
En son 2018 yılında İstanbul konserinde kanlı canlı dinlediğim Oscar and the Wolf dört yıl sonra Türkiye’ye, üstelik bu kez Ankara’ya geliyordu. Benim için yılın olayı olan bu konseri öğrendiğim günden itibaren gün saymaya başladım, yeni teklisi Dancing Machine ile dans etmeye doyamayacağımı bilerek, döne döne bu şarkıyı dinledim. Nihayet o an geldi, çocuklar gibi şen bir halde konsere gittik. Konseri Emir Can İğrek sahnedeyken yakaladık lakin sahnenin yıldızı belliydi. Yıldız olduğunu göğsünü gere gere gösteren biri olarak Max Colombie, beyaz kıyafeti ve parıl parıl parlayan bandanası ile gözlerimizi aldı. Gözlerimizi alan şölen, seyirciyi kışkırtan danslarıyla konser sonuna kadar sürdü.
ODTÜ Vişnelik Tesisinde gerçekleşen konser The Game ile başladı. Bana göre sahnede bir eksik vardı, eski klavyecisi Ozan Bozdağ’ın artık Oscar and The Wolf’da çalmıyor olması benim için hüsran anlamına gelse de, bunu kafama takmadan, hep efsane olarak hatırlayacağım ana ışık hızıyla geri döndüm. Konserde eski ve yeni albümden şarkılar olsa da, eski albümlerine ağırlık verdiler. Kült şarkıların çoğunun eski albümlerine ait olmasından ötürü olduğunu düşünmekle birlikte, herkes hâlinden memnundu. Yeni teklisi Dancing Machine’e de eşlik edince herkes, çok sevindi gönlümüzün efendisi. O bizi böyle eğlendirirken, biz de onu çok mutlu ettik bence. Yeni şarkılarından yine eşlik edilen bir diğer şarkı da Nostalgic Bitch oldu.
Max Colombie’nin konserde hayranları ile kurduğu güçlü bağ, sürekli seyircinin arasına girmesi, herkese yolladığı öpücükler, sık sık telefonlarımızdan açtığımız ışıklarla, şarkılara eşlik etmemizi istemesiyle ve ara ara hayranlarından aldığı duygu yoğunluğu ile ağlamaklı bir hal alan tavırlarıyla kalbimizi çaldı. Bir ara şöyle söyledi bize; “I wish I could live in Turkey so I could see you every day; Keşke Türkiye’de yaşasaydım, böylelikle sizi görürdüm her gün”. Herkesin bunun karşılığında içinden bir “keşke” dediğine eminim.
Türkiye’de yazdığı şarkısı Joaquim’ı ilan ederken, bu şarkı Türkiye’den ilham alınarak yazıldı, diyince biz de tabi coşkuyla alkışladık. Bazı şarkılarını olduğundan yavaş, bazılarını ise 80’ler efektleri ile hareketli bir tempoda söylerken, sevdiğimiz şarkının coverı yapılıyor hissi de hasıl oldu bize. Konser sonunda, bis öncesi, gerçekten gidiyor sandık ama sonra yeniden dönünce sahneye, yeniden umut dolduk. Son anlar yavaş aksa da, Max sahnesi inanılmaz iyi bir adam olarak kalacak Türkiye’deki fanları için.
Konsere ilişkin tek olumsuz yorumum; yurt dışında kullanılan sahne efektlerinin Türkiye’de kullanılmaması ve sahne ışıklarını da sanatsal bir ifadeye büründürerek, konserlerin daha etkin kılınmasına yönelik tutumların eksik kalması... Ertesi gün instagram'da onlarca hikaye paylaşınca konseri yeniden izlemiş kadar oldum, hikayelerde sona doğru bu konseri hayatı boyunca hatırlayacağını söylediğinde Max, çok mutlu olduğumu söylemeliyim. Zira bu daha sonra buraya konsere gelme motivasyonlarını artıran bir faktör olacak. Bugünlerde dolar kuru yükseldikçe konser sayısının azalacağı endişesi içindeyim.
Son olarak, acaba pandemi Oscar and The Wolf’u vurmuş olabilir mi diye derin düşünceler içindeyim, çünkü son üç videosu çok amatör videolar ve güzelim şarkılarına ayıp ettiğini düşünüyorum. Bunun nedenini uzun süre merak edeceğim, umarım uzun sürmeyecek. Çünkü Oscar and The Wolf video klipleri ile de gözümüzü doyuran bir grup oldu bugüne kadar.
Ve Oscar and The Wolf aramıza yeniden hoş geldin, seninle nice efsane konserlere!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Arcade Fire'ın son albümü, Ankara ve İstanbul'dan konser incelemeleri...
04 Haz 2022

YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR

