Kentin Sanatla Bağı

Tüm dinamikleriyle sosyal yaşamın parçalarından olan kavram, literatürde ortak bir tanıma sahip olmasa da (her ülke için geçerli olabilecek genel bir tanım yapılamadığından) geçmişten bugüne uygarlık kelimesiyle bağdaştırıldığı görülüyor(1). Her kent aynı ya da benzer uygarlık seviyesine sahip olmasa da sokaklarında filizlenen sanat her daim ortak sözcüklerin başında geliyor.
Her kesimin kendi diliyle oluşturduğu sanat ve ifade şekilleri sokağın sesiyle birlikte daha agresif, daha cüretkar ve daha yasaklı bir tarzda kendini gösteriyor. Yıllarca devletlerin grafitiden korkması, onu yasaklama çabası da biraz buradan geliyordur belki. Anonim şekilde, aykırı bir ruhla topluma ve iktidara belki de ekonomik sisteme karşı bir duruş olarak varlık gösterse de bazen yaşamsal bir çırpınış, bazen de mizah olmayı sürdürdü.
- Sokağın sanatı öyle hareketlidir ki onu yalnızca grafiti ya da duvar yazısıyla sınırlamak haksızlık olur. Keza son yıllarda tiyatroyu kaldırım taşlarına değdiren, caddenin hareketleriyle hikayesini anlatan birçok tiyatro izleme fırsatı bulduk, buluyoruz (Covid-19 pandemisinden önce ve muhtemel sonra:)).

Bir de kent ve sanatın daha sert yüzleri var göç ile birleşen! Suriye’de başlayan ve yıllardır devam eden zorlu süreçle birlikte sanatçılar çok fazla üretim yaptılar sokakta, galerilerde, ekranlarda, sahnelerde… Buradaki ortak nokta ise ölüm ve can yelekleriydi. Kentin nabzında bağırsa da sanat profesyoneller tarafından, ücra köşelerinde göçmenler kendi ağıtlarını yakıyor, şarkılarını söylüyorlardı. Bu, geniş çaplı ele alınması gereken bir konu tabii ama şu an kent kültürünün görmezden gelinmeyecek bir parçası.
Loft mimariye değindiğim yazımda soylulaştırmadan bahsetmiştim. Burada da aslında soylulaştırma kent ve sanatın odaklarından ya da kent ve sanat mı soylulaştırmanın odaklarından demeliyim emin değilim (ikisi de olacaktır muhtemelen). Bildiğiniz gibi Türkiye’de soylulaştırma örneklerine İstanbul’daki Bomonti ve Tophane tarafı verilebilir. Sanatın; sokakta, galerilerde ve esnafın yerleşkesinde yaşamaya başladığı bir canlılık hali olarak.
Kent, yaşamla ortak çalışır aslında. Ortaçağ’daki kiliselerin görkeminin bir amacı vardı ya da Brezilya’daki şehir yapılaşmasının. Doğrudan amaç sanat olmasa da… Konu her ne kadar fazlasıyla derinleştirilebilecek olsa da uzmanlar tarafından toplumun dokunuşları kenti kaldıran değiştiren ve dönüştüren bir faktör. Sokaklar bizimle var olur ve kültürümüzle şekillenir arkadaşlar sanatın süsü hep bir köşesinde…
Dipnot: (1) Kavramsal olarak kent nedir ve Türkiye’de kent neresidir? A. Kadir Topal
Bir sonraki cumartesi saat 10:00'da görüşmek dileğiyle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Ece Zeren Aydınoğlu
Sanat ve tasarım editörü.

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR




