Kılıçdaroğlu'nun çağrısı: Zihniyet değişimi


Hedef 1 milyon mentorluk eşleşmesi: Milyon Kadına Mentor Programı Hedef 1 milyon mentorluk eşleşmesi Bu yıl, 1 milyon mentorluk eşleşmesi hedefiyle genç kızlara kariyer planlamasında destek olmak üzere yola çıkan Milyon Kadına Mentor Programı ikinci yılını kutluyor. Nedir? 15-25 yaş arasındaki genç kızları dijital platformda sektör liderleriyle buluşturan Milyon Kadına Mentor Programı , genç kızların kariyer hedeflerini destekleyen bir mentorluk hareketi. Neler oldu? İkinci yılında yaygınlaşarak daha fazla gence ulaşmayı amaçlayan ve kısa süre içerisinde 1000 mentora erişen program , hayata geçirdiği Milyon Kadına Mentor Lise Programı ’yla Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’ne bağlı okullarda eğitim gören 15-18 yaş arası kız öğrencileri fen bilimleri, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki kariyer yolları ve imkânları hakkında bilgilendirmeyi amaçlıyor. Neden önemli? Kadın ve erkeğin hayatın her alanında ve her sektörde eşit haklara sahip olduğu bir dünya hedefine doğru adımlar atan Milyon Kadına Mentor Programı, eğitimde ve iş hayatında fırsat eşitliğini destekliyor. 28 Nisan Cuma günü saat 12.00’de herkese açık olarak gerçekleşecek tanıtım toplantısına katılmak için buradan kaydolabilir, program hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Oy verme davranışının arkasında yatan sebep seçmenden seçmene farklılık gösteriyor. 14 Mayıs’ta neyi oylayacağımız, oyumuzu hangi kritere göre vereceğimiz sorularına da pek çok farklı yanıt veriliyor.
Aralık 2022’de Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ yaptığımız röportajda bu seçimin “Sığınmacı ve kaçaklar gitsin mi kalsın mı?” sorusunun oylandığı bir referandum olduğunu söylemişti örneğin.
Muhalefetin en büyük vaadinin “güçlendirilmiş parlamenter sistem” olduğu göz önüne alınarak, seçimin güçler birliğine dayanan mevcut Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile güçler ayrılığını esas alan parlamenter demokrasi arasında bir referandum niteliği taşıdığı yorumu sık sık yapılıyor.
Cumhur İttifakı’nın “Türkiye Ekonomi Modeli” olarak adlandırdığı heterodoks ekonomi yerine muhalefetin rasyonel ve ortodoks bir yönetim modeli önermesi, kimileri açısından seçimi iktisadi sistemimize ilişkin bir referanduma dönüştürüyor.
İnsanların çoğunlukla ekonomik gerekçelerle oy vermesini Süleyman Demirel’in “Boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur.” sözü en iyi şekilde özetliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde peşi sıra açıkladığı ekonomik vaatler de kullandığı “Doğru adam, doğru zaman” sloganı da kaybettiği seçmenlerini ekonomiyi toparlayacak ve yaşam standartlarını yükseltecek kişinin yine kendisi olduğuna ikna etme çabası olarak dikkat çekiyor.
DEVA Partisi lideri Ali Babacan, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun saldırı girişiminin ardından paylaştığı mesajda 14 Mayıs’ın “öfke ve sevgi arasında” bir seçim olacağını söylüyor. Araştırmacı Bekir Ağırdır, önümüzdeki seçimi “medeniyet tercihi” olarak tanımlıyor. Sanatçı Cahit Berkay, Brezilyalı Lula destekçilerine atıfla "Cennetin kapılarını açma seçimi değil, cehennemin kapılarını kapama seçimi" diyor.
Bu örnekleri artırmak mümkün ve hiçbiri de tamamen yanlış değil. Ancak Kılıçdaroğlu, bizi tüm bu konuların üzerinde bir zihniyet değişimini oylamaya davet ediyor:
“İktidarı değiştireceğiz, orası kolay. Değişim iktidarı değiştirmekten büyük olmalı. Zihniyeti değiştirmemiz lazım. Bu ülkeyi enkaz altında bırakan düşünce şeklini kurutmamız lazım. Değerlerimizi yeni baştan örmemiz lazım. Devlete yaklaşımımızı değiştirmemiz gerek.”
Bu sözleri 21 Şubat’ta sarf eden Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz hafta paylaştığı videolarla vatandaşları davet ettiği zihniyet değişimini biraz daha belirginleştirdi.
“Kürtler”
Kılıçdaroğlu, “Kürtler” başlığıyla paylaştığı videoda “3-5 oy için Kürtlere terörist muamelesi yapılıyor. Türk ile Kürdü kardeş yapan kader var. Hiçbirimiz yolumuza yalnız gitmedik, gidemedik. Kimsenin 3-5 oy için kardeşliğe zarar vermesine izin vermeyeceğim.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti lideri Meral Akşener de Kılıçdaroğlu’nun videosundan birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Çözüm sürecini kendisi ilan etti ve bu çözüm sürecine karşı çıkan herkesi anaları ağlatmak isteyen radikal, faşist insanlar olarak tarif etti. Aradan zaman geçti, çözüm sürecini rafa kaldırdı. Ne oldu ne bitti onu da anlamadık. O andan itibaren ‘Türkiye’de yaşayan her bir Kürt eşittir PKK’lı’ hâline getirdi.’’ sözleriyle yüklenerek Kılıçdaroğlu’nun söylemini kuvvetlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti’ye oy veren Türk’ü ve Kürt’ü “makbul vatandaş”, AK Parti dışındaki partilere oy verenleri “herhangi bir terör örgütünün üyesi” ilan ettiğini söyledi.
İktidar, Millet İttifakı’nı sık sık HDP ile işbirliği yapmakla suçluyor. İktidar yanlısı basın “Yedili Masa” söylemiyle HDP’nin de Millet İttifakı’na dahil olduğu fikrini kamuoyunda yaymaya çalışıyor. Muhalefetin yönetime gelmesi durumunda terörle mücadelede zafiyet oluşacağını iddia ediyor.
Oysa terörle mücadele bir devlet politikası ve Millet İttifakı da hükümet programı niteliği taşıyan Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nde “Tüm terör örgütleriyle mücadelenin tüm güç unsurları kullanılarak kesintisiz süreceğinin” sözünü veriyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Mansur Yavaş’ın “Kandil’e füze yağacak” sözleri de terör örgütü PKK ile mücadelede devletin kararlı olacağını gösteriyor.
İktidar yanlısı kalemler, Kılıçdaroğlu’nun bu videodaki söyleminin “bölücülük” olduğunu ve PKK ile işbirliği yaptığını öne sürüyor.
Oysa HDP’li belediyelere kayyum atanması, partiye kapatma davası açılması ve davanın sonuçlandırılmayarak seçim öncesinde partinin üstünde baskı yaratılması, başta eski Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş olmak üzere pek çok HDP’linin hapiste tutulması, HDP ile diyalog kurulmasının bile “terörle işbirliği” olarak lanse edilmesi, HDP’ye yönelik saldırıların artması ve çoğunluğu Kürt olan 5 milyondan fazla vatandaşın oyunu alması beklenen partinin tamamen meşru siyaset zeminin dışında görülmesi, HDP (Yeşil Sol Parti) seçmenlerinde Türkiye’ye yönelik tamiri zor duygusal bir kopuşa yol açıyor olabilir.
Terörle mücadele ederken Kürt sorununun çözümü için TBMM’yi adres gösteren Kılıçdaroğlu, bu mesajıyla Kürtlerin devletin ve milletin ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlatıyordu.
Kılıçdaroğlu'nun Kürt meselesi konusundaki genel tutumu da HDP ile diyaloğu neredeyse terör kapsamına sokan iktidar partisinin TBMM’yi dışarda bırakan, şeffaf olmayan ve terörle mücadeleyi zafiyete uğratan çözüm sürecindeki hatalarını, kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ın 2019 yerel seçiminden önce TRT’ye çıkarılmasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Sivil siyasetin esas alındığı, partiler arası diyaloğun arttığı ve elbette terörle mücadelenin de kesintisiz sürdüğü yeni bir yol öneriyor.
Emek ve Özgürlük İttifakı’nın da Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayarak karşılıksız şekilde Kılıçdaroğlu’nu destekleyecek olması, belki milliyetçi muhaliflerin bir kısmının tepki oylarını Muharrem İnce ya da Sinan Oğan’a kaydırsa ve Cumhur İttifakı seçmenini konsolide etme riski taşısa da siyaseti kimliklere sıkıştıran ve seçimleri kimlik sayımına dönüştüren zihniyeti “eşit yurttaşlık temelinde ve sivil siyaset eliyle” değiştirme fırsatı sunuyor.
“Alevi”
Türkiye’nin kimliklerle ilgili tek konusu Kürt meselesi değil. Aleviler de kimlikleri, talepleri ve uğradıkları ayrımcılıklar sebebiyle sık sık tartışma konusu olageldi. Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması da uzun yıllardır herkesin bildiği bir sır gibiydi.
Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, 12 Haziran 2011 seçimi öncesindeki bir mitinginde “Biliyoruz ki Sayın Kılıçdaroğlu Alevilik kültürüyle yetişmiş bir insandır. Alevidir.” demiş, destekçilerinin bu ifadeden sonra Kılıçdaroğlu’nu yuhalamasına göz yummuştu. Kılıçdaroğlu ise seçimden sonra Habertürk'e verdiği mülakatta, "Etnik kimlik ve din üzerinden siyaset yapmayı ahlaklı bulmadığını ve reddettiğini" söylemişti. Ayrıca ilk kez, "Evet Aleviyim. Bu ne zamandan beri suç sayılıyor bu ülkede? ‘Hakkınızı helal edin’ diyen biri, başkasının inancını sorgulamaz." cümlelerini kurmuştu.
Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecinde de -çok çirkin bir şekilde- Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği farklı kesimler tarafından hatırlatılmış ve halktan destek bulamayacağı ima edilmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun görmediği seccadeye bastığı fotoğrafının yayılmasının ardından “Manevi değerlere hassasiyeti olmayanın seccadede gözü olmaz” demişti. Fotoğraf için özür dileyen Kılıçdaroğlu “Samimi Müslümanlar beni anladı. Peki bu işin tutmayacağını bilmez mi Erdoğan? Derdi başka. Bu onun imalarından. Çıkar ağzındaki baklayı. Söyle de rahatla.” ifadeleriyle Erdoğan’ın Alevi kimliğine gönderme yaptığını ima etmişti.
Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz günlerde paylaştığı ve çok kısa sürede 100 milyon görüntülenmeyi geçen videosunda “İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım, ben Aleviyim. Hak Muhammed Ali inancıyla yetişmiş samimi bir Müslümanım. Alevi olmaz diyen bu sisteme, doğru olan, dürüst olan, ahlaklı olan olur, diyecek misin? Bu ayrıştırıcı sistemi kökünden yıkmaya hazır mısın?” Artık kimlikleri konuşmayacağız, başarıları konuşacağız. Artık ayrışmaları ve farklılıkları konuşmayacağız, ortaklıklarımızı ve ortak hayallerimizi konuşacağız. Bu değişim seferimize katılacak mısın?" sözlerini sarf etmişti.
Bu sözlere Saadet Partisi ve Gelecek Partisi gibi muhafazakar ittifak ortaklarından yüksek sesli destekler geldi. Meral Akşener, "Böyle bir açıklamayı yapmak durumunda hissettiği için kalbim çok acıdı." yorumuyla Kılıçdaroğlu'nu destekledi.
Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı, kimliğini sahiplenerek tüm kimliklerin bir arada, eşit ve kardeşçe yaşamını, kimlik tartışmalarının geride bırakılmasını savunması çok ses getirdi. Yaygın kanı, yaptığının "tabuları kırmak" anlamına geldiğiydi.
Video paylaşıldıktan sonra iktidar cenahından ağır eleştiriler duyuldu. Kılıçdaroğlu, “fitne saçmakla”, “kimlik üzerinden siyaset yürütmekle”, “bölücülük yapmakla” suçlandı. Adıyaman'da Kılıçdaroğlu'na yönelik fiziksel saldırı girişimi yaşandı. Cumhuriyet'in haberine göre HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim'i Alevilere yönelik katliamlara yönlendirmekle anılan İdris-i Bitlisi'nin mezarını ziyaret etti.
Oysa Kılıçdaroğlu bizi yine eşit yurttaşlık temelinde tüm kimliklerin bir arada kardeşçe yaşadığı, siyasetin kimlik kavgalarından arınıp vatandaşların gerçek ve yaşamsal dertlerini çözmeye eğildiği, kimlik temelli kutuplaşmaların azaldığı bir ülkeye, bir zihniyet değişimine davet ediyordu.
Kılıçdaroğlu’nun zihniyet değişimi çağrısının nasıl karşılık bulduğunu 14 Mayıs akşamı göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Zaman da matematik de Kılıçdaroğlu'nun yanında
26 Nis 2023

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



