Kentlerin engelleyen yanı


Mühendislikte teknik mükemmellik ve yaratıcı çözümler: Arup Yer aldığı bölgenin dinamiğini olumlu yönde dönüştüren ve uzun vadede sürdürülebilir değer yaratan inşaat ya da altyapı projeleri üretmek; ancak o projenin tüm fırsat ve risklerinin tasarım, planlama, mühendislik, teknoloji gibi disiplinlerin kesişiminde yaratıcı bir yaklaşımla ele alınmasıyla mümkün oluyor. Tam da bu noktada, teknik mükemmelliği ve yaratıcı çözümleri bir araya getirerek bina ve altyapı projelerindeki fırsatları keşfetmeyi misyon edinmiş Arup, kamu ve özel sektör için nitelikli bir ortak olarak öne çıkıyor. Arup 1946 yılında Ove Arup tarafından Londra'da kurulan Arup; bugün 33 ülkede, 89 ofiste faaliyet gösteriyor. Çok disiplinli mühendislik ve konusunda uzman teknik danışmanlık hizmetleri sunan uluslararası bir firma olan Arup, küresel çapta 15 bini aşkın plancı, tasarımcı, mühendis ve danışmandan oluşan ekibiyle mimari, şehir planlama, ekonomi, sosyoloji ve sürdürülebilirlik gibi çeşitli disiplinlere dayanarak mekânların işleyişine geniş ve derin bir anlayış getiriyor. Arup'un teknik uzmanlığı ve yaratıcı bakış açısı; akıllı şehirlerdeki çalışmaları etkileyerek projelerin fiziksel, mekânsal, sosyoekonomik ve ticari potansiyelleri açısından dijital teknoloji fırsatlarını keşfetmeye yardımcı oluyor. Arup Türkiye 1982'den bu yana Türkiye'de faaliyet gösteren ve Türkiye’deki ilk ofisini 1990 yılında açan Arup, Türkiye'deki en büyük mühendislik danışmanlığı şirketlerinden biri olarak biliniyor. Sektördeki saygınlığını yerel uzmanlığına ve bilgi birikimine borçlu olan Arup Türkiye; aralarında Sabiha Gökçen Havalimanı, Kanyon Alışveriş Merkezi ve Konya Tropik Kelebek Bahçesi ve Böcek Müzesi gibi kamuoyunun takdirini kazanan projelerin de yer aldığı bina, altyapı ve danışmanlık projeleriyle kamu ve özel sektöre hizmet veriyor. Arup; İstanbul ve Ankara’daki ofislerinde görev alan 180'i aşkın yetkin mühendis, deneyimli danışman ve yetenekli mimardan oluşan ekibiyle ve "Bütüncül Tasarım" adını verdiği yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Küresel Geleceğin Şehirleri Refah Fonu Programı Birleşik Krallık Dışişleri ve Kalkınma Bakanlığı tarafından Ankara, Bursa, İstanbul ve Çankaya’da yürütülen Küresel Geleceğin Şehirleri Refah Fonu Programı’nın yüklenici ortağı olan Arup, sürdürülebilir kentsel büyüme ve küresel refah artışını desteklemek amacıyla oluşturulan bu teknik destek kapsamında yerel yönetimlerle işbirliği yapıyor. Kentsel planlama ve dayanıklılığın yanı sıra ulaşım planlama konusuna da odaklanan projeler, şehirlerde kentsel hareketliliği artırmayı, güvenli ve dayanıklı kentsel alanların sürdürülebilir gelişimini kapsayıcı ve katılımcı süreçler üzerinden desteklemeyi hedefliyor. Arup Türkiye’ye dair ayrıntılı bilgi için internet sitelerini ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Dünyanın en kalabalık azınlığı olan engellenen bireyler Dünya Sağlık Örgütü’ne göre nüfusun %15’ini oluşturuyor. Hal böyle olunca yaşam alanlarımızın da erişilebilirliği ve kapsayıcılığı büyük önem taşıyor. Ancak, mevcut durumu ve geleceğe dair birkaç öngörüyü paylaşmadan önce hikayeyi biraz geri sarmakta fayda var.
Engelli mi engellenen mi?
2006 tarihli BM Engelli Bireylerin Haklarına İlişkin Sözleşme engelli bireyleri “diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişiler” olarak tanımlar. Bir yandan bu toplumsal katılımın önündeki engellerin erişilebilirlik eksikleri ve toplumsal önyargılar olduğunu da kabul eder. Tam da bu noktada kavramsal bir tartışmaya girilebilir. Hem kelimenin İngilizcesi olan disabled'a bakılınca hem de 1980’lerden bu yana yapılan yaygın engellilik tanımları incelenince bahsedilenin aslında bir engellenmişlik durumu olduğu görülebilir. Bireyin farklılıkları değil de, mekanların erişilebilir olmaması veya bu farklılıklara yönelik ayrımcı tutumlar topluma katılımı engellemektedir. Bu açıdan alanda aktif çalışan bazı aktivistler “engellenen birey” kavramını kullanmaya ve yaygınlaştırmaya da başladı.
Konuyu toplumsal bağlama çeken engellenen birey tanımı haliyle erişilebilirlik kavramının da önemini arttırdı. Örneğin rampasız bir kafe girişi, Braille alfabesiyle (kabartma) basılmamış broşürler veya işaret dili bilmeyen personeller artık bireyin eksikliği olarak değil, engelliliğe dayalı ayrımcılık olarak yorumlanıyor.
Ne durumdayız?
Kentlerin mevcut erişilebilirliğine bakılınca ise durum ne yazık ki pek de iç açıcı değil. Yeni adıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2020 verilerine göre her türlü kamusal alanın erişilebilirliğini denetlemekle yükümlü olan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonları’nın 2019 yılında denetlediği 4 bin 346 binanın 143’üne ve 1518 toplu ulaşım aracının 98’ine erişilebilirlik belgesi verilebilmişken denetlenen 1035 açık alanın hiçbiri erişilebilirlik belgesi alamadı. Öte yandan Avrupa Komisyonu’nun 2019 tarihli Türkiye raporunda da “Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonları’nın erişilebililrliği teşvik etme konusunda etkili olamadığı” vurgulandı. Tüm bunların üzerine 2005 yılında yürürlüğe giren ve tüm kamusal alanlar ile toplu ulaşım araçlarının erişilebilir olmasını şart koşan 5378 sayılı kanunun Temmuz 2020’de son uygulama tarihinin uzatılması ve erişilebilirliğin yeniden rafa kaldırılması alanda büyük yankı uyandırdı. Uzatılan süre ise bu ay yeniden doluyor ancak sürenin yeniden uzatılması gündemde. Tabloya bakınca durum olumsuz gözükse de umutsuzluğa kapılmadan önce yeni fırsatları görmek gerekli.
Nereye gidiyoruz?
Uluslararası politikalarda engellilik ve erişilebilirlik konuları artık daha çok kapsayıcılık başlığı altında konuşulmaya başlandı. Örneğin, 11. Sürdürülebilir Kalkınma Am “Sürdürülebilir Şehirler ve Toplulukların" alt hedeflerinde kapsayıcılığa ve erişilebilirliğe oldukça fazla atıf yapılıyor. Bu bağlamda erişilebilirliğin sadece engellenen bireylerin değil, çocuklar, kadınlar veya yaş alanlar gibi farklı toplumsal grupların da gündeminde olduğu konuşuluyor. Tam da bu noktada evrensel tasarımın önemi anlaşılıyor. Kör bireylerden topuklu ayakkabı giyenlere, kısa boylulardan solaklara kadar herkes tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek ve kullanılabilecek çözümler geliştirmeyi hedefleyen evrensel tasarım ilkeleri sayesinde herkesin tam ve eşit şekilde faydalanabileceği kentler için farklı toplumsal grupların beraber çalışabileceği bir politik ortama evrilmiş oluyoruz.
Bu dayanışma ortamına ek olarak sürdürülebilirlik gündemi ile tasarım ilkeleri yeniden düşünülmeye başlandı. Bu yenilenme aşamasında henüz daha yolun başındayken ve yeni standartlar belirlerken erişilebilirlik ve kapsayıcılığı yeni ilkelere yedirebilmek için çok değerli bir fırsat var elimizde. Bir sonraki yazımızda tam da bu noktaya, sürdürülebilirlik gündemi ile erişilebilirliğin kesişim noktalarına değineceğiz.
Erişilebilir Her Şey daha erişilebilir bir yaşam için koçluk ve eğitim hizmetleri ile çözümler sunan bir sosyal girişimdir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta UNDP'nin yeni Türkiye temsilcisi Louisa Vinton'un Gaziantep izlenimlerine, sürdürülebilir ve erişilebilir şehirlere doğru giden yola ve Marmara'daki müsilaja odaklanıyoruz.
13 Tem 2021

YAZARLAR

Erişilebilir Her Şey
Erişilebilir Her Şey daha erişilebilir bir yaşama adım atmak isteyen herkese verdiği koçluk ve eğitim hizmetleri ile çözümler sunan bir sosyal girişimdir.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026




