Kanal İstanbul imar planı onaylandı, peki şimdi ne olacak?

Son bir kaç gün içerisinde Kanal istanbul projesinde önemli gelişmeler yaşandı.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kanal İstanbul Projesi için imar planlarının onaylanıp askıya çıkarıldığını duyurdu. Kurum, vatandaşlar, belediyeler ve kamu kuruluşlarından gelen talepler doğrultusunda yapılan itirazların dinlendiğini belirtti.
Kurum, askıya çıkarılan bu projeler için de gelen itirazların dinleneceğini ve hızlı adımlar ile Kanal İstanbul’un İstanbul’a kazandırılacağını açıkladı.

Projelerde yapılan değişiklikler üzerinden gidersek, vatandaşların daha fazla konut alanı istediği gibi bir sonuç çıkıyor. Zira projede, istihdam getireceği iddia edilen teknoloji geliştirme bölgesi ve kongre alanlarının yerine konut alanlarının eklendiği görülüyor.
Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyonu Sekreteri Cevahir Akçelik, Yeşil Gazete’ye yaptığı değerlendirmede söz konusu revizyonların vatandaşların itirazı ile alakası olmadığına dikkat çekiyor.
Akçelik, kendilerinin projenin en başından beridir emlak üzerinden ranta yönelik bir proje olduğunu söylediklerini ve bu son değişiklik ile bu görüşlerinin daha da güçlendiğini belirtiyor.

Vatandaşların asıl itirazının, şehrin kuzeye doğru genişlemesine yönelik olduğunu hatırlatan Akçelik, insanların projenin ormanlık alanları ve su varlıklarını yok etmesine, deprem açısından oluşturacağı risklere, İstanbul’a yeni bir nüfus yükü oluşturmasına karşı çıktığını belirtti.
Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Medet Güney de, Kanal İstanbul’daki asıl sorunun "su" olduğuna dikkat çekiyor.
Güney, Avrupa Yakası’nın önemli içme suyu havzası Sazlıdere Barajı’nın tamamının kanal içinde kalacağını, Terkos‘un ise ÇED raporuna göre bir kısmının kanal içinde kalacağını ancak zamanla buranın da kanala karışacağını belirtti.
Bu kaynaklar yerine 200 km öteden Düzce’deki Melen Çayı’ndan İstanbul’a su getirilmesi planlanıyor. Böyle bir durumda suyun maliyetinin artacak ve bu faturayı yine halk ödeyecek.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da projenin en az 110 milyar dolarlık ve yine bunu halkın ödeyeceği bir faturaya sahip olduğunu sürekli hatırlatmakta.
Hükümet genelinden gelen, İstanbul Boğazı’ndaki trafiğin arttığı ve bunun tehlike yarattığı konusundaki açıklamalar ise gerçeği yansıtmamakta. Son 12 yılda boğaz trafiği %27 oranında azalmış durumda ve taşınan yükün %80’i tehlikeli madde içermemekte.
En son kaza 2018 yılında gerçekleşti ama bundan önceki 24 yıl içerisinde boğazdan bir milyona yakın gemi geçti. Yani kaza riski milyonda bir diyebiliriz.

Buna karşı insan eli ile yapılmış olan Süveyş Kanalı’nda son yaşanan kazanın ardından, Türkiye’de benzer bir durum yaşanırsa ortaya çıkacak ekstra maliyetler de tartışılmakta.
En riskli durum aslında denizlere verilebilecek ekolojik zarar.Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemal Saydam, Marmara ve Karadeniz’in sularının birbirine karışması ile geri dönülmez bir durum oluşacağı konusunda uyarıyor.
Bu iki denizin birbirine karışması, Marmara Denizi’nin alt sularındaki oksijen tükenmesi ile alt tabakadaki hidrojen sülfür yoğunluğu artma ve bütün İstanbul’u çürük yumurta kokusu sarma riski taşıyor.
Kısacası, kısa ve uzun dönemde Kanal İstanbul, belli bir kesime gelir sağlarken, bunu inatlaştığı bireylerin ekolojik ve sosyal hakları üzerinden kazanıyor.
Bu geri dönülemez sonuçlara protestolar da hala devam etmekte. Geçtiğimiz Cumartesi günü, Kanal İstanbul projesine karşı çıkan birey ve kurumların oluşturduğu Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu da projeye karşı başlattıkları kampanyayı devam ettirdiklerini açıkladı.

Kadıköy İskele’de bir araya gelen aktivistler projenin iptal edilmesi taleplerini yinelediler. “Doğa için sanat buluşması” ismi verilen etkinlikte aktivistler “Beton İstanbul’a hayır”, “İstanbul ve doğa ile inatlaşılmaz” yazılı pankartlar açtılar.
Bundan sonraki süreçte ise Bakanlık’ın imar planındaki revizyonları onaylayarak askıya çıkarmasıyla birlikte vatandaşların itirazlarını sunması için 30 gün süreleri olacak.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyonu Sekreteri Cevahir Akçelik, itiraz dilekçelerinin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine sunulabileceğini belirtiyor ve itiraz etmenin hala mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Kamuoyunda sanki her şey bitmiş, itiraz edilecek bir şey yokmuş gibi bir algı oluşturulmak istendiğine dikkat çeken Akçelik, plan askıdan inince de yeniden bir dava açılması mümkün olacağını belirtiyor.
Bu konuda güncel bilgiler için Ya Kanal Ya İstanbul platformunu sosyal medya üzerinden takip etmeniz mümkün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bakan Kurum'un Kanal İstanbul imar planlarını onayladık demesine rağmen, itiraz süreci aslında hala devam etmekte.
30 Mar 2021

YAZARLAR

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR


