selda Öztürk, "Kadınların gerçekleştirdiği kolektif yas ortamının pek çok anlamı vardı, kadın ortamı ve kadın pratiği olmasının dışında kaybın karşısında ölümü anlamaya çalışmak, ölümün sebeplerini ve yaşananları herkese duyurmak ve duyururken düşünmeye çağırmak... Bunun, kadınların ağıt vesilesiyle ürettiği politik bir tavır olduğunu düşünüyorum" diyor.

Sanatçı, eğitmen ve feminist Öztürk'le yas pratiği olarak "ağıt" üzerine söyleşi yaptık. Aynı zamanda Ritim Kolektifi’nin kurucusu olan Öztürk, atölyeleriyle birçok kadına dokunuyor, ritimleriyle herkesin ruhuna hitap ediyor.

6 Şubat'ta yaşanan Maraş merkezli depremlerin yıkıcı etkisiyle matem süreci yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Kolektif olarak travmalar yaşandı. Doktora tezinin ismi ‘Sesin Politikası ve Göçmen Kadınların Vokal İcraları: Rezonans Küresi’, savaşta ve büyük felaketler yaşamış kadınlarla atölyeler yaptın. Deneyimlediğin yas pratikleri nasıldı?

Öncelikle depremde sevdiklerini kaybeden herkesin başı sağ olsun, sabırlar diliyorum. Benim alan araştırmam vesilesiyle karşılaştığım yas ritüelleri, 2011’den sonra Suriye ve Irak’taki iç çatışma ve savaş sebebiyle yaşanan kayıplarla ilgiliydi.

Kadınlar ağıtlarında çocukları, eşleri ve yakın akrabalarını kaybetmenin acısını, orada kurdukları ve kaybettikleri yaşamlarına olan özlemlerini ve burada kurmaya çalıştıkları yeni yaşamın zorluklarını anlattılar. Görüşmelerimizin hepsinde bir yas atmosferi oluşuyordu, çünkü kadınlar savaşın yaşamı yok ettiğine tanıklık etmiş, her türlü haksızlığı ve zulmü görmüşlerdi.

2015 yılında Diyarbakır’da bulunan Ezidilerin yaşadığı Fidanlık Kampı’nı ziyaret ettiğimde, Irak’ın Şengal bölgesinden gelen Bazin isimli ağıtçı bir kadınla tanıştım. Bazin Anne kamptaki kadınları topladı ve bir ağacın altında onun etrafında toplaştık. Anne ağıtını IŞİD tarafından kaçırılan, öldürülen, tecavüz edilen, Rakka ve Musul gibi şehirlerde köle olarak satılan, zorla evlendirilen kız çocukları ve Ezidi kadınlar için söyledi. Kadınların gerçekleştirdiği bu kolektif yas ortamının pek çok anlamı vardı bana göre; kadın ortamı ve kadın pratiği olmasının dışında kaybın karşısında ölümü anlamaya çalışmak, ölümün sebeplerini ve yaşananları herkese duyurmak ve duyururken düşünmeye çağırmak... Bunun, kadınların ağıt vesilesiyle ürettiği politik bir tavır olduğunu düşünüyorum.

Kadınların yaşamış olduğu bu büyük felaketler çok üzücü. Ağıtların geçmişine baktığımızda tarihsel olarak çok eski dönemlere dayanan, kadınlarla özdeşen bir durumu da bulunmakta. Erkek ağıtçı nadir olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun sebebi sence ne olabilir?

Holst-Warhaft’a atıfla cevap vereyim bu soruya. Holst-Warhaft, kadınların ölüm ile yaşam arasındaki sınırda konumlandıklarını, ölüm ile iletişim kurdukları o anlarda toplumdan çekiliyor olmalarından gelen bir liminal pozisyon edindiklerini söylüyor. Bu sayede kadınlar, normal yaşantılarında kendilerine sağlanmayan bir ifade etme ehliyeti elde ediyor. Ölümün ve ağıt yakmanın kendilerine açtığı bu alanda, daha önce dile gelemeyen, düşünülemez olan şeyleri düşünülür hâle getirip ifade ediyorlar. Diğer bir ifadeyle, kadınlar gözyaşlarını fikre yönelterek bu ilişkisellikten edindikleri deneyimleri bir sanat formuna dönüştürüyorlar.

Ağıtların kültürel farklılıkları var mı? Toplumlara göre çeşitlendirebilir miyiz? Deneyimlerinden bahsetmek ister misin?

Elbette kültürel farklılar içerisinde ifade ediliyor ağıtlar. Bununla birlikte birçok kültürde ağıt esnasında ağlamak ve ağlama ile ilişkili seslerin çıkarılması gibi ortak olan pek çok yön de bulunuyor. Ayrıca bedenin kullanımı oldukça önemli, hissedilen acının dışa vurumu olarak örneğin kendini dövmek, saçını yolmak gibi bedenleşmiş pratikler var birçok kültürde. Ağıtın adeta beden aracılığıyla görselleştiğini görüyoruz. Ağıt esnasında kullanılan ağlama sesleri, beden ve jestler sayesinde oldukça etkileyici ve güçlü bir ifade açığa çıkıyor.

Ağıtlardan yola çıkarak ninnilere değinmek istiyorum. Ninnileri aslında anneler çocuklarına uyusun, yaramazlık yapmasın diye söylüyor. Fakat görüyoruz ki ağıt gibi ana temanın ölüm. Bunun hakkında düşüncelerini paylaşabilir misin?

Ninniler de ağıtlar gibi kadın kültürünün bir ürünü. Ninni dediğimizde benzer şekilde kadının kendisini özgür hissettiği ve çocuğuyla baş başa dertleştiği anları ve ezgileri hatırlıyoruz. Ninnilerin dediğin gibi çocuğu uyutmak gibi temel bir işlevi var. Bunun yanı sıra bazı ninnilerin gerek ezgi yapısı gerekse içeriğini, anlatılanları düşündüğümüzde, ninninin ağıt ile iç içe geçen bir müzik formu olduğunu görüyoruz. Bu sebeple, bizim yaşadığımız coğrafya gibi savaşların, göçlerin, ayrılıkların ve acıların çok yaşandığı kültürlerin ninnileri ağıtlara benziyor.

Ninniler üzerine sevgili Melisa Bilal’in çalışmalarına bakılabilir. Bilal, ninnilerin son yüzyıl içinde Ermeni müziği konser repertuvarının vazgeçilmez parçası hâline geldiğini, sahnedeki modern Ermeni kadınlığın temsiline aracılık ederken bir yandan da Ermeni halkının ve cemaatinin bir aile olarak hissedilmesinin duyusal malzemesini oluşturduğunu söylüyor.

Acının rengi aynı fakat ağıt ve ninnilerdeki tınıların farklı olduğunu duyuyoruz. Seni derinden etkileyen ağıt ya da ninnileri bizimle paylaşabilir misin?

Farklı dillerde birkaç ninni önerebilirim: Arapça, Yahudice, Ermenice ve Soranice (Kürtçe).

Geçtiğimiz süreçten dolayı hüzünlü fakat keyifli sohbet oldu. Deneyimlerin ve paylaşımların için teşekkür ederim. Bildiğim kadarıyla 18-22 Ağustos’ta Müzik Köyü’nde Arhavi’nde Farklı Dillerde Vokal Atölyesi olacak, biraz bahseder misin?

Evet, ağustos ayında Arhavi’de olacak Müzik Köyü etkinliklerinde ritim ve vokal atölyesi yaptıracağım. Vokal atölyesini farklı dillerdeki ve farklı müzikal formlardaki repertuvar üzerinden kurguluyorum. Kadınların müziğinden örneklere özel olarak yer veriyorum. Ritim atölyesinde ise hem teknik çalışma bölümü olacak hem de farklı kültürlerin ritim geleneğinden örnekleri çalışacağız. Her iki atölyede de farklı kültürlerin ses, ritim ve duygu dünyasına doğru yolculuk yapacağız, merak eden herkesi bekleriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Kolektif Yastan Özgür Anlatılara, Kadınların Sanatı

Fotoğraf, belgesel ve müziğin içinden kadınlarla kısa kısa

14 Haz 2023

Kolektif Yastan Özgür Anlatılara, Kadınların Sanatı

YAZARLAR

Emine Gündüz

Yazar @ Uçan Süpürge

Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.

İLGİLİ OKUMALAR