Kazanmaya yeni formül: Yedek aday

İmamoğlu'nun adaylığının açıklanması ve cezası onanırsa siyasi yasağın gelmesi hâlinde ne olacak?
Kazanmaya yeni formül: Yedek aday

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Geçtiğimiz hafta Türkiye, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun YSK üyelerine "ahmak" diyerek hakaret ettiği gerekçesiyle açılan davada, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasını konuştu. Cezanın onanması hâlinde TCK'nın 53. maddesinde yer alan "belirli haklardan yoksun bırakma" hükmü nedeniyle İmamoğlu'na siyasi yasak gelecek ve belediye başkanlığı görevi de sona erecek.

Tabii tartışılan tek konu kesilen ceza olmadı, hem sosyal medyada hem de programlarda İmamoğlu'nun, 90'larda dönemin İBB Başkanı Erdoğan'ın hapis cezası alması ve hakkında siyasi yasak getirilmesi dönemiyle benzer bir süreç yaşadığı yorumları yapıldı. Birçok kişinin desteklediği bu görüş, "İmamoğlu 2023 seçimlerinin cumhurbaşkanı adayı olmalı" ifadeleriyle de desteklendi. Muhalefet, özellikle de İYİ Parti destekçileri adayın İmamoğlu olması gerektiğini savunurken sosyal medyada da muhalefet seçmenlerinin aynı çağrıyı yinelediği görüldü. 

Neden aday olmalı?

Muhalif seçmenlerin bir kısmı ve siyasi yorumcular İmamoğlu'nun, Erdoğan'ın en güçlü rakibi olduğunu savunuyor. Siyaset bilimci Can Kakışım DW Türkçe'den Gülsen Solaker'e "İmamoğlu, Erdoğan'ın en fazla çekindiği ve haksızlığa uğrayan bir lider olarak eğer muhalefetin ortak adayı olarak açıklanırsa hem cezanın kesinleşmesi zorlaşır hem de ceza alsa dahi muhalefetin onun yerine göstereceği adayın müthiş bir avantajı olabilir." yorumunu yapıyor. 

Aynı haberde siyaset bilimci Seren Selvin Korkmaz da kararı "iktidarın sandıkta kazanamadığını yargı yoluyla almaya çalıştığını gösterdiği" şekilde değerlendiriyor.

Bir diğer nedeni de yine aynı haberde siyaset bilimci Tanju Tosun "Türkiye siyasetinin gelişme evresine bakıldığında aslında siyasi aktörlerin yükselişi ya da siyasi aktörlerin bir şekilde siyasete dahil olması ya askeri vesayetin getirmiş olduğu yasaklar ya da yargı kararlarının ardından işleyen süreçle gözlenmekte. Türkiye'de maalesef bu tür bazı dışsal dinamiklerle siyaset ya doğrudan ya da dolaylı olarak tanzim edilir iken siyasal aktörler de siyasete bu şekilde yükselerek dahil oluyor. Altılı masa yarından itibaren daha fazla mesai harcamak ve bence aday açıklamayı öne çekmek durumunda" ifadelerini kullanıyor. 

Öte yandan Independent Türkçe'de yer alan Reuters'ın haberine göre; Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü akademisyeni Dr. Berk Esen, İmamoğlu kararına ilişkin "Bu karar aslında Erdoğan'ın karşısında en görmek istemediği adayın İmamoğlu olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullanıyor. "Sadece muhalif siyasetçiler değil, hem bazı iktidar seçmenleri hem de muhalefet seçmenleri Erdoğan'ın İmamoğlu'ndan ne kadar korktuğunu anlamış durumda" diyen Esen, İmamoğlu'nun adaylık ihtimalinin artığını belirterek "Muhalefet partileri açısından şu açıdan da karar anı geliyor; adayın kim olacağı sorusu yanıtlanmadığı için aslında altılı masanın şu ana kadar açıkladığı belgelerin ya da dokümanların hiçbirisi heyecan yaratmadı... Bu son yargı kararı sonrasında büyük ihtimalle artık seçmenler altılı masanın adayının kim olacağı konusu dışında yaptığı her açıklamaya 'artık aday kim?' sorusunun yanında 'İmamoğlu neden aday olarak açıklanmıyor?' diye de baskı yapmaya başlayacaklar." diyor. 

Özetle uzmanlar İmamoğlu'nun aday olmasının muhalefet için doğru bir adım olacağı görüşüne sahip, ancak şunu da belirtmek gerekiyor: CHP içinde İmamoğlu'nun adaylığını, en az aday olması gerektiğini savunanlar kadar koyu şekilde desteklemeyenler mevcut. Bunun nedeninin CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olması gerektiğini savunmaları. Habertürk yazarı Oray Eğin konuya ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor: 

"O gün büyük bir meydan okumayla seçim yolculuğu başlatılabilirdi. Ancak üzerinden sadece birkaç gün geçmesine rağmen o akşam yakalanan rüzgar ısrarla söndürülmeye çalışılıyor. Bunu yapan da iktidar ya da iktidar medyası değil. İmamoğlu'nun aslında aday olamayacağını, ibrenin yeniden Kemal Kılıçdaroğlu'na döndüğüne dair mesajları pompalayan muhalefetin ta kendisi. Daha da açık söylemek gerekirse CHP yönetimi. Özellikle Genel Merkez’e yakın medyada “İmamoğlu imkansız,” mesajı ezberletilmiş. Bunun Türkiye’nin geleceğine dair endişe taşımayan isimlerin tercihi olduğu ortada. Bugünlerde CHP Genel Merkezi’nde neredeyse slogana dönüşmüş bir cümle zaten partinin stratejisini açıklamaya yetiyor."

Tabii bunun yanında CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun da İmamoğlu'nun adaylığını desteklemediği biliniyor. Zira geçtiğimiz haftalarda CHP lideri "İki belediye başkanımızda görevlerine devam edecekler" minvalinde açıklamalarda bulunmuş; Saraçhane'de düzenlenen etkinlikte Kılıçdaroğlu, iktidara gelmelerinin ardından İmamoğlu'nun göreve devam edeceğini ifade eden bir konuşma yapmıştı. Ancak bu konuda İYİ Parti lideri Meral Akşener'in desteğini de unutmamak gerekiyor. Öyle ki Akşener'in İmamoğlu'na verdiği destek, kendisinin cumhurbaşkanı adayının İmamoğlu olduğu şeklinde yorumlanmış, hatta Saraçhane'deki konuşmalarında ifadelerinin de bu konuda ısrarlı olduğunu vurguladığı şeklinde değerlendirilmişti. 

CHP lideri açık şekilde İmamoğlu'nun adaylığını desteklemediğini belirtiyor. Ancak halkın taleplerini dinlediğini ifade eden bir lider olarak bu konuda kendi çıkarlarından önce kamuoyunun tavrını izleyerek hareket etmesi bu seçimi kazanmalarını sağlayacak olan yegane çözüm. (naçizane)

Peki, CHP fikrini değiştirir, ittifaklarıyla anlaşır ve Ekrem İmamoğlu'nu aday çıkarırsa, o zaman ne olacak? 

Ya İmamoğlu aday olursa? 

İmamoğlu'nun aday olması hâlinde aldığı cezanın onanması büyük bir olasılık. Özellikle de köşe yazarları ve siyasi yorumcular bu senaryonun gerçekleşeceğini öngörüyor. "Erdoğan karşısında Kılıçdaroğlu'nu istiyor" ifadeleriyle durumu yorumlayan birçok kişi, yukarıda da bahsettiğimiz gibi Erdoğan'ın İmamoğlu'ndan çekindiğini düşünüyor. İmamoğlu aday olur da ardından siyasi yasaklı hâle gelirse ne olacak? Bunu da YSK Başkanı Muharrem Akkaya, şöyle cevaplıyor: 

"Bir kişinin cumhurbaşkanı adaylığı kesinleşmeden cezası kesinleşirse yerine başka biri aday gösterilebilir. Öte yandan, kişinin adaylığı kesinleştikten sonra siyaset yasağı cezası kesinleşirse bu aday seçime girebilir; ancak seçimi kazansa dahi mazbatası verilmez ve seçim yenilenir."

O zaman ne olacak? 

Durumun bir çözümü mevcut: Oray Eğin'in yazısında Uluç Gürkan'a ait olarak açıkladığı yedek aday formülü.

Bu formüle göre, muhalefet seçime iki adayla girecek, bunlardan biri İmamoğlu olacak ve seçim öncesinde İmamoğlu'na yasak gelmesi hâlinde muhalefet adaysız kalmayacak ve oylar diğer yedek isimde toplanacak. İmamoğlu'nun yedek adayı olması muhtemel isimlerse Kılıçdaroğlu, Babacan, Akşener ve Gül olarak sıralanıyor. 

Eğin yazısında, Kılıçdaroğlu'nun kişisel egosunun İmamoğlu'na yedek olmaya izin vermeyeceği görüşünü savunuyor. (Son dönemde gördüklerimizi değerlendirirsek pek de haksız değil.) Akşener'in ise daha önce aday olmayacağını açıkladığını ancak şu an şartların kendisini aday olmaya zorlayabileceğini ifade ediyor. Ancak Akşener'in Kürt seçmenin büyük çoğunluğunun oyunu alamayacağını unutmamak gerekiyor. Eğin, muhalefetten "yedek aday" olmaya en uygun olan ismin Ali Babacan olduğunu şu cümlelerle anlatıyor: 

"Bir meslektaşım Babacan’ın tek bir özelliğine vurgu yapıyor: ego’su olmayan tek lider belki de. Göstermelik de olsa aday olmaya, bu rolü oynamaya, geçici görev yapmaya belki de en uygun isim o olabilir. Babacan ayrıca Saraçhane’de HDP’nin uğradığı haksızlıkları dile getirerek hem demokrasi puanı kazandı, hem de seçimin kilit partisiyle Altılı Masa arasındaki köprü olduğunu beyan etti."

Tüm bu değerlendirmelerin yanında Habertürk'ten Kübra Par da bu formülün uygulanması hâlinde önemli bir noktaya dikkat çekiyor ve "O yedek aday en baştan 'İmamoğlu’nun başına bir şey gelmezse ben seçimden bir gün önce adaylıktan çekileceğim' diye söz vermeli." diyor. 

Muhalefet, Uluç Gürkan'ın önerisini dinleyecek mi göreceğiz; ancak dinlemesi hâlinde seçime yönelik doğru bir adım attığı genel kanaat olacak. MAK Araştırma Başkanı Mehmet Ali Kulat'a göre yargının aldığı İmamoğlu kararı bile ittifaka 5 puan ekleyebilir. Bu şekilde değerlendirildiğinde, İmamoğlu'nun adaylığı ve ardından gelecek bir yedek aday muhalefetin kazanma yüzdesini oldukça yukarıya çekebilir. 

Belki de bu ülkeyi kişisel çıkarları ve tarihe yazılmayı bir köşeye bırakarak gerçekten halkı dinleyen ve anlayan kişiler kurtarır. Belki de bu kişiler 2023 seçimlerinin ardından cumhuriyetin 100. yılında tarihe yazılır…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Kazanmanın formülü, yoksullaşarak eşitlenme

Muhalefetin adayı İmamoğlu olursa devreye yedek aday formülü girer mi?

21 Ara 2022

İBB

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak