Kadrajda Tüketmeden Üreten Kadınlar

Yıllar önce Ankara’dan Antalya’nın İbradı İlçesi'ne bağlı Ürünlü köyüne yerleşen belgesel ve fotoğraf sanatçısı Nurhayat Varol, "Başka bir dünya mümkün" diyerek kendi yolculuğunu başlattı. Varol, "Burada benim için tüketmeden kendine yeten bir yaşamın yolu açılmış oldu. Düşüncemle yaşamım çelişmedi. Kendi içsel huzurumu buldum” dedi.
Fotoğraflarında kadınların sorunlarına, yaşamlarına yer veren Varol, Gölgemdeki tutsaklığım isimli ilk kişisel fotoğraf sergisinde kadına yönelik şiddeti işledi. Kübra Toroslar'da bir şakayık isimli belgesel filminde ise 83 yıllık koca çınar Kübra Teyze'nin hayatına dokundu. Ardından Uzunbeyli köyüne giden Varol, burada Uzunbeyli'de doğdu bu güneşin çocukları isimli ikinci kişisel sergi çalışmasını yaptı. Kendisi de bilgi işlemci olan Varol, üçüncü kişisel sergisini kabloların insan yaşamına etkisini anlattığı Bir tuş bir dokunuş isimli çalışmayla açtı. İbradı'ya bağlı Ürünlü köyünde yaşadığı evinin ahırını sergi salonuna çeviren Varol şimdilerde bu çalışmalarını burada sergilediğini ve herkese açık olduğunu belirtiyor.

Bir tuş bir dokunuş
ODTÜ Matematik mezunu, belgesel ve fotoğraf sanatçısı Nurhayat Varol ile hayatını, mesleğini ve Ankara’dan Antalya’nın Ürünlü köyüne taşınıp bir köy evinde yaşamaya başlama hikâyesini konuştuk. Varol, köy hayatına geçiş sürecini şu ifadelerle özetledi:
“Şehir ve iş yaşamında her zaman doğayı tercih ettim. İş yaşamım ile birlikte şehirde yaşamak bana ters gelmeye başladı. Kendi dinamiğimi ve yaratıcılığımı kaybediyordum. Yaşamak istediğim hayat bu değildi. Köye gelirken daha çok başka bir dünya mümkün anlayışıyla geldim. Bende daha çok kendi düşünceme ters gelen bir yaşamın dışına nasıl çıkarım çabası vardı. Bir gün Ürünlü köyünden ODTÜ rektörlüğüne bir dilekçe gelmişti. Dilekçede; 'köyümüz düğmeli evleri özel mimariye sahip ve evler yıkılmak üzere, bize yardımcı olun' yazıyordu. Anadolu kültürünü benimseyen bir öğretim üyemiz köye gitmeye karar verdi. 2006 yılında ķöyde çalıştay yapıldı. Çalıştaya ben de gittim. Dağları ve köyü gördüğümde yaşamak istediğim yerin burası olduğuna karar verdim. Dağ köyünün, doğanın, dağların beni çekmesi, dağların bana coşku vermesi, ayrıca kurmak istediğim yaşamı kolaylaştıracaktı. O yüzden Ürünlü köyünü gördüğümde kendime çok yakın buldum. İşimden istifa ettikten sonra bilgi işlemden emekli olup 2007 yılında Ürünlü’den bir köy evi aldım ve böylelikle de kendi yolculuğumu başlatmış oldum. Benim için tüketmeden kendine yeten bir yaşamın yolu açılmış oldu. Düşüncemle yaşamım çelişmedi. Kendi içsel huzurumu buldum. Dinamik, üretken, yaratıcı bir yaşam çizgim oluştu.”
Varol, hayatında büyük öneme sahip fotoğrafa başlama hikâyesini, “İş yaşamımda gerçekten bana çok ters bir hayatın içindeydim. Öğrencilik yaşamım, kurmak istediğim dünya bambaşka bir şeydi. Bilgi işlem projeleri gece gündüz çalışmayı gerektiren yoğun tempolu bir alandı. O da benim ilerlememi engelledi ben de kendimi fotoğraf çekerek ifade etme yolunu buldum. Önceleri doğa gezilerinde fotoğraf çekmeye başladım sonrasında daha çok bir konu belirlediğim bir çalışma sürdürdüm. Ama öncesinde bir master yapar gibi görsel sanatlarda hem okudum hem seminerlere katıldım. Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) üyesi oldum ve yönetime katıldım. Yani Ankara'daki iş yaşamım boyunca hem teorik hem de pratik çalışmalarda her zaman aktif biri oldum” diyerek aktardı.
Belgeselden çok fotoğrafa daha yakın olduğunu söyleyen Varol, şunları söyledi:
“Şu anda Ürünlü’de çektiğim ‘Kübra Toroslar’da bir şakayık’ isiminde biten bir belgesel filmim var. Belgeselini çektiğim Kübra Teyze bana çok yakındı. Hem rehber, hem aile büyüğü hem arkadaş, hem de yoldaştı benim için. Çünkü Kübra teyzeyi kaybetmeden önce hemen hemen tüm dağların zirvesini birlikte yürüdük. Dağlarda bir keçi gibi, bir çocuk gibi zıplayıp gidiyordu. Onun aracılığıyla köyün çevresindeki dağların büyük çoğunluğunu dolaştık. Sadece yürüyüşe gitmiyorduk, hayvanlarını beslemek ve gütmek için de gidiyorduk. Kübra teyze yakın olduğu için iletişim ve çekim kolay oldu tabii ki. Ama kurgu, ses düzeni, filmin afişi, fragmanı, alt yazısı gibi hakikaten ekip gerektiren bir çalışma alanı film oluşturmak. Herkesi köye taşıyamazsınız, her zaman şehre gidemezsiniz. Fiziksel olarak da düşünsel olarak da zorlukları var. Çünkü kendi başıma kurdum o kendine yeten bir yaşamı. Onun için ekip kurmak, şehre gitmek, yeniden onlarla birlikte bir ortak kolektif bir çalışma alanı kurmak zorlaştı. O yüzden ne kadar sürdürebilirim belgesel film çalışmasını bilmiyorum."
Kübra Toroslar'da bir şakayık
Sonrasız Göç
"Şimdi çobanların yaşamını konu alan bir belgesel çektim, kurgu aşamasında. 7/24 çalışan, yazlı kışlı 4 mevsim dağda, yaylada, kulübede yaşayan, kendi sürüleri olan, bitmekte olan bir mesleğin tükenmesini, yok olmasını çektim. Hem kültürün yok olması, hem doğadaki yaşamın, hem de doğal beslenen hayvanların tükenmesi gibi ciddi sorunlar var. Onun için bu belgeseli bitirip bir panelle hem ilçemiz İbradı’da hem ilimiz Antalya'da hem de Türkiye'nin pek çok yerinde bunu yaygınlaştırarak paylaşmak istiyorum. ‘Sonrasız Göç’ ismini verdiğim çobanların yaşamını konu alan belgesel çalışmamı Ürünlü’de çektim. Çobanların yaşam alanları Ürünlü’ye yaklaşık 4 km uzaklıkta ama üç kez göç ettikleri için onların yaptığı her göçte bulundum.
Fotoğraf çekmeye devam edeceğini söyleyen Varol, "Pek çok kültürel yaşam kaynakları sokağa atılıyor. Mesela dokuma kilimlerin parçaları, kendi elleriyle ördükleri iplerin parçaları, sepetler gibi. Onların fotoğraflarını çektim. 'Tutunamayanlar' güzel bir çalışma oldu ama henüz arşivimde duruyor. Hem dağların kayaların etkileşimi hem de o kayaların dokusunun aslında kültürel bir şey de olduğunu göstermek istedim böyle bir çalışmam oldu. Şimdi bir yıldır da yine kabloların öne geçtiği, kültürün artık tükenmekte olduğunu vurgulayan telle dantel kabloyla da örgüler yapıyorum. Yine tellerin ve kabloların öne geçtiği kültürün teknolojiye teslim olduğu bir çalışma."

Sonrasız Göç
Doğal hayat içinde kendi kendine yeten kadınlar
Kadınların yaşadıklarını sanatla anlatan Varol, şunları söyledi:
"Kendine yetebilen olgunlukta doğada doğal yaşamı sürdürebilmek, hem ihtiyacın kadar tüketebilen bir yaşam, hem doğal, hem içten, hem üretken, hem de dinamik bir yaşam anlamına geliyor. 'Kübra Toroslar’da bir şakayık’ belgesel filmimdeki Kübra Teyze buna çok ciddi bir örnek gerçekten. Kübra Teyze köy yaşamının her alanında kendine yeten bir yaşam sürdürmüştü. Kübra Teyze 83 yaşındaydı çekimleri yaptığımda. Bir kadının tam da kendine yeten, her şeyi kotarabilen, tüketmeden kendi üretebilen, doğada doğal yaşamın tam da en iyi örneğiydi.
Varol köy hayatıyla ilgili şunları ekledi:
"Kurduğum yaşam değil de yaşam tarzının yani düşünsel anlamda, kendine yeten, dinamik, üretken bir yaşamın kolektifleştirilmesi, toplumsal olarak paylaşılması, başka bir toplumsal, ortak yaşam kurulması yönünde hep bir çabam var aslında. O yaşamı kurmak için geldim. Yani ortak alanda ortak yaşam desem buna daha yerinde olur. Bir arazi üzerinde benim düşünceme sahip başka insanların da yer alabileceği, o arazide benim kurduğum yaşama benzer yaşamların kurulması ve bu düşüncelere sahip insanların üretken bir yaşam sürdürmesi önemli. Hem sanatsal yönden hem de kolektif yaşam benim düşüncem ve yaşamımı daha geniş kitleler tarafından sahiplenip kurulmasını büyük bir istekle, arzuyla hayata geçirilmesini isterim. Çünkü günümüz toplumunda kirlilik çok fazla ve şimdi iyice fazlalaştı. O yüzden birbirini kucaklayan, birbirini seven birkaç topluluğun kurulması gerekiyor."

Kübra Toroslar'da bir şakayık
"Kadın olarak isteyip de yapamayacağımız hiçbir şey yok. Her zaman düşüncemi savundum ve o doğrultuda yaşamak istedim. Yani istedikten sonra o yollar oluşuyor" diyen Varol, fotoğrafçı olmak isteyenlere ise, "Günümüzde sokakta şiddet gören bir kadını görünce çekmek, aniden toplumsal hareketlenmeyi çekmek gibi özel durumların dışında artık rastgele çekim yapmak cep telefonuyla birlikte hepimizin herkesin yapacağı bir şey. Saygı duyuyorum tabii ki hepimiz yapalım ama fotoğrafçı olma yolunu seçen birisi için bir konu bütünlüğü içinde, bir ifade biçimi şeklinde görsel oluşturmak daha iyi düşüncelerini ifade eder diye düşünüyorum. Bu belgesel olabilir, kavramsal olabilir, soyut olabilir, tabii ki kişinin kendi tercihi ama bir konu bütünlüğünde ifade biçimi, görsele dönüştürme biçimi önemli diye düşünüyorum" dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Fotoğraf, belgesel ve müziğin içinden kadınlarla kısa kısa
14 Haz 2023

YAZARLAR

Fadime Yiğit
Yazar @ Yerel Kadın Muhabirler Ağı

Yerel Kadın Muhabirler Ağı
Uçan Süpürge'nın Muhabirler Ağı, toplumsal cinsiyet eşitliğini ana odağa alarak kadınların sesinden haberlere ulaştırır.
İLGİLİ OKUMALAR



