Kaşıntı veren duyguları yazmak

Bir kitabın ilk cümlesinin, genellikle yazara dair ilk ipucu olduğunu daha önceki sayılarımda da söylemiştim. Ekin'le tanıştıktan sonra ilk öykünün
"Çoğu zaman barlarda" olması anlam kazandı. Bir yazma rutinin olmadığını söyleyen Ekin, genellikle bir bira ve şarabın kendisine eşlik ettiğini söylüyor. Metin yazarı olarak da çalıştığı için de genellikle gece geç saatlerde kendisiyle kalıp yazabildiğini de ekliyor.
Ülkenin pek çok şehrinde yaşamış olan Ekin, İstanbul doğumlu ancak lise yıllarını Fethiye'de geçirmiş. Üniversiteyi ise Ankara'da okumuş ancak henüz mezun değil, kendi deyimiyle eğitim hayatına bir ";" koymuş. Birkaç seneden beri tekrar İstanbul'da yaşamaya başlamasından dolayı, ilk sorum şehirlere hissettiği aidiyet üstüne oluyor.
"Ankara'ya ilk gittiğimde çok zorlandım, dokuz sene kadar da yaşadım. Ankara'da durmayı, durup bakabilmeyi ve etrafımı hissetmeyi, çevreme bakmayı öğrendim. İstanbul, insanda pek düşünme payı bırakmıyor, şehirde hep bir koşturma içindeyiz."
Şehirdeki kültür sanat ortamlarının besleyiciliğinden konuşurken, yazarken dinlediği bir playlist'inin olup olmadığını merak ediyorum. O da yazarken döndürdüğü, tekrar tekrar dinlediği üç parçayı sizlerle paylaşıyor. Ekin, yazarken genellikle klasik müzik dinleyenlerdenmiş. 👀
🎶 Max Richter - On The Nature of Daylight
🎶 Barcelona Gipsy Klezmer Orchestra - Ederlezi

Ekin Deniz Kuzu, Fotoğraf: Deniz Akseki
Ekin, kendine yazar diyebildiği ilk anın kitabı eline aldığı gün olduğunu söylüyor. Yazmaya başladığı ilk yıllar ise lise yıllarıymış, yazmaya başlamasına vesile olan lise şiir ödevini unutamadığını ve o mutluluğun peşinden gittiğini söylerken. O yaşlardan beri yazmayı bırakamadığını ve inatla hayatının merkezine bunu koyduğunu da ekliyor.
"Genelde sanat alanındaki üretimlerde küçük yaşta başlamak mutluluk verici bir olgu gibi görünür ama bence öyle değil. Ben on beş yaşımda yazmaya başladım. Bir şeye erken yaşta başlamak o kadar iyi bir şey değil. Özellikle yazma konusunda, o yaşlarda yazdıklarını beğeniyorsun ve paylaşmak istiyorsun ama aslında tam donanımlı da değilsin. O yüzden yirmi iki yirmi üç yaşlarında tam anlamıyla üretmeye başladım, diyorum. Yazar oldum demekten hep korktum ve bunu diğer yaşıtlarımda da gördüm, ne zaman kitabı elime aldım, oluyor artık dedim. Dost meclislerinde diyebiliyorum artık, evet yazarım diye. "

Fotoğraf: Deniz Akseki
Ankara Üniversite'sinde Sanat Tarihi eğitimi alan Ekin, çalışma masasının yakınında bir Matisse eseri bulunduruyor. Başucu kitabı Gombrich'in Sanatın Öyküsü.
Yazmanın kendisine dair konuşuyoruz, her öyküde olan ölümün üzerine yazmayı. Bizi içeriden kemiren, kaşındıran ve karasinek gibi sesiyle rahatsız eden o duyguları nasıl yazdığını merak ediyorum. 👀
"Bir şey dikkatimi çekiyor ve 'Bunu anlatmaya değer mi? Biri anlatsa bunu okur muyum?' diyorum. O duygunun peşine düşüyorum. İlk on cümle çok önemli benim için eğer onu seviyorsam yazmaya devam edebiliyorum. Yazmaya başlarken genelde öykünün sonunu düşünerek yazmıyorum. Ya da karakterin sosyolojik bir temelini aramıyorum. Benim aradığım şey samimiyet. Öykülerimde ilk başlık çıkıyor, tek kelimelik başlıkları pek kullanmamaya çalışıyorum. Başlıkla eğlenmeyi ve düşündürmeyi seviyorum."
Ekin, başlıklara çok hızlı karar verdiğini söyleyince kitabın adına ne kadarlık bir sürede karar verdiğini sordum. Onun o kadar kolay olmadığını söyledi. Semih Gümüş ile birlikte karar vermişler.
"İki seçenek vardı biri Zamanın Kısa Devresi ikincisi de Ölüm Kalım Öyküleri'ydi. İlk Zamanın Kısa Devresi'ni söylemiştim, Semih bey üzerine biraz daha düşünelim deyince zaten ikinci seçenek olan isme yöneldik."

Fotoğraf: Deniz Akseki
Kitapta yer alan öykülerden ilki, 2011 yılında yazılmış. Dosya süreci de yaklaşık dört yıl sürmüş. Notos'a dosyayı ilk kez 2019 yılında yollayan Ekin, o yıllarda olumlu bir dönüş alamamasına rağmen 2021 yılında dosyayı tekrar yollamış ve yayın takvimine girmiş. Aslında 2022 yılı planına alınan kitap, yayın takvimlerinin değişmesiyle 2021 yılında okuruyla buluşmuş. Daha önce yayıncılık sektöründe de çalışan Ekin, bunun da onun için öğretici bir dönem olduğunu söyledi.
"Kitabın dosya süreci de ilk başta çok yavaş sonrası çok hızlı oldu çoğu yazardan da duyardım bunu hakikaten öyleymiş. ilk öyküyü 2011'de yazdım. Dosyayı oluşturma süreci de dört sene kadar sürdü. Lise yıllarımdan beri ben de Notos'u takip ediyor ve okuyordum. Oggito'da 2017'de ilk öyküm yayınlanmıştı. 2019'da dosyamla kapılarını çaldım ama olmadı. 2021'de tekrar şansımı denedim ve dosya yolladıktan sonra artık haber gelmeyecek herhalde dediğim bir zamanda iki ay sonra haber geldi.
Semih Gümüş'ün editöryal önerileriyle de kitap son şeklini aldı."

Fotoğraf: Deniz Akseki
"Kendine yazan bir yazar olmadım, ben ilk yazdığım andan beri hep paylaşmaya, bir yerlerde yayınlama yönelikti isteklerim o yüzden bunun hayal ettiğim yayıneviyle olması benim için çok önemliydi. Dosya onay aldıktan sonra beş yıl da bekleyebilirdim, yeter ki Notos Kitap'tan çıksın, demiştim."
Kapak illüstrasyonu Ekin'e benzemesinden ötürü bana biraz ilginç geldi. O yüzden son soru olarak bunu sordum. Notos Kitap'ta pek çok kitap aynı tasarımcının yaratıcılığından çıkıyor: Virginia Elena Patrone. Ekin karar aşamasında üç tasarıma baktığını ve tam da dediğim sebepten ötürü, bu kapağı kendine ve İlhan'a daha yakın bulduğunu söyledi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Belgesel ve konser dolu günler.👀 Bu hafta sayının başlığı, konuğum Ekin Deniz Kuzu'nın ilk öykü kitabı Ölüm Kalım Öyküleri'nden geliyor.
21 Haz 2022

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci
Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı
Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.
İLGİLİ OKUMALAR



